Bu hafta gazetenin özel haberi kentimizdeki göçmenlerin durumuna kısada olsa bir göz atmak ve kamuoyunda dikkat çekmek.
Zonguldak’ın genel yapası gereği göçmenlik hukukuna en uygun kentlerin başında gelmesi.Cumhuriyet döneminde yeraltı zenginliği olan Taşkömürü ile ilgili olarak aynı zamanda köyden kente göçünde yol güzergahlarının başında gelen kentimiz yıllarca iç göçe öncülük etmiştir.
Bir dönem “Türkiye’nin Almanyası”olarakta anılan kent Anadolu’nun ner noktasından insanları bağrına basmış bir kent şimdilerde ise yaklaşık sayıları 1500’leri bulan Ortadoğu ülkelerinde yaşanan Savaş ve Yıkım nedeniyle kentimize gelen Irak’lı, Suriyeli göçmen yurtaşlardan Irak’tan savaştan kaçarak kentimize gelen yüzlerce Irak’lıdan yanlızca biri olan Safa ve onun ailesiyle konuştuk.
Irak’ta Doktorluk yaptığını söyleyen Safa, “Buraya gelmek zorunda kaldık, bütün düzenimiz bozuldu şimdi bir döşemecide çalışıyorum Irak’da doktorlukta pek para yoktu, şimdi Allaha şükür kazanıyorum. Haftada iki yüz elli lira kazanıyorum, tek çalışan ben değilim, oğlum da benimle çalışıyor o da haftada iki yüz lira kazanıyor.Açıkçası savaş bittikten sonra geri dönmek istiyoruz, her ne kadar şu an durumumuz iyi olsa da ülkemizi özledik, akrabalarımızı özledik, toprağımızı özledik savaşın bir an önce bitmesini istiyoruz. Kendi ülkemizden, topraklarımızdan, vatanımızdan sürüldük, ayrılmak zorunda kaldık, hangi ülke vatandaşı olursa olsun kimse böyle bir kader yaşamayı hak etmez, ama biz yaşıyoruz. Umarım bir an önce savaş biter ve biz de toprağımıza kavuşuruz“dedi.
Alt emperyalist aşamaya ulaşmış olan Türkiye’nin önünde duran ve çözmesi gereken sorunlardan biri. Türkiye bir nedenle ister savaş nedeniyle isterse Çağ’ın gerektirdiği, üretim ilişkileri nedeniyle bu sorunla karşı karşıya.
Kentimizde 1500-2000 leri bulan göçmenlerle ilgili olarak hepimize ayrı ayrı görevler düşüyor.Her ne kadar bu göçmenler iktidarların politikaları nedeniyle buralara kadar gelmişse de, temel insan hakları, kardeşlik hukuku çerçevesinde, emek ve dayanışma adına mutlaka yardımlaşma çalışmaları, dayanışma biçimlerine ihtiyaç var.
Özellikle Demokrasi Platformu gibi kentte, insan hakları, çalışma yaşamı ve toplumsal duyarlılıkta epeyce mesafe kat etmiş olan dostlarımız bu konuda mutlaka kafa yormalılar, mahallerde zor yaşam şartlarına rağmen, savaştan ve yıkımdan kaçmış olan bu yurttaşlara mutlaka dayanışma elini uzatmalılardır.
Demokrasi Platformu bileşenlerinden Zonguldak Barosu,Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) mutlaka oluşacak bu çalışmanın içinde yer almalıdır.
Çünkü Irak’lı Safa’nın en çok dert yandığı konu, kimliksizlik sorunu.
Bakın ne diyor Safa, “Hasta olduğumuz zaman hastaneye gidemiyoruz. Burada doğan bir çocuğumuz var şu an hasta nesi olduğunu bilemiyoruz, sürekli ağlıyor ve geceleri uyumuyor gerçi ben doktorluk yaptım ama çocuğun genel bir muayeneye ihtiyacı var.Doktora gidecek imkanımız yok çünkü doktorlar çok para istiyor sosyal güvencemiz olmadığı için büyük sıkıntı, kimlik sıkıntılarımız var kimlik yok, doktora gidemiyoruz”
Atilla Kaya
Susma Dostu, Çağdaş HASAD Başkanı, Sakatlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi dostumuz, kardeşimiz Atilla Kaya yaşamının bir parçası haline gelen böbrek yetmezliği sonucu ortaya çıkan rahatsızlıkla mücadele diyor. Ankara Başkent Hastanesinde tedavi gören dostumuza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
