Kızılca kıyametin koptuğu Ortadoğu ve Türkiye’de savaş, çocukları aç, susuz, anasız babasız, evsiz yurtsuz bırakırken “Çocuk Hakları Sözleşmesi”nden (ÇHS)konuşmak ne kadar sahicidir, bilemiyorum. Savaş ortamının duygusal yoğunluğunu, ezikliğini, baskı ve öfkesini ancak yaşayan çocuklar bilir herhalde.
Türkiye’de çocuk hakları deyince akla sanki doğaüstü birilerinin ve devletin çocuklara yaşam hakkı bahşediyormuş gibi bir hava geliyor. Doğanın bir parçası olan insanın yaşamına, doğadan başka kimin müdahale hakkı olabilir ki çocuklara böyle bir hak bahşetmiş olsun! Bir genç anne baba düşünün ki, doğadan başka kimden izin alsınlar da çocuk sahibi olsunlar ve o doğaüstü gibi görünen toplumdan, devletten çocuklarına yaşam hakkı istesinler! Yok, böyle bir şey! Bireyin doğuştan doğadan aldığı yaşam hakkını, bireyin elinden doğanın kendisinden başka hiç kimsenin alma ya da kısıtlama gibi bir hakkı yoktur ve olamaz da! Bir tek doğa ona, istediği yaşam hakkını verip vermekte yetkilidir. O, diğer canlılar gibi doğadan bir parçadır, doğa kendi koşullarında onu yaşatır, zamanı geldiğinde tekrar kendine alır. Dışarıdakilerin görevi ise diğer canlılar gibi kendi neslinin devamı için sağlıklı koşullar hazırlamaktır. Yoksa günümüz Türkiye’sinde ve Ortadoğu’da olduğu gibi insanı öldürmek hiç değildir.
Günümüz çocuklarının problemleri “içinde yaşadığı toplumun” problemleridir. Başta günümüz Türkiye ailesinin, toplumunun ve devletinin problemleridir. Çocuktan yararlanma mantığı içerisinde onu eğitmek ve korumak ahlaki değildir. Ahlaki olan varlığını korumak ve kendini geliştirebilecek ortamı hazırlamaktır.
ÇHS kısaca bir bakalım: Çocuk hakları, yasal ve ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip oldukları sağlık, eğitim, yaşama, barınma, fiziksel, ruhsal ve cinsel sömürüye karşı korunma haklarının hepsini birden içerir. Sözleşme, her bireyin 18 yaşına kadar çocuk olduğunu, kimlik edinme hakkı ve aile bağlarının korunması gerektiğini emreder. Çocukların görüşlerini serbestçe ifade edebileceğini, istediği inancı seçebileceğini, onurlarının kırılamayacağını, eğitim hakları olduğunu, ilköğretimin parasız olacağını emreder. Yetişkinler gibi çalıştırılamayacağını, zararlı maddelere karşı korunacağını, bedensel ve ruhsal yönden örseleyecek hiçbir yaklaşıma izin verilemeyeceğini emreder. Çocukların aşağılanarak cezalandırılmayacağını, savaşlardan korunacaklarını, askere alınamayacaklarını, devletin silahlı çatışmalardan ve sonuçlarından koruyacağını emreder. Suça itilenlerin yetişkinler gibi cezalandırılamayacağını, devlet ÇHSni herkes tarafından öğrenilmesini sağlayacaktır, der.
Şimdi gerçeklere bir bakalım: Çocuklar, dünyanın her bölgesinde başta şiddet olmak üzere insan ticareti dâhil her türlü kötülüğe maruz kalıyorlar. Kızlar eğitim hakkından yoksun, cinsel meta olarak alınıp satılıyorlar. “Gelin Çocuklar” ve 1 milyon çalışan çocuk, sömürünün en azgın çarklarında eziliyorlar. Okulda, ailede, toplumda, hele devlette şiddet öylesine kaba hal almıştır ki bir genç, bir çocuk, polis ve asker karşısında korkudan ne konuşabilir ne ağzını bıçak açar. Eli ayağına dolaşır, dili tutulur. Toplumda onuru kırılır mı derseniz, adam yerine konulup da onure edilmenin ne olduğunu zaten bilmez ki!
Savaş koşullarının yaşandığı Türkiye’de, Ortadoğu’da ve Arap coğrafyasında çocuk hakkı denen bir şey abesle iştigaldir. Bunca sorununun yaratıcısının kapitalizmin dişlileri olduğunu artık kapitalistler söylüyor. Zira sözleşme maddelerini çerçeveletip okullara asan ve caddeleri bir baştan diğer başa peygamber sözleriyle süsleyerek kutladıkları halkın belirli gün ve haftalarına kendileri inanıyorlar mı derseniz, bence gülüp geçiyorlar. Hatta çocuk hakkı da neymiş deyip birbirlerine, boş ver cinsinden göz kırpıyorlar.
Sömürenin ve sömürülenin olduğu bir dünyada, savaşlardan çocukların korunması olası mümkün mü ki bu sözleşme yazılmış? Savaşların müsebbipleri akan bunca kanda, çocuk kanı olduğunu herhalde görüyor ve başkalarını suçlayarak insanların gözünü küllemeyi beceriyor ve seçim üzerine seçim kazanmayı başarıyorlar. Halkımız da daha çok çocuk ölümleri için ellerinden gelen desteği esirgemiyorlar. Bir annenin gözüyle bakmakta yarar var ama maalesef bugünün genç anneleri iktidarı daha çok ölüm için mükafatlandırıyorlar.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
