Her toplumun kendine ait özel günleri vardır. Yılbaşı da bu özel günlerden biridir ve İsa’nın doğumunu işaret eder. Yılbaşının yaşanmışlıklar bakımından İsa’nın doğum gününün nasıl ki bir anlamı varsa, benzer yaşanmışlıklar açısından 2015’in de bir anlamı oldu ve içine avdet ettiğimiz 2016’nın da yaşanacaklar açısından bir anlamı olacaktır.
İsa’nın birinci yılda, haksızlıkların çok yaşandığı Ortadoğu’da doğup yaşamı boyunca haksızlıklara göğüs gerdiğini, ezilmişlerin vicdanı, umudu olduğunu, Ortadoğu toplumlarının da kendisini kutsayıp peygamber ilan ettiğini hemen herkes bilir. Ne var ki beş yüz yıllık kısa bir zamanda insanlık bu sefer de Arap yarımadasında haksızlıklarla, ezilmişliklerle karşılaşır. Arap halkları aynı haksızlıklara göğüs geren, ezilmişlerin vicdanı olan Muhammet’i kutsayıp peygamber ilan ettiler. Hıristiyanların kendilerinin haksızlıktan, ezilmişlikten kurtulduklarının başlangıcı olarak İsa’nın doğumunu milat (yılbaşı) yapmaları gibi Arap halkları da Hz Muhammet’in Medine’ye göçünü Rumi yılın başlangıcı yaptılar. Herkes yaşanmışlıklarının bir sonucunu, yılbaşları olarak kutsamaktadır.
Aradan geçen binlerce yıla rağmen ne kutsanan yılbaşları, ne peygamberlerin dinleri haksızlıkları giderebilmiş, ne ezilenlerin vicdanı olabilmiştir. Yüzyıllarca tanrının haksızlık edenleri cezalandıracağı söylenirken yeryüzünden ne bir haksızlık giderilmiş, ne bir yoksul ve gariban hakkını alabilmiş! Sadece yaşanan iki dünya savaşında yüz milyon insan, diktatörlerin egolarına kurban edilmiştir. 2016’ya girdiğimiz son akşamda Sur’da, Cizre’de savaş devam ediyor ve medya gece saatlerinde şehit haberleri veriyordu. Güneydoğu, Irak ve Suriye ateşten çemberdi. Şırnak’ta öğretmen olan yeğenim “kendimizi kapana kıstırılmış hissediyoruz, asker de, polis de depresyonda, herkes perişan vaziyette” diyordu. 2015’in son saatlerinde güvenlik toplantısı yapan Hükümet, kendisinden beklenen barış mesajları yerine savaşın en sert şekilde devam edeceğini belirtirken Sayın Cumhurbaşkanı daha sert mesajlar verdi.
Yılbaşı gibi belirli günlerin toplumsal yaşamda mutlaka bir karşılığı var. Bu günlerin yaratıcısı ve bundan nemalana burjuvazidir. Bedel ödemeye sınıfsal açıdan baktığımızda işçi sınıfının ve halkın ödediği bedel sömürüdür, haksızlığa uğramaktır, ezilmişliktir. Sözü edilen Güneydoğu’daki, Suriye’deki, Irak’taki savaşın maddi bedelini işçi sınıfı, manevi bedelini ise canlarıyla yoksul halkın çocukları ödüyor. Geçmişte Kore ve Afganistan savaşlarının bedelini yoksul halkın çocukları ödemediler mi? Kapitalistlerle savaş kararı verenlerin çocuklarıysa askerliklerini ya üç beş kuruşla ödüyor ya da yurt dışına okumaya gidiyorlar. Yani onlar için samanlık seyran!
Seksenden beri Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkın ensesinden eksik etmediği etnik ve dinsel, şoven baskı ile emperyalizme bağımlı, gerici, işbirlikçi sermaye, yürüttüğü savaşın faturasını emeğiyle işçi sınıfına, canlarıyla yoksul halkın çocuklarına ödetiyor. Suriye’de Güneydoğu’da, Irak’ta, Yemen’de, Filistin’de, Mısır’da savaşın kazananı yok. Delidumrul zoruyla toplanan vergiler dağa taşa, en önemlisi, Türk ve Kürt gençlerinin üzerine bomba olarak yağıyor. Savaşın tek kazananı ABD, İngiltere, Fransız, Alman ve Rus emperyalistleri oluyor. İşçi sınıfı ürettiği ürünün nerede kullanıldığını, ödediği vergilerin nereye harcandığını bilmiyor, üzerinde hak iddia edemiyor. Kendi iradesiyle seçtiği yönetimleri sorgulayamıyor, refah ve mutluluğunu elinden alanları seçimlerde cezalandıramıyor. Yılbaşı bile demeden elektrik, sigara, trafik, sigorta zamlarına tepki veremiyor, müthiş bir aldatılmışlıkla kısır döngü ve sarhoşluk içerisinde.
Tüketim ekonomisi açısından her yılbaşının burjuvazi için bir anlamı olduğu kadar, işçi sınıfı için de bir anlamı olacaktır. İşçi sınıfımız, başını kaldırıp savaş üzerinden kendisine kurulan tuzakları boşa çıkartacak bilince ulaşarak burjuvaziyle hesaplaşmayı göze aldığında kendisinin yılbaşı olacaktır. Bunu da kendi sendikacılarını kendi içinden çıkardığı ve kendi sınıf örgütünün kılavuzluğunda başaracaktır. Yaşanılan tüm savaşın panzehiri işçi sınıfı ideolojisidir ve kendini onunla donatmış bir toplumdur.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
