George Orwell’ın 1984 adlı romanından, sayfa 51:SAVAŞ BARIŞTIR, ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR, CAHİLLİK GÜÇTÜR. Orwell bu romanını 1948 yılında yazmış ve adını 1984 olarak değişirmiştir. Roman gelecekte nasıl bir dünyayı kurguladığını anlatmaktadır.

Sayfa 217: “Tartışmalı bölgelerin tümünde değerli madenler bulunmakta ve kauçuk gibi daha soğuk iklimlerde, daha rahat yöntemlerle yapay biçimde üretilmek zorunda kalınan önemli bitkisel ürünler yetişmektedir. Ama en önemlisi, buralarda bitmez tükenmez bir ucuz emek kaynağı bulunmasıdır. Ekvatoral Afrika’yı, Ortadoğu ülkelerini, Güney Hindistan’ı, denetim atına alan devlet, boğaz tokluğuna, başını kaldırmadan çalışan yüz milyonlarca ırgatın bedenlerini ele geçirmiş olur. Bu bölgelerin neredeyse köleleştirilmiş insanları, durmadan bir istilacıdan bir başka istilacının eline düşerken, daha çok üretme, daha çok toprak ele geçirme, daha çok işgücü denetleme, daha çok silah üretme yarışında kömür, petrol gibi kullanılırlar. Aslında çarpışmaların asla tartışmalı bölgelerin sınırlarının ötesine geçmediği bilinmelidir. Avrasya’nın sınırları Kongo Havzası’yla Akdeniz kıyısı arasında gidip gelir; Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus Adaları Okyanusya(ABD) ile Doğuasya(Çin) arasında durmadan el değiştirir; Moğolistan da Avrasya(Rusya ve Avrupa, (İngiltere hariç)) ile Doğuasya arasındaki sınır çizgisi sürekli değişir; üç büyük devlet de, büyük ölçüde ıssız ve keşfedilmemiş yörelerden oluşan, Kutup çevresindeki uçsuz bucaksız topraklarda hak iddia ederler. Ama güç dengesi hemen hemen hiç değişmez ve her süper devletin ana topraklarına hiçbir zaman dokunulmaz. Üstelik Ekvator bölgesindeki sömürülen halkarın emeği aslında dünya ekonomisi için hiç gerekli değildir. Çünkü ürettikleri her şey savaş için kullanılır”. Afrika, Ortadoğu halkları iç savaşa sürüklenerek ellerindeki varlıklar silahla değiştirilerek ellerinden alınmıyor mu bugün?

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Engin Yıldızoğlu’nun 1 Ekim 2015 tarihli makalesinden: “Bir Çin bedduasındaki gibi “ilginç” zamanlarda yaşıyoruz. Son örnek Suriye: Rusya girdi, Çin geliyor. Dünyanın düzeni, yönü belirsiz bir geçiş süreci yaşıyor. Kaygı verici olasılıklar şekilleniyor gözlerimizin önünde. En kaygı verici olan da büyük güçler arasındaki çatışmalara ilişkin. Geçen günlerde gerçekleşen Birleşmiş Milletler oturumlarından, Obama, Putin ve Xi görüşmelerinde gündeme gelen jeopolitik pazarlıklardan da yararlanarak bir büyük resim oluşturmayı denemek gerekir sanırım.

ABD, Çin ve Rusya’nın birbirlerinden farklı, çok iyi yönetilmezlerse büyük küresel çatışmalar yaratabilecek sorunları, projeleri var. ABD gerileyen bir hegemonyacı güç. ABD yönetimi bu gerilemenin, kimi bölgelerde ama özellikle Ortadoğu’da yarattığı iktidar boşluğunun getirdiği riskleri, yükselen bir güç olan Çin’in dünya sisteminde yarattığı basınçları yönetmeye çalışıyor”.

Bende neden Çin bu kadar kısa zamanda(40 yıl) bu hızla büyütülüyor? Diyordum. Her yıl ortalama yüzde 10 büyüdü Deng Hisio Ping’den beri. Ve Avrupa, Rusya, ABD ve diğer tüm kapitalist ülkeler ucuz ticari mal satın almak için Çini desteklediler. Fabrikalarını oraya taşıdılar, üretimden vaz geçip ucuz meta aldılar. ABD de 3 trilyon dolar kadar borçlandı. Demek ki dünya “iki kutuplu” olmaktan “üç kutupluya” geçti; sistemin destekleriyle!

Bizde soruyoruz: Yahu bu Ortadoğu’nun hali ne olacak? Diye. Bu kadar terör örgütü neden var oldu? Bunlara bu kadar silahı kimler, neden veriyorlar? Bu salak halklar neden birbirlerini boğazlıyorlar? Bu boğazlama aynı futbol maçına benziyor. Kim ne kadar insan(asker, polis veya sivil) öldürmüş? Kiminki fazla, kiminki az!..Nasıl öldürüyoruz kendi çocuklarımızı? ABD için mi, Rusya için mi veya Çin için mi? Bu ölümlerin tamamı onlara yarıyor çünkü!

Bu yazıyı “Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı”na ve dünyanın tüm terör örgütlerine ithaf ediyorum. Gözlerini, kulaklarını ve beyinlerini açsınlar diye!


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.