30 Kasım-11 Aralık 2015’te Paris’te toplanacak BM İklim Değişikliği Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP21) kapsamında gezegenin yeni iklim politikası belirlenecek. Diğer yandan Türkiye’de, 15- 16 Kasım 2015’te düzenlenen G20 Zirvesinde iklim değişikliğine neden olan küresel emisyonların yüzde 74’ünden sorumlu G20 temsilcileri, Antalya’da iklim değişikliğinin ekonomik boyutlarına dair konuları tartışıyor olacaklar.
Diğer yandan G20’lere mesaj vermek amacıyla Kilimli İlçesi Çatalağzı Beldesi’nde Yaşanabilir Zonguldak Platformu öncülüğünde, “Fosil yakıtlara teşvikleriniz bizleri öldürüyor”mesajını verdiler. İşte tamda bu konuların konuşulduğu günlerde bizlerde Zonguldak’ın bölge ve Türkiye’nin Taşkömürü Havzasında üretim yapan Özel Sektör ne yapıyor, “Koyun Can derdinde iken Kasap et derdinde” misali konuyu tartışmaya, çözüm üretmeye kamuoyu sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışalım istedik.
Susma Gazetesi olarak Zonguldak’ta özel maden işletmeciliği yapan Akkurt Maden işletmesini gezdik, işletme müdürü Ali Özcan ve Maden Mühendisi Umut Akkurt ile iş yaşamı, madencilik ve ekonomi üzerine konuştuk
Susma: Şu an kaç metrede üretim yapıyorsunuz?
Cevap: Şu an Nazifoğlu damarındayız. Burada taban yolu çalışmamız var. Nazifoğlu damarı normalde havzamızda 80 santim ila 2-2,5 metre çapında kömür damarları değişiyor, otuz beş ile elli derece arasında eğimleri var. Şu anda 175 kotundayız. 230 kotuyla damarların üst taban yolu alt taban yolu bağlantılarını yapıp yönlü veya ilerletmeli göçük ayak şeklinde panolar hazırlayıp, bu panolarda üretim yapıyoruz. Kömür damarı iki taş tabakası arasında belli eğime sahip iki kot arasında uzanır. İki taş arasında yukarıdan aşağıya doğru uzanır ve biz lağımla geliyoruz. Damarı kestikten sonra bu damarın içinden kendimize yol açıyoruz. Aynı yolu üstten 230 kotu diyelim yaklaşık 76 fitte baca mesafesi yapılır baş yukarı mesafesi eğimli çıktığımız için bu yolu yukarıda da açıyoruz. Sadece kömürün içinde ilerleyerek üst kottaki taban yoluna bağlıyoruz, bağladıktan sonra sarma çalışarak üretim yapıyoruz. Direk olarak sadece çam, meşe, bazı bölümlerde kayın kullanıyoruz. Ağaç tahkimatı da demir tahkimatı da yapıyoruz.
Susma: Çıkarılan kömür temiz ve kullanıma hazır mı oluyor?
Cevap: Damarın içinde tamamı temiz kömür olmuyor, tabanın yada kömürün aralarında şist dediğimiz kömür olmayan toprağımsı tabakalar var onları da kazıyoruz, onlarda kömürün içine karışıyor. Biz kazma işimizi bitirdikten sonra lavuara gönderiyoruz. Orada kömür işlendikten sonra temiz kömür olarak ayrıştırılıyor.
Susma:Maden yasasının değişmesiyle birlikte bir takım iyileştirmeler oldu, şu an işçiler kaç saat çalışıyor ne kadar maaş alıyor?
Cevap: Şu an 3 vardiya işçi çalışıyor, yaklaşık olarak 6 saat 15 dakika olarak çalışıyoruz. Daha öncesince madenci arkadaşlarımızın maddi sıkıntıları çok oluyordu. Zonguldak şartlarını biliyorsunuz mağlum, arkadaşlarımızın da maaşları düşüktü. 10 Eylül’deki yasadan sonra arkadaşlarımızın maaşlarında iyileştirmeler oldu. Maaşlar çift asgari ücrete çıktı.
Susma: Peki bu yeterli mi?
