“Gençliği, ülke sorunlarıyla ilgilenmeyen bir toplumun sonu gelmiş demektir” diyen Harun Karadeniz, “Gençlik geri kalmış ülkelerin en uyanık gücüdür. Emperyalizmi lanetleyen halkın, haksızlıkların karşısında gerçeğin savunucusu, devrimci eylemlerin öncü kuvvetidir. Hiçbir menfaat bağı ile şartlandırılmamış olduğundan, en objektif karar alma niteliğine sahip olan güçtür. Bu itibarla daima ulusun yanında ve hizmetindedir.” der ve 1967 baharının seri konferanslar ve öğrencilerin politik bilincinin artmasına yönelik çalışmalarla geçtiğini bildirir.
Harun Karadeniz, 68 kuşağının önemli gençlik hareketi önderlerindendir. O kendini yalnız, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi devrimci öğrenci liderliğine değil, aynı zamanda işçi sınıfına, ona bilinç taşımaya ve önderlik etmeye de adamıştır. Bir yandan üniversite gençliği ile birlikte mücadele verirken aynı zamanda Derby grevinde olduğu gibi işçi grevlerinde de yerini almıştır. “Eğitim Üretim İçindir” ve “Kapitalsiz Kapitalistler” gibi eserleriyle, sınıfa ne için ve kimin için mücadele etmesi gerektiğini anlatmıştır. 1967 de bir konferans sırasında üniversite gençliğinin dönemin Adalet Partisi milletvekili Aydın Yalçın’ın, gençlik tarafından ülke sorularıyla ilgili sıkıştırıldığında susmak zorunda kaldığını ve konferans sonunda “1965 den bu yana öğrencinin iktisadi konularda bilgisinin hayret edilecek derecede arttığını gördüm doğrusu bu kadarını ummuyordum” diye itirafta bulunduğunu anlatır.
H Karadeniz, üniversite gençliğinin sınıfsal yapısı ile geniş halk yığınları arasından çıkıp geldiğini, sınıfsal olarak “Küçük Burjuva”ya dâhil olduğunu ve bu sınıfsal niteliğiyle işçi sınıfı ve köylülükle yan yana dövüşmesi zorunluluğunu ortaya koyar. Gençlik örgütlerinin sosyalist olma zorunluluğunu, geri kalmış bir ülke olan Türkiye’nin gençlik örgütlerinin ya doğal yerlerini, yani sosyalist savaş içindeki işçiler ve köylüler yanındaki yerlerini alacaklar ya da halka ve öğrenci kitleleriyle olan zıtlaşmaları yüzünden yıkılıp gideceklerini bildirir. 68 Kuşağına göre Türkiye’ de eğitimde de devrim şarttır. Günümüz eğitim sistemi burjuva eğitim sistemi olduğu için öğrenciler ilkokuldan üniversite sonuna kadar şartlandırılmakta, kapitalist düzen için robot bir üretim aracı olarak yetiştirilmektedir.
68’in yüksek öğrenim gençliği yurt sorunları üzerinde öğretim üyelerinden daha bilgili ve ileri bir noktadaydı. Bu nedenle yeni üniversitenin kuruluşunda görev almalılar, öğretimde yönetime katılmalılardı. Kendilerinin yanlış eğitildiğini söyleyerek kurumlarını bir robotlaşma kurumu olarak nitelemekteydiler.
1968 Temmuzunda öğrenci olayları 6. Filoya karşı giderek sertleşir. Gümüşsuyu Yurdu polis tarafından basılır ve Vedat Demircioğlu öldürülür. Baskın sonrası İTÜ senatosu istifa etmek zorunda kalır ve olay üzerine öğrenciler şu bildiriyi yayınlarlar:
*Üniversitenin göbeğinde teknik üniversite öğrencisinden başka öğrenci barındırmayan Gümüşsuyu yurdu üniversiteden ayrı düşünülemez. *Savaşta bile eşine az rastlanan baskından kurtulanların tepkisine kızarak istifa edenler, hastanelerde komada yatan, gözlerini kaybeden ve şu ana kadar ne oldukları bilinmeyen öğrencilerin karşısına nasıl çıkacaklar? *Öğrencilerin eylemlerine kızarak istifa ediyorlarsa, şunu bilmek isteriz ki nasıl bir gençlik düşünüyorlar? *Amerikan sınırları Kars’tan başlar, diyen bir başkanın ülkesinin askerlerine alkış mı tutmalıydık? *Türkiye’de istediği düzeni kurmak için “200 aydın yeter” diyen Amerikan diplomatının bu isteğine uygun mu davranmalıydık? *Açık denizlerde aylarca kaldıktan sonra cinsel bunalımlarını gidermek için gelen kişileri, Amerikan genelevleri biçiminde çalışan otellere taşıyan komisyoncular mı olsaydık? *Kendi ülkesinde yaşayan zencilere insanlık hakkı tanımayanların askerlerine çiçek mi verseydik? *Doğal kaynaklarımızdan sömürdüklerini İstanbul sokaklarında dolaşan askerlerinden dilenerek mi geri alsaydık? *Daha dün Kıbrıs’ta karşımıza çıkanlara sevgi gösterisinde mi bulunsaydık? *İktisaden güçlü olabilmek için kasıtlı olarak sürdürdüğü savaşta, Vietnam halkına işkence edenleri, el etek öperek karşılayan kişiler mi olsaydık? *Teknik Üniversite öğrencisini bu tür düşünüyorlarsa yanılmaktadırlar.
68 Gençliği, ileri bir hamleyle tarihe böyle not düştü. Devlet eliyle yetiştirilen dindar ve kindar gençlikse IŞİD türü örgütlerle ülkeyi Ortadoğu bataklığına çekmenin gayreti içinde ne yazık ki!
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
