Cumhuriyet Gazetesi’nin 18.09.2015 tarihli nüshasının ekonomi sayfasında TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın açıklaması var, şöyle: “Son 10-15 yılda azımsanmayacak bir dönüşüm yaşandı, bu dönüşüm, birlikte yaşama kültürünü güçlendirdi ve hepimize daha fazla demokrasi getirdi. Ama bugün bu kazanımlarımız büyük bir tehdit altında. Toplumumuzun renkleri arasındaki ciddi güvensizlik, beraber yaşama ortamımızı zedeleme noktasında. PKK terörü nedeniyle yapılan gösterilerde insanlar birbirlerine ve basın organlarına saldırıyorlar; bunun yerine daha çok empati yapmamız gerekir”, demiş. Bu açıklamaya karşın aynı sayfada Özlem Yüzak’ın da bir yazısı var. Sanki Tuncay Özilhan’a yanıt veriyor…”Çözülme” başlıklı yazısıyla. Özlem Yüzak“zenginleşmiyoruz, yoksullaşıyoruz, son kur çıkışıyla kişi başına düşen gelir 10 bin doların altına düştü, nüfusun yüzde birinin serveti son 12 yılda yüzde 39,4 ten yüzde 54,3’e çıktı. Geriye kalan yüzde 99’unki yüzde 60,6’dan yüzde 45,7’ye geriledi, yeni yatırım yok, batık krediler 40 milyarı geçti, 16 bankanın elindeki gayrimenkul sayısı 6 bin 678’e ulaştı, 15 milyon kişi tüketici kredisi kullanarak hayatını idame ettirmeye çalışıyor, adalet, güvenlik, eğitim çöktü, suç işleme 2 kat, fuhuş 3 kat, kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı, uyuşturucu kullanımı yaşı 9’a kadar düştü.Yolsuzluklar affediliyor, esnaf ve sanatkârlara asayiş, askerlik, polis görevi veriliyor, muhtarlara ispiyonculuk görevi. Kürtlere, mallarına ve HDP binalarına saldırılar yapılıyor”diyor. Bende ekleyeyim: Hak arayan tüm vatandaşlar: işçiler, çiftçiler ve öğrenciler ile çevreciler devletin faşist saldırıları altında eziliyorlar. Sendikasızlar ise gezen cenazelere benziyorlar!
Yukarıda bahsi geçen Türkiye’de servet dağılımıyla ilgili konuyu biraz deşelim: Aynı günün Cumhuriyet Bilim Teknik dergisinde Bayram Ali Eşiyok tarafından yazılan “Servet dağılımında artan eşit eşitsizlikler” başlıklı yazısında, Türkiye’de 2014 yılında 10 bin doların altında serveti bulunan yetişkinlerin oranı yüzde 73,3. Demek ki, yetişkin nüfusunu 52 milyon sayarsak 39 milyon yetişkinin serveti 10 bin doların altında. Bu arada servet dağılımındaki son 15 yıllık değişim de şöyle: nüfusun yüzde 1’inin aldığı paylar: 2000’de yüzde 38.1, 2004’de yüzde 40.6, 2009’da yüzde 45.4, 2014’te 54.3. Nüfusun yüzde 99’unun aldığı paylar: 2000’de yüzde 61.9, 2004’de yüzde 59.4, 2009’da yüzde 54.6, 2014’te yüzde 45.7… Sanıyorum Tuncay Özilhan’ın son 15 yılda bahsettiği kazanım bu(!) yüzde 1’in servetinin 15 yılda yüzde 42.5 artması. Dünyadaki en kötü dağılımda da ilk 5’in içinde Meksika, ABD, Şili, İsrail’le birlikte!
Yalnız benim anlamadığım bir şey var?! TUİK yayınlarına göre gelir dağılımı aynı dönemde iyileşmiş; yani birinci yüzdelik dilimin aldığı pay 2002’de 5,3 iken 2011’de 6.5’e yükselmiş; son yüzde 20’lik dilimin aldığı pay da 2002’de yüzde 50.0 iken yüzde 45.2’ye düşmüş. Herhalde 2015 yılı itibariyle yüzde 40’a kadar düşmüştür.
Şimdi bu gelir dağılımı değişimi en zengin yüzde 20’nin yüzde 20 aleyhine oluyorsa servetleri nasıl yüzde 42,5 artabiliyor? Bu çarpık gelişmenin sebebi nedir? Benim anladığım şudur: Türkiye’de o kadar büyük bir kayıt dışı gelir var ki insanlar suya sabuna dokunmadan, sessiz ve derinden giderek çuvallarını para ile dolduruyorlar. Sonra devletin karşısında suspuslar ve devlete puta tapar gibi tapıyorlar korkudan!. Bu kayıt dışı ekonominin ve gelirin, kayıt altındakinin yüzde 65’ine yaklaştığı yazılıyor. Kayıt dışı eklendiğinde gelir dağılımı hesabı nasıl olur acaba?..
Bu şartlardaki serbest ekonominin nesine güveneceksin? Tam bir anarşi; kimin ne yaptığı, nasıl yaptığı belli değil. Kimse bu konu da karar alamaz, devlet bile. Bu anlamda devletin yönettiği ekonomi boş bir çuvala benzer. Ekonomisi bu kadar kayıt dışı olan ülkede ne ahlak, ne hukuk olur, ne huzur ve ne de sağlıklı bir gelişme…ne de din iman!
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
