Büyük usta, gazeteci Çetin Altan’ı da kaybettik. Işıklar içinde yatsın, ruhu şad olsun! Toplumun güzelliği, kalitesi ve aydınlığı için emek veren büyüklerimizi birer birer kaybediyoruz. Kendimi öksüz kalmış çocuk gibi hissediyorum. Okunacak, izlenecek insan sayısı ya azalıyor veya artmıyor gibi geliyor bana! Sistem gözleri kör, kulakları sağır ediyor,  beyinleri çarşaflarla kapatıyor; görmesinler, duymasınlar ve düşünmesinler diye…

Ülkemi düşünüyorum, Ortadoğu’yu, Afrika’yı, Avrupa’yı, Amerika’yı ve Asya’yı düşünüyorum. İnsanlığın, çevrenin çektiği acıları anlamlandırmaya çalışıyorum, bir türlü anlayamıyorum. Ne insanlık hak ediyor bunca işkenceyi ne de çevre… Ama elbette bu çilelerin sebebi var: sebep güçlü, en güçlü olmak arzusu…Kendilerini insanlığı, çevreyi yok ederek, emeği sömürerek zengin olanlar, bu üstünlüklerini sürdürmek için saldırıyorlar, saldırtıyorlar.

İnsanlık ve dünya bunca saldırıya göğüs germek için ne yaptı? İnsanlık çalışıyor ve üretiyor, doğa da çalışıyor ve üretiyor. Tüm çalışmadan, üretmeden yaşayan ve hatta zengin olanların rızkını bu iki varlık sağlıyor ama zenginler hem öldürmeye hem de yok etmeye devam ediyorlar ve bir türlü doymuyorlar.

Bu kötülüğün iki nedeni var; birisi cahillik diğeri satılmış insanlar. Tüm geri kalmış veya bıraktırılmış halkları bu “satılmış insanlar” yönetiyorlar. Kendi halklarını aldatıyorlar, sömürüyorlar, yoksullaştırıyorlar, cahilleştiriyorlar ve emeklerini, doğal varlıklarını, beyinlerini satıyorlar; hatta öldürüyorlar, öldürtüyorlar(Tüm dünyada yoksullar yoksulları öldürüyor ama ABD, Avrupa, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa yurttaşları ölmüyor).

Bu konuda Birleşmiş Milletler Örgütü hakkında bilgi edinmek için bilgisayara girdim. Örgütün güvenlik birimi 15 üyeden oluşuyor ve 5 üyesi daimi üye. Daimi üyeler ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa; diğer üyeler iki yılda bir genel kurul seçimiyle geliyorlar. Bu daimi 5 üyeye bakınca en sakıncalı ve sömürücü üyeler olduğunu görüyoruz. Tümünde kapitalizm hatta Rusya’da ve Çin’de vahşi kapitalizm var. Tümünde “atom bombası” var; dünyada en çok silah satan bu ülkeler. Tüm dünyada çıkarlarına aykırı yönetimleri düşürmek için kargaşa, savaş çıkarıyorlar veya yoksul ülkeleri birbirlerini tüketsin diye destek veriyorlar. Dünya’nın en borçlu, en çok dış yatırımı olan ve kapitalizme endeksli bilimsel gelişme, teknoloji sahibi ülkeler. Yani bu dünyanın güvenliğini sağlamakla görevli Birleşmiş Milletler Örgütü Daimi Üyeleri dünyanın da sahibi olmuş oluyorlar.

İnsanlığın içinde bulunduğu bu bataklıktan çıkması için önce tüm dünyanın “geri bıraktırılmış” halkları birleşmeli ve bugünkü Birleşmiş Milletler Teşkilatı hukukunu baştan aşağıya değiştirmelidir; özellikle “güvenlikten sorumlu komisyon “un yapısını. Tüm Kıtalardan 3’er ülke katılmalıdır. Hatta tüm kıtalarda Birleşmiş Milletler Teşkilatının “şubeleri” olmalıdır. Bu teşkilatlar demokrasiyi, bilimsel kalkınmayı, ekonomik gelişmeyi desteklemelidir.

xxxxxxxxxx

1 Kasımda yine sandığa gidiyoruz, birilerinin keyfi için! Hâlbuki 7 Haziranda sözümüzü söylemiştik meclise giren partilere. Bu geçen dört ay içinde aklın ve mantığın almadığı, hukuka ve vicdanlara sığmayan çok acı olaylar yaşadık: kardeşkanı, gözyaşları ve ruhumuzu akıttık ummanlara! Elbette bunun sorumluları bedellerini ödeyecekler. Bu dünyada her şeyin bedeli vardır zira…

Oyumu bana bu acıları yaşatanlara, halkımızı sefalete ve cehalete sürükleyenlere, köleleştirenlere karşı; bilimsel, ekonomik kalkınmaya, barışa, özgürlüğe, bağımsızlığa, adalete, demokrasiye ve eşitliğe vereceğim.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.