Son günlerin bomba gündemi 1-) MHP İl Başkanı Hamdi Ayan’ın GMİS’i ziyareti sırasında söylediği “TTK’yı özele devrediyor” sözü 2-) Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ve Demir Madencilik A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Metin Demir’in basına ve TBMM’de Zonguldak Milletvekillerine sunduğu rapor ile Rödevanslı sahaların TTK’ya iadesi konusu.
Bu iki konu yerel gündemi oluşturdu.Metin Demir Pusula Gazetesi’nden Öznur Güneş’e verdiği demeçte, “Yılbaşında asgari ücretin bin 300 TL’ye çıkmasıyla birlikte özel sektör madencileri bakımından yolun sonuna geldik.”sözü Türkiye’de işçi sınıfının, emekçilerin ne durumda olduğunun da resmini vermiş oldu.
Geçtiğimiz haftalarda yine bu köşeden kentteki değişimin bir yönünün TSO’dan başladığını yazmıştım.Bu değişim ve dönüşüm devam ediyor.Patronlar Kulübü devletle olan doğal ve geleneksel tavrıyla özellikle Soma katliamından sonra çıkan ve “maden işçilerinin ücretlerinin 2 Asgari ücret tutarından az olmamak kadıyla” başlayan yeni uygulaması sonrası işverenlerin kendi cephelerinden buna karşı atağa kalkmaları, bu ücretler sonrasında bir işçinin çalıştırmaları sonrasındaki maliyetlerini değerlendirdiler ve ona uygun olarak raporları ilgili yerlere ulaştırmanın çabasındalar.
Soma katliamı sonrası özellikle 7 Haziran seçimlerinde CHP, HDP ve MHP’nin seçim propagandasının ana omurgası olarak ekonomik ve sosyal haklar üzeri ne oturtulan ve CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “Asgari ücreti 1 500 tl yapacağım” sözünün ne anlama geldiğini ve Demir’in, “Yılbaşında asgari ücretin bin 300 TL’ye çıkmasıyla birlikte özel sektör madencileri bakımından yolun sonuna geldik.”demesindeki nedenle daha da açığa çıkmış oldu.Kısaca sermaye “işçilere,çalışanlara 1300 tl verirseniz bu kez de biz greve gidiyoruz”dercesine kentte üretim yapan Rödevans sahalarını devlete iade edeceğiz dediler.
Bakalım AKP iktidarı Grev yapan işverenlere lokavt mu uygulayacak yada bir santranç oyunu içinde hangi taşı sürecek.Bu konuda eksik olan ise işverenlerin bu taktik savaşının karşısında işçi sınıfı adına, emekten yana söz söylemesi gereken taraflardan cılız ses çıkması, hatta. kimi siyasiler,sendikacılar (!) ayıp olmazsa işverenlerin safına geçip onlar adına kavga edecekler neredeyse.
CHP’nin çiçeği burnunda Merkez ilçe Başkanı Ebru Uzun kardeşimiz, elini çabuk tutmalı, bir yandan tebrikleri alırken diğer yandan kamuoyundaki “mağdur işveren” algısını yıkmalı, asıl mağdurun, işçilerin, çalışanların, iş ve çalışma güvencesi olmayanların olduğunu dile getirmelidir.
Bu yazımızı bir alıntı ile noktalayalım:“Türkiye’de devlet-tekelci kapitalizmi oluşumu Batı’daki sonuçları doğurmuyor. Dünya emperyalist sisteminin bugünkü aşamasında, Türkiye’nin, bu anlamda emperyalistleşebilmesi güçtür. Yapılan sermaye ihraçlarıyla Türkiye, alt emperyalist, ya da “emperyalizmin atlama tahtası” olmaktan öteye geçememektedir.Aşırı olgunlaşmış olan “emperyalistleşerek sorunları çözme” isteği, alt emperyalistleşme ile sonuçlanmış ve bu durum ülkeyi yeni karmaşık çelişkiler içine sokmuştur. Türkiye finans-kapitali varlığını sürdürebilmek için yine asıl olarak ülke içinde sömürüyü yoğunlaştırmak, iyice keskinleşen sınıf çelişkilerini de “bastırmak” zorundadır.Yaygın küçük üretim tabanı üzerinde finans-kapitalin ekonomiye egemen olduğu, alt emperyalistleşmeninsorunları çözemediği, üstelik yerli tekellerle içiçe geçmiş emperyalizmin her yoldan sömürdüğü ve askersel güdümü altında tuttuğu bir ülke olan Türkiye, ekonomik, toplumsal ve siyasal bunalımların kıskacından kurtulamamaktadır”
(R.Yürükoğlu. Günümüz ve Türkiye Alev Yayınları)
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
