21 Aralık 2015 tarihli Taraf Gazetesi’nde okudum, ekonomi sayfasında. Şöyle bir başlık vardı: “Sivaslı fabrikasına sahip çıkıyor. İşçilerin son günlerde yaptığı eylemlerle yeniden gündeme gelen Sivas Demir Çelik Fabrikası için çözüm önerileri tartışılmaya başlandı. İşçiler, maaşlarının ödenmesini ve yeniden işbaşı yapmak isterken, STSO başkanı, devletin fabrikaya el koyup, ehil kişilere satılmasını istedi”.
Haberin devamı: “Sivas Demir Çelik Fabrikasının temeli 1976 yılında Başbakan Süleyman Demirel tarafından atılıyor, 1989 yılında üretime alınıyor ve 1998 yılında özelleştiriliyor. Fabrikanın maliyet bedeli 360 milyon dolar, özelleştirme satış bedeli 67 milyon 753 bin dolar; 7 yıl 7 taksitte ödenecek. Alıcısı Sivaslı işadamları, firma adı SİVYAT AŞ. Daha sonra şirket yönetim kurulu başkanı Selahattin Rüstemoğlu tarafından hisselerin yüzde 97’si ele geçirilmiş. Ve kurulduğundan buyana verimli çalıştırılamayan fabrika bu ay üretimi durdurdu ve üst düzey çalışanlar dâhi 630 kişiyi işten çıkardı. Fabrikanın devlete de 630 milyon lira borcu var. 2004 yılından sonra ise fabrikanın sahibi, Nesim Malki cinayeti hükümlüsü Erol Evcil”.
Bu haberi okuduktan sonra kanayan yara haline gelen ama genel olarak araştırmadığım özelleştirme bataklığını görmek istedim; aldığım bilgiler kısaca şöyle:
Özelleştirmenin amaçları: 1-Serbest piyasa ekonomisini geliştirmek ve işlerlik kazandırmak. 2- Verimliliği artırmak. 3- Gelir dağılımını düzeltmek. 4- Yabancı sermaye girişini sağlamak. 5- Gizli işsizliği ortadan kaldırmak. 6- Enflasyonla mücadele. 7- Devlete gelir sağlamak. 8- Sermaye piyasası vasıtasıyla hisse satışı. 9- Fonların etkin kullanımı. 10- Sosyal ve siyasi amaçlar. 11- Servetin tabana yayılması.
Özelleştirmenin sonuçları ve etkileri: 1-Kârlılık ve verimliliğin hemen artmadığı; birisi artarken diğerinin azaldığı. 2- Bazı fabrika özelleştirmelerinin arsa bedelini bile karşılamadığı. 3- Birçok kuruluşta özelleştikten sonra hemen üretimin durduğu ve arsalarının rant amacıyla satıldığı. 4- Kârlı kuruluşların zararlı hale getirilmesiyle devletin vergi kaybına uğraması. 5- Borsadaki oyunlarla büyüklerin küçük hissedarların hisselerini topladığı. 6- Yoğun işten çıkarmalarla işsizliğin arttığı. 7- İstihdamın artırılmadığı. 8- Yenileme yatırımlarına önem verilmediği. 9- Gelirin yeni yatırımlarda kullanılmadığı. 10- Bazı blok satışlarla sermayenin tabana yayılmadığı. 11- Özelikle bankacılık, telekomünikasyon, petrokimya gibi stratejik sektörlerin yabancı şirketlerin eline geçmesiyle giderek dışa bağımlı hale gelen ekonomi. 12- Önemli sayıda özelleştirmenin hukuksal sorunlar doğurması, devleti ve alıcıları mağdur etmesi. 13- Önemli ölçüde özelleştirme gelirinin ekonominin gelişmesinde değil bütçe açıklarında kullanılması.(49 milyar doların 35 milyarı hazineye aktarılmış.)
Saydığım bu değerler görünürde olanlardır. Birde görünmeyen ama yaşananlar var, onları da düşünmeye ve anlamaya çalışalım: Öncelikle yurttaşların dişinden ve tırnağından artırdığı, alın teriyle biriktirdikleri (dürüstleri ve iyi niyetli özelleştirme girişimcilerini ayrı tutalım)üçkâğıtçılara, dolandırıcılara ve zorbalara peşkeş çekilmiştir. Dürüst çalışanlar ve çalışacak olanlar işsiz kalmışlardır. Sendikal sistem kapı dışarı edilerek işçiler üç kuruşa çalıştırılmış, aileleri yoksulluğa mahkûm edilmiştir. Toplumun gelir dağılımı bozulmuş, servet dağılımımda yüzde 1’in payı yüzde 38’den yüzde 57’ye çıkmıştır. İnsanların sağlık ve eğitim seviyeleri düşmüş, geri kalmıştır. Bencillik artmış, toplumsal dayanışma darbe yemiştir.
Bu sonuçlar, toplumun bilimsel ve kültürel gelişmesine, barışına, dayanışma bilincine, güven duygusuna zarar vermiş; sevginin, saygının, ahlakın erozyonuna neden olmuştur.
Tüm bunlar devlete egemen siyasetçilerin, sermayenin ve silahlı güçlerin eseridir. Terörü ve yobazlığı bile onlar yönetiyorlar!
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