Cevap: Elbette yeterli değil ama dünya ve Türkiye’de kömür piyasasına bağlı olarak kömürün bir fiyatı var. Şimdi siz sattığınız kömürden elde edeceğiniz parayla bu arkadaşlarımızın paralarını veriyorsunuz, şu anda kömür piyasası dünyada ve ülkemizde düşük seyrettiği için, bu alanda pazar sıkıntısı yaşanıyor, biz santrallere kömür verdiğimizde onlar kömüre düşük fiyat veriyorlar. Bu nedenle işveren, arkadaşlarımızın maaşlarını, sigortalarını, diğer maliyetleri karşılamakta zorlanıyor.
Bizim şirketimizde şu anda zor ayakta duruyor diyebilirim. Ama hükümetin madenciye vermiş olduğu iyileştirme teşvik sözleri var. Teşvik konusunda işverenleri desteklerse hükümet, işveren de rahatlayacaktır. Bizim şirket olarak tek sıkıntımız maddi sıkıntı. Çünkü birçok şey kredilerle dönüyor.
Susma: Rödovansın kalması gündeme geldi bu konuda ki düşünceleriniz nelerdir?
Cevap: Rödovansın kalması gündeme geldi evet, umarım yakın zamanda sonuç elde edilir. Gerçekten maliyetlerimiz çok fazla. İşçilerin maaşları, direk maliyeti, tahkimatta kullandığımız direk demirbağ, enerji maliyetleri var. Bunlar çok ciddi rakamlar eskisi gibi artık direk de ucuz değil oldukça pahalı. Bu tür maddi sıkıntılardan dolayı şu anda özelikle Zonguldak’ta kömürcüler büyük sıkıntı yaşıyor tabi ki şirket olarak bizde yaşıyoruz. Ama işçi arkadaşlarımızı işsiz bırakmamak, burada yapılan üretimi ülke ekonomisine kazandırmak adına bir takım güçlüklerin üzerinden gelmeye çalışıyoruz.
Susma: Bu durumda devlet teşvikleri varmı?
Cevap: Devletin, hükümetin madencilik sektörünü teşvik etmesi lazım. Çünkü biz sanayinin enerjinin, demir çelik sektörünün ham maddesiyiz. Şu anda Türkiye’de demir çeliği eritebilecek koklaşabilir kömürün üretildiği yer Zonguldak’tır. Bizim kömürümüz yüzde yüz koklaşabilir kömürdür.
Koklaşabilir kömür demir çelik fabrikalarında haddanelere girer, haddanederden de içindeki zararlı gazlar uçucu gazlar çıktıktan sonra tamamen karbonumsu kok kömürü kalır. O kömür yandığında yaklaşık dokuz bin- dokuz bin beşyüz derecede yani 8000 ile 9000 derecede 9000 bin kalori arasında ısı vererek demiri eritir. Demiri eritebilecek tek madendir kok kömürü yani biz demir çeliğin ham maddesiyiz.
Kok kömürü dünyanın çeşitli yerlerinde çıkıyor fakat Türkiye’de sadece Zonguldak’ta çıkıyor. Merkez Kilimli, Karadon, Amasra ve Ereğli’deki tamamen koklaşabilir kömür değildir. Havzada kömürün oluşumuyla ilgili bir durum bu. Kömür milyonlarca yılda oluşan bir maden. Zonguldak’ın bitki yapısı, arazi şartları, jeolojik şartlarından koklaşabilir kömür meydana gelmiş. Orhan Veli’nin bir şiiri var. ” Siyah akar Zonguldak’ın deresi, Yüz karası değil kömür karası, böyle kazanılır ekmek parası”.
Susma: Günlük üretim planınız nasıl?
Cevap:Üretimle ilgili olarak işçilerimize günlük bir kota vermiyoruz. Bunu yapan şirketler var ama biz yapmıyoruz. Biz arkadaşlarımıza tertipte çalışma saatlerinde yapabilecekleri kadar iş veririz ve o işi bekleriz. O işten ne kadar kömür çıkarsa onu çıkarırız, o yüzden bizim üretimimiz biraz değişkendir.
Susma: Üretim alanlarının tümünün bir adı var değimli?
Cevap: Alt taban yolu ve üst taban yolunu birleştiren kömür içinde açılmış yola “başyukarı” tabi baş yukarı gidiyorsa eğer dik açılmışsa kömür içinde onlara “tere” deriz. Eğer tamamen taş tabakası içinde açılmış kuyulara da “bür”, aş içinde açılmış galerilere “lağım”, kömürü kesmek için sürülen lağımlara da “rekup” deriz. Şu an Zonguldak havzasındaki en güvenli ocaklardan birindeyiz.
Susma: En güvenilir ocaktayız demişken Kozlu’da güvenlik nedenleriyle üretime ara verildi bu konuda neler söylemek istersiniz?
Cevap: “Kozlu TTK’da ocaklar kapatılıyor” denildi. Kapatılmadı sadece üretimi durdurdular.
TTK bazı ayakları farklı sistemlerle almış şartlarına uygun sistemler geliştirir, yani aslında yer altında kömür üretmek için bir çok farklı yöntem vardır, bunlardan bir tanesi şimdi “ayakbaşı” dediğimiz üst taban yolunun olmadığı, “karatumba” dediğimiz aslında çalışma sistemi oturtulduktan sonra güvenli bir sistemdir, ama şimdi artık yasalara göre bir ayağın girişi ve çıkışı olması lazım, şimdi “karatumbalı” sistemde çalışırsanız ayağın genelde başı olmaz kılavuzlarla gidersiniz, kılavuzların içindeki kömürü patlatarak alırsınız, onu da şimdi bu iş güvenliği yasasına göre bir ayağın girişi çıkışı olmadığı için “o şekilde bir çalışma olmaz diye” o yöntemi durdurdular. Müfettişler o yöntemle “üretim yapamazsınız” dediler.
Aslında bizim yıllardır yer altında kullandığımız yöntemler şimdi iş güvenliği yasası çıkarılırken madene yönelik bazı sistemlerin ayrıntısına hiç girilmedi ,”bu şekilde, şu şekilde çalışılabilir” diye zannedersem birazcık daha yüzeysel yapıldı bu çalışmalar. Aslında “karatumba” yöntemi belki de yüz yıldır kullanılan bir yöntem. Kömür üretiminde artık hava hızı ve sıcaklık sensörü de bulundurmak zorundayız. TTK’nın da bu konuda eksikleri vardı bazı yerler de bu nedenle durdurdular, hava hızı ve sıcaklık sensörü olmadığı için.
Susma:Hava ısı sensörünün işlevi nedir?
Cevap: Hava ısı sensörü ile ocaktan geçen hava miktarını kontrol edebiliyoruz, hava hızında düşme veya, ani yükselmeler olursa ,hava hızında düşme olursa ocağa vereceğiniz hava miktarı azalır, buda ocakta metan gazı gibi çeşitli gazlar çıkıyorsa çalıştırdığınız işçi içinde her gün ocağa belli miktarda hava vermek zorundasınız. Çünkü ocaktaki tozu gazı çıkarması için hava hızı düşerse verdiğiniz hava miktarı azalır, onu kontrol etmek için zaten el cihazlarımızla tetkikler yapıyoruz bu yeni yasayla sensörde kurulması isteniyor, sıcaklık sensörü de şu şekilde kömürün bazı damarlarda kendiliğinden yanması olayı var TTK’ nın bazı damarlarında var bu olay kömür yanmaya başladımı ocak içindeki sıcaklık derece derece artar, tabi ki sıcaklık sensörüde buna yardımcı oluyor, ocak içindeki sıcaklık ani bir yükselişe geçerse, karbonmonoksit gazında da belli yükselmeler olursa anlıyorsunuz ki ocak içinde bir yerde bir kömür yangını başlamıştır. Tabi bunu önlemek için aslında gerekli ama kapatmaya sebebiyet değil tabi zorunlu olması bir yerde iyi oldu, ama “yok hemen burada üretimi durduralım” dan ziyade belli bir geçiş süreci tanınması lazımdı. Çünkü yasa çıktı yasa çıktıktan sonra hemen gelip ocakları kapatmaya başladılar, üretimleri durdurmaya başladılar.
Bununla ilgili bir geçiş süresi tanınabilirdi. Diyebilirlerdi “üç ay, iki ay, altı ay” çünkü bu sensörler Türkiye’de üretilmiyor yurtdışından geliyor, örneğin sipariş verdiğiniz zaman en kısa üç ayda gelir bazen altı ayı falan bulabiliyor, bununla ilgili bir geçiş süresi vermeleri gerekiyordu ama müfettişler onu yapmadılar.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
