Cumhuriyet Gazetesi yazarı Erinç Yeldan’ın 2.12.2015 tarihli Paris İklim Değişikliği Konferansı hakkındaki yazısından öğrendiklerimin bir kısmı:

“Gezegenimizin yüzey ısısı sanayi devriminden buyana 1c artış göstermiş. Bu artışın bu yüzyıl içinde 2c’de tutulması, +2 derecenin üstünde artış olması gezegendeki yaşam için felaket olacak.

Fakat radikaller, bu işin piyasaya bırakılmasını, özellikle karbon piyasasına bırakılmasını istiyorlar ama gerçekçi bir fiyat oluşturamıyorlar. Piyasada çok kirletenler az kirletenlerin kirletme hakkını alacaklar ve bedelini ödeyecekler(miş)! Bunun için BM bünyesinde 100 milyar dolarlık bir fon oluşturulacak(mış) ve bu fon finans spekülatörlerinin başını döndürüyor(muş).” (Ne kadar ironik değil mi? İnsanlık ve dünyanın tüm diğer canlılarıyla alay ediyorlar sanki!)

4.12. 2015 tarihli Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisi’nde Baha Kuban ise şöyle betimliyor trajediyi:

“Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun Nisan 2013’de yayınladığı rapora göre tarımda küçük üreticiler, dünya toplam gıda üretiminin %70’ine yakınını gerçekleştiriyor. Dünyayı besleyen bu üretim, toplam tarım arazilerinin yalnızca %25’i üzerinde gerçekleştiriliyor.

Nijerya’da büyüyen petrol sektörünün ve Shell gibi dev petrol şirketlerinin yerel nüfus üzerindeki etkisi, hem doğrudan hem yapısal şiddetin en iyi örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Zorla mülksüzleştirme, topraklarından etme ve direnenleri katletme. Soma maden ocaklarında yaşananlar da bu alandaki literatüre katkıda bulunduğumuzu gösteriyor; tüm iktisadi yaşam seçeneklerinin yok edilmesi, yoksullaştırma, borçlandırma, karın tokluğuna ölüme gönderme…

Nijeryalı çevreci yazar Nnimma Bassey, 2012’de yayınlanan “Bir Kıtanın Pişirilmesi” (To Cook a Continent) kitabında küresel sermayenin iklim değişikliği ile birleşen talanın ve bunun yarattığı toplumsal, kültürel ve iktisadi yıkımı tokat gibi yüzümüze çarpıyor”.

Aynı derginin orta sayfasında iklim değişikliği ile ilgili bir yazı var; buradan yaptığım alıntılar da şöyle:

“Bill Mckibben: Atmosferdeki CO2 yoğunluğunu azaltacak teknolojilerin geliştirilmesi, karbon vergisi, sıfır ekonomik büyüme, fosil yakıttan yenilebilir enerjiye geçiş, günlük yaşam alışkanlıklarında temel değişiklikler hemen yaşama geçirilmeli(daha paylaşımcı, gereksiz tüketime kapalı komün yaşamı).

Frank Fenner: İnsan türü 100 yıl içinde yok olacak!

Stefan Hawking: İnsanoğlunun gezegenimizdeki ömrü en fazla bin yıl”.

Bu bilgilere göre gerçekten insanların ve diğer canlıların geleceği büyük tehlike altında ve bunu yaratan da insanoğlu. Bu kadar bilimsel ve teknolojik gelişmeye rağmen yok olmaya hızla gidiyor! Bunun temel nedeni kapitalizm ve ileri aşaması olan emperyalizm. Tüm yaşamı tehdit ediyor, öldürüyor. Ve insanlık üç kuruş paraya teslim olmuş durumda, ne kadar geri zekalılık değil mi?..

Bu çıkmazdan kesinlikle var olan ekonomik ve sistem anlayışıyla çıkılamaz; mutlaka insanlarla ve doğayla barış içinde ve insanlığa güvenerek çıkılabilir. Bunun en net yolu en kaliteliyi üretmek, üretilenleri en uzun süre kullanmak ve ekonomik büyümeden ekonomik küçülmeye geçmektir. Böylece hammaddeler, yakıtlar ve emek en az seviyede kullanılacak; hatta tüketilememiş gibi sonuçlar doğacaktır. İnsanlık birlikte yaşamanın hukukunu yaratabilir. Çünkü insanı en çok mutlu eden meta değil bilimsel bilgidir.

Ne demişti rahmetli Çetin Altan?  “İnsanlar 100 yıl önceye kadar var olmak için çabalıyorlardı, son yüz yılda varlıklı olmak için çabalıyorlar”. Fakat varlıklı olmaya çalışmak da amacını aştığından, dünyayı felakete sürükler ortam yarattığı için fiili olarak ömrünü tamamladı. Şimdi yeni bir çağ başlıyor, bilimsel bilgi sahibi olma çağı. Her insan bilim insanı olabilir, ve mutlaka olmalıdır. Bilimsel bilgi asla dağıtımla bitmez; aksine dağıtımla ışık hızıyla çoğalır.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.