Bayrağını kapan ülkede yaşanan şiddet, terör saldırılarına karşı sokaklarda kendi üslubunca tepkilerini dile getiriyor.
Milletvekillerinden, milletvekili adaylarına, iş adamlarından, TUSİAD,MUSİAD, TOBB’den işçi sendikalarına herkes farklı tondan, kimi korkudan,kimi çıkarlarından, kimi gerçek yurtseverliklerinden, kimi ırkçılığından sokaklarda.
Kısaca kimi bilerek, kimi süreçten kopmamak üzere mutlaka bir şeyler söylemek adına açıklamalar yapıyorlar. Önemli olan doğru tutum almaktır.
Bu konuda açık net olarak Birleşik Kamu-İş’e bağlı Eğitim-İş ve Demokrasi Platformunun sesiz yürüyüşü önemliydi.
Eğitim-İş Zonguldak Şube Başkanı Metin Kahveci Siyah Çelengini aldı ve gitti AKP’nin kapısına şu mesajı verdi.“Şuan Türkiye’de yaşanan sıkıntıların, gelen şehit cenazelerinin, yaşamını yitiren yüzlerce yurttaşın,yakılan,yıkılan evlerin yurtların sorumlusu sensin”dedi.
Bugün sokakta her vatandaş, 7 Haziran sonrasında tırmanan şiddet ve terörün asıl sorumlusunun Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu, 400 milletvekili alamayarak gerçekleştirmek istediği Türk Tipi Başkanlık Sistemini yaşama geçiremediğinden dolayı olduğunu söylüyor.
Aslında Türkiye’de söylenmeyen ama hissedilen iki ana konu daha var.
Birincisi; Herkesin dilinde Cumhurbaşkanı’nın seçimleri yaptırmamak için bu savaşı çıkardığı.
İkincisi; buna bağlı olarak bu ortamın oluşmasının en belirgini ise kitlelerin gözünde sorumlu gösterilmeye çalışılan ve itibar kaybını yaratılmaya çalışılan HDP ve HDP’nin eş başkanlarından Demirtaş ya da Yüksekdağ’ın bir suikast sonucu öldürülmesi ve ülkenin çıkmaz sokağa itilmesi.
Bu çaba CHP’nin (hatta MHP’nin de) direnişini güçleştirecek; buna karşılık Erdoğan zaferinin kendisine bahşedeceği ve zafer arabasına bağlayacağı yeni güçlerle, yeni saldırılara girişmek için de daha büyük bir güç ve cesaret bulacaktır.
Bu tehlikeli tırmanış sessizce uygulamaya konularak halklar arasında kavga ve savaş çıkarmak ve sonunda da klasik devletçi mantıkla ya seçimleri uzun süre ertelemek ve sonunda da da askeri göreve çağırmak.
Buda daha çok çatışma ve iç savaş hatta ülkenin bölünmesine kadar götürecek yeni bir aşama olarak görülebilir.
Eğitim-İş Şube Başkanı Metin Kahveci işte böylesi bir zamanda yöntem olarak hedefi doğru gösterdi.
Eksik olan “Recep Tayyip Erdoğan İstifa”demedi.Çünkü bu durumdan sadece Erdoğan karşıtları değil,AKP tabanının oldukça rahatsızlık yarattığı da biliniyor.
Bugün verilmesi gereken en önemli mesaj;
Cumhurbaşkanını istifaya çağırmak, savaşın ve şiddetin sorumlusu olduğunu yüksek sesle söylemek ve buna bağlı olarak arka üst akılda yapılması planlanan seçimlerin ertelenme isteğini boşa çıkarmak.
Çünkü, eşitlik, adalet, barış ve bir arada yaşamanın ana anahtarı seçimlerin yapılarak halkın tercihlerine saygı duyulmasını sağlamaktır.
7 Haziran öncesini düşünün neden milyonlarca insan “HDP barajı aşmalıdır” diyerek gitti oy verdi.
Toplum o gün doğru bir tutumla Erdoğan’ın ne yapmak istediğini gördü de odan.
Peki bugün neden göremi yor,çünkü klasik devletçi mantık devreye girdi 90’ların dili geri geldi.
Evet, krizler aynı zamanda nereye doğru gittiğimizin de anahtarını verir hepimize.
Ya demokratik devlet ya da barbarlık.
Kararı siz verin
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
