Siyasal İslamcı AKP Burjuvazisi, siyasal İslamla afyonladığı halktan 1 Kasımda aldığı taze güçle, yine halkın kendisine, 12 Eylül artığı yeni bir deli gömleği giydirmenin peşinde kolları sıvadı. Yeni senaryolar yazıyor. Senaryoya CHP, HDP ve MHP koşar adım kaldığımız altmış maddeden devam edelim, dediler.
AKP’de, emir demiri keser cinsinden, yukarıdan gelen emri uygulayacak bol miktarda emir eri var ve bunlardan birisi geçmişte Burhan Kuzu’yken şimdi, yeni meclis başkanı İsmail Kahraman’dır. İsmail Kahraman, Cumhurbaşkanı RT Erdoğan’ın meclis başkanlığına işareti ile seçilmiş, güvenilir kişidir. Peki, kimdir İsmail Kahraman? O’nu en iyi tanıyan, 68 kuşağı gençlik lideri Harun Karadeniz bakın nasıl anlatıyor:
“14 Şubat 1969, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Amerikan 6. Filosuna karşı toplandık. Amerikan bayrağının tam ortasından fırlamış bir genç, sol yumruğu havada “DEFOL” diye haykırıyor, biz, 6.filo defol, diye bağırıp savaş andı içerken aynı gün Milli Türk Talebe Birliği (MTTB)’nin, Beyazıt’ta mitingi var. Mitingde vatandaşlar, din elden gidiyor, diye harekete geçirilmiş, kahrolsun komünistler, polis giremedi biz girdik, sloganlarıyla üniversiteden çıkıp adliyeye yürüyorlar. MTTB Başkanı İsmail Kahraman (şimdi meclis başkanı)kürsüye çıkıyor;
“İstanbul’un genelev haline geldiğini söyleyenler, karılarına sahip olsunlar. Biz burada tarihi kararlar almaya toplandık, komünizme savaş açtık, “Pazar günü Taksim’de buluşalım” derken, İzmir belediye başkanı Osman Kibar da “Amerikalılar yurdumuzdan tatlı hatıralarla ayrılmalıdır” diyor. (Harun Karadeniz, Olaylı Yıllar ve Gençlik, Belge yayınları, 1995). Aynı olayı ilahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, “ biz solcuların üzerine ellerimizde sopalarla MTTB’li yöneticilerince saldırtıldık” demiştir. 2002de anayasa değişikliğiyle dönemin CHP Genel Bşk. Deniz Baykal’ın RT Erdoğan’a açtığı siyaset alanının çok daha vahimini, Kemal Kılıçdaroğlu şimdi Amerikan hayranı, 6.Filo görevlisi İsmail Kahraman eliyle yapıyor. 12 Eylül artığı topluma deli gömleği giydirecek ve birilerini başkanlık koltuğuna oturtacak yeni bir anayasal alan açmak için isteyenlerin peşine takılıyor. Kılıçdaroğlu, bir TV konuşmasında “Bizim, RT Erdoğan’la bir sorunumuz yok” diyor. O zaman bu hakaretler neyin nesiydi, toplumu oyalama taktiği miydi? HDP kanton, özerklik hakkı kazanacaklarmış gibi komisyona üye vereceklerini söylerken MHP yine ırkçılıkta, şovenizmde ve dincilikte geri kalmıyor, hükümeti, askeri, sınır ötesine, Kürtlerin üzerine göndermemekle suçluyor.
Devletten beslenen ve dünya pazarı emperyalizme eklemlenmeye çalışan bu kapitalist küçük azınlık gücünü kırk yıldır, şiddete ve teröre başvurmaktan, emperyalizme ve yabancı saldırganlara hizmet etmekten almakta, faşizmi tırmandırmaktadır. Faşizme giden yolun nasıl döşendiğini şimdi isterseniz Georgi Dimitrov’dan kısaca alıntılayalım:
“Kapitalistler, sömürü alanlarının farklı kesimlerinde, sanayi ve ticarette, bankacılıkta ve halka açık şirketlerde, temel ihtiyaç maddelerinin vurgunculuğunda, gayrimenkulde, toprak mülkiyetinde birbirleriyle kenetlendiler. Önlerine çıkan bütün yasal engelleri bir bir kaldırıp vergi ve zarar yükünü şehir ve kırsal kesim insanına yüklüyorlar. Geçim maliyetleri her gün artarken, gerçek ücretler düşüyor. Dışardan getirilen işçiler fabrikaları doldururken çalışanlar, işsiz bırakılıyor. Çalışma günleri keyfi olarak arttırılıyor, var olan iş yasaları ayaklar altına alınıyor. Borsa vurgunculuğundaki en ufak kısıtlamalar kaldırılıyor, küçük ticaret erbabı ve gezginci esnafın özgürlüğüne tecavüz ediliyor. Ortam, çalışan kitlelerin hayati ihtiyaçları ve iradesi, birleşik cephenin varlığını şiddetle gerektirmektedir. Emekçilerin temsilcisi olmak isteyen, fakat kendi çıkarları yararına kapitalistlerle koalisyonu devam ettirerek emeