Okullarda her hafta ve güne ideolojik özel mesajlar yükleyerek, Türk İslam Sentezci bir nesil ve bu nesli eğitecek yeni kuşak “kindar bir öğretmen” yetiştirmeyi planlayan devlet, öğretmeni kendine ve mesleğine yabancılaştırma da hayli yol aldı. Onu açıktan “savaş destekçisi” bir konuma getirdi. Yazık!

Yapı taşı, ruh ve bedence sağlıklı özgür bireyler olan bir toplumun oluşmasında okulu sevdiğimiz kadar bugünkü okulla nasıl bir toplum amaçlandığınısorgulamayan bir milletiz. Genç annebabaların üçyaşındaki bebesinin elinden tutup önce bir kreşe, oradan anaokuluna, sonra bir ilkokula koşturarak götürdüklerini görüyoruz. Nasıl da bir merak ve heves içindeler, yürekleri müthiş heyecanla dolu! İnsanoğlu kendisinden sonra gelecek kuşakların doğayla mücadelesinde başarılı olmaları için kendi birikim ve tecrübelerini onlarla paylaşmak istemiş, bilgileriniyeni kuşaklara aktaracak ve eğitecek insanları da yetiştirmeyi ihmal etmemiştir.

Bir ülkenin eğitim politikası o ülkedeki üretim ilişkilerine göre belirlenir. Günümüz Türkiye’sinde kapitalist üretim ilişkileri egemen olduğundan Türk eğitim sisteminin amacı da ülkedekikapitalizmi geliştirmek ve onu uzun süre ayakta tutmak amaçlı planlanmıştır. İktidarı 2002de ele alan Türk İslam Sentezci ideoloji, bugün artık kendine has bir üretim ilişkileri ağı düzenlemek ve eğitim politikalarını da ona göre uygulamak istemektedir. Bu işlevi en iyi burjuva pedagoglarla eğitim araştırmacıları ve akademisyenler bilir. Şimdi iktidar 15 yıllık bir tecrübeyle, kapitalist üretim ilişkilerini İslamileştirecek bir eğitimi uygulamak istemektedir.

AKP iktidarının uygulamalarının nasıl bir sonuç vereceği henüz bilinmezken başta sol çevrelerle Kemalistler ve modern burjuvazi buna güçlü şekilde muhalefet ediyorlar.Örneğin Ahmet Hakan 26 Kasımda Hürriyet’te şöyle diyor: 24 Kasım günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğretmenlere konuşma yapıyor. Tam, “Bir Rus uçağınıdüşürdük” diyor. Başlıyor öğretmenler alkışlamaya. Buna Erdoğan bile razı olmuyor ve kibar biçimde, ortada alkışlanacak bir durum olmadığını söylüyor. Tablobu. “Benim dileğim şu: İnşallah yeni nesiller bu öğretmenlerin eseri olmaz” diyor Ahmet Hakan.

Evrensel Gazetesi’nden Arif Naçaroğlu da 26 Kasım günü “Öğretmene Bak” başlıklı yazısında, “Hayatında hiç savaş yaşamamış, çocuğunu askere göndermemek için türlü taklalar atmış insanların, başka kanlar üzerinden yaptıkları hesap. Kardeş komşudan canavar komşu üreterek insanları birbirine boğazlatan emperyalizm. Kubura sürüleceği güne kadar tuvalet kâğıdı görevini canla başla sürdüren bölgedeki uşakları. 24 Kasım gününde düşürülen Rus uçağı, ölen iki pilot, “uçağı vurduk” diyen Cumhurbaşkanı ve bu haberle, Malazgirt meydan muharebesi heyecanı ile titreyerek çılgınca alkış patlatan seçilmiş şakşakçı öğretmenler. Barışı, kardeşliği, yıkmayı değil, yapmayı, düşünmeyi söylemesi gereken öğretmenler. Durum karşısında büyütülüp beslenen düşmanlığı kontrolden ve kavanozdan çıktığı, amacını aştığı düşüncesine kapılıp “Bu alkışlanacak durum değil” demek zorunda kalan devletli.”

Bir sermaye örgütü olarak devletler, sermayenin girdiği kriz dönemlerinde savaş kararı alabilir ve savaşı toplumda meşru göstermek için öğretmenlerden yararlanmak isteyebilir. Onları savaşın bir aracı haline getirmek isteyebilirler. Ancak öğretmenler,iktidarların hangi ideolojik baskısı olursa olsun, ona boyun eğmezler! Haksızlık karşısında, kendi devletleri olsa bile susmazlar. Çünkü savaşta ölecek olanlar, iktidar sahiplerinin çocukları değil, hangi ulustan olursa olsun, öğretmenlerin öğrencileridir.

Ulusalkurtuluş savaşında, İzmir’e çıkan Yunan ordusundaki 200 komünist Yunan askeri, Türk askeribizim düşmanımız değil, iki halkı savaştıran emperyalistlerdir ” diyerek isyan eder ve Yunan askeri mahkemesinin kararı ile idam edilirler. Bu tarihi olayı Yunan ve Türk komünistleri ancak bilir. Türkiye’nin öğretmeni, o günkü komünist Yunan askerinin yüzyıl gerisindedir. Bence bu örnek, Siyasal İslamcı AKP İktidarının arka bahçesi Eğitim Bir Sen’e verilebilecek en iyi örnek olsa gerek.

Mesleğineyabancılaşmış kindar bir öğretmenin elindeki öğrencilerin ruhlarını nasıl örseleneceğini ve ötekileşeceğini düşünmek bile insana zül (ağır) geliyor


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.