Dünya yanmış kimin umurunda.

27 Aralık’ta Zonguldak kamuoyu bir kez daha CHP’nin kendi içindeki kişisel çatışmaya, ilkesiz konuşmalara, seviyesiz tartışmalara tanıklık etti.

CHP Milletvekili Şerafettin Turpçu ve siyasetçi Harun Akın (bir sıfat olarak ne diyeceğimizi bilemedim) ile birlikte kurgulanan “Yeni Yüzler Dönemi” kavgalı başladı.

Kongrede siyaset adına ne konuşuldu derseniz benim açımdan, Birleşik Kamu-İş’e Bağlı Eğitim-İş Zonguldak Şube Başkanı Metin Kahveci’nin yaptığı ve kamu emekçilerini, memurları ilgilendiren Siyasal Partiler Kanunu ve Seçim sisteminin değiştirilmesi konusunun dışında siyaset-politika dışında ne arasanız konuşuldu, yapıldı.

Bu kongre CHP’de yerel düzeyde kavganın,vasayetin, kutuplaşmanın, devam edeceğinin de bir işaretiydi.Neden?

Birincisi; Kavganın odağında olan Harun Akın ile Milletvekili Şerafettin Turpçu’ya karşı oluşan bir blok oluştu.

 

İkincisi;Kongre sürecinin bitimiyle hız kazanan CHP Merkez İlçe mevcut il binasının dışında başka bir yer arayışına girmesi, Akın ile Turpçu arasında önümüzdeki sürece ilişkin yeni bir kadro ve karargah çalışmasınında ilk adımları olarak algılanabir.

Üçüncüsü; Merkez İlçe Başkanlığının başka bir yere taşınması Harun Akın’ın Ertuğrul Koltukla başlayan yürüyüşünün “kanlı” bitmesi sonucu yeni yol arkadaşı olarak Ebru Uzun ile yeni açık denizlere açılacağının işareti olarak okuyabiliriz.

Her nekadar Harun Akın’ın kürsüde, Koltuk’a yanıt vererek, “Bütün organlarımı muayene ettireceğim, nasıl böyle bu kadar sabırlı davranabiliyorum? Ben artık veda ediyorum, CHP’ye verdiklerim, kattıklarımın hiç mi önemi yok? Mimar olan eşimi bu hale kadar düşürdüyseniz, lanet olsun. Ben Ertuğrul Koltuk’a haftalar önce ‘seni taşıyamam’ dedim. ‘Çık ilçelerden destek iste’ dedim, bir ilçeden destek alamadın. Yola birlikte çıktığım beş arkadaşım her seçimde benim başıma bela oldu” dese de Ankara’ya, evine yolculama seramonisinde onu yanlız bırakmayanlardan, yukarıda dile getirilen sözlerden önümüzdeki süreçte göreceklerimizin farklı tutumlar olacağını gözüküyor.

Dedim ya dünya yanmış kimin umrunda.Kendini Sosyal Demokrat Parti olarak ifade eden bir partinin il kongresinde ne kentin çözüm bekleyen sorunları, ne AKP iktidarının ülkenin Güneydoğusunda yürüttüğü savaş politikası nede ülkenin Ortadaoğuda girdiği bataklık konuşuldu.

Kişisel polemiklerin yaşandığı kongrede Harun Akın gazeteci Mustafa Özdemir’le polemiğe gireceğine keşke ülkede cezaevlerinde tutuklu bulunan gazetecilerin özgürlüklerine yönelik, basının özgürce haber alma, yayma konusundaki ülkedeki somut gerçeklerden bahsetseydi.

Bu kez öğle oldu ki, sokakta hatta ulusal basına kadar yansıyan CHP’nin 35.ci Olağan kongresi fikirlerin, kente yönelik sorunların çözümleri değil,kişisel,seviyesiz tartışmaların, hukuk adına kariyerist tutumların, kaba kuvvet gösterilerinin, arbedenin yaşandığı, haddi olmadan tartışmaya katılan eşlerin bugüne kadar biriktirdiklerinin bir anlamda dışa vurduğu bir kongre yaşandı.

Cumhurbaşkanı, o günlerin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kentte,madencilerin iş cinayetlerinde yaşamlarını yitirmelerine yönelik söylediği, “Bu işin fıtratında var” sözü.

Şimdilerde sokakta CHP için kullanılıyor olması üzücü.Dünya yanmış kimin umurunda.

Çünkü fıtratında var.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.