Çalışma yaşamı, işçi sınıfı mücadelesi, sendikal haklar genel olarak ilgi alanımda, severek ve zaman harcayarak öğrenmeye çalışıyorum. Bu alanla ilgili haber,yorum,bilgi ve belgeyi mümkün oldukça sayfalarımızdan eksik etmemeye çaba gösteriyoruz.

Bu aynı zamanda gazetenin yüzünü, yönünü ve ilkesel olarak ta nerede durduğunu işaret ediyor.

Bölge de emek-işçi sınıfı mücadelesi, çalışma yaşamında en etkili güç olan yerl atı madenciliği ve onun işçi statüsünde örgütlü bulunan GMİS var.

Ayrıca Kamu emekçileri içinde örgütlü bulunan Memur sendikaları da var.Ben daha çok dikkatimi çeken ve nedenini anlamadığım bir konuyu buradan tartışalım, düşünelim istedim.

Zonguldak’ta başta GMİS Genel Başkanları hemen yakın tarihte, Çetin Altun’dan başlayarak, Ramazan Denizer, Ramis Muslu, Eyüp Alabaş ve mevcut Ahmet Demirci olmak üzere, Siyasetten, bürokkrasiye kadar kim varsa, Zonguldak-Kömür-işçi alımı yatırım vb bahsederken, Zonguldak’ın “Önemini”vurgularken, tekrarlanan, ezberlenen, kolayca söylenen belkide söyleyenlerin birçoğunun eline tutuşturularak verilen metinlerde yer alan bir söz, bir rakam var. “5 Bin maden şehidimiz”.

Bu rakam nedir? hiç merak edeniniz olmadı mı? Neden her önüne gelen bu rakamı tekrar edip duruyor?

Yaklaşık son 10 yılda binleri aşan maden işçisi yaşamını yitirdi. binlercesi sakat kaldı, yine binlercesi işsiz, yada emekli oldu. Bu yaralanan, işsiz kalanlarda istatiki olarak değişiklikler oluyor da bu “5 Bin şehidimiz var” sözü neden değişmez.

Benim kafama takıldı. Bunu sık kullanan GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci’de, kentin sorunlarıyla ilgileniyorum diyen siyasetçilerde bir düşünün isterseniz.

Bu basmakalıp, “kes yapıştır” türü açıklamalardan kurtulmadan kentte değişim olmaz.

 

CHP’de seçimler

 

CHP Merkez İlçe’de seçimler yapıldı. Başta adaylık için birçok kişinin adı geçmesine karşılık, gerek kişisel düşüncelerinden gerekse de CHP Tüzüğü’nün adaylık için gerekli sayısal barajı nedeniyle kongrede iki aday yarıştı.İki aday arkadaşımızı da yakından tanıyorum.Adaylardan Erol Sarıal arkadaşımızı dünyaya bakışta,ülke ve kent gerçeklerini değerlendirmelerimizde zaman zaman farklılıklar taşısa da fikir insanı olarak tanıyorum.Bu alanda uzun yıllardır çabasını biliyorum.

Diğer kardeşimiz Ebru Uzun’u gerek eşi Timur Uzun’dan gerekse de Uzun Ailesi’ni neredeyse 40 yıldan fazla (1980 öncesi) yani.Ebru kardeşimiz genç ve siyasal mücadele kulvarında Uzun ailesi kadar yaşı gereği eski olmamasına karşın, Timur’un pratik deneyimi ve özellikle Uzun  ailesinin siyasal yaşam öyküsü oldukça eski.

Ebru kardeşimiz bu uzun deneyimlerinden mutlaka faydalanacak ve aldığı sorumluluğu elinden geldiğince yapacaktır, yapmalıdır.

Ebru Uzun için zor olan, birlikte görev üstlendiği arkadaşlarını kendisinin seçme özgürlüğünün olmaması. Bir diğer diğer konuysa erkeklerin, mühürün kendinde olduğunu savunanların “CHP’ye kadın eli deydi” sözüne itibar etmemesidir. Çünkü bu söz samimi ve içten değil, faydacı ve ikiyüzlüdür.

Ebru Uzun’un kazanması gereken iki kesim var: Birincisi hemcinsleri, diğeri ise gençler.

Başarılar diliyorum.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.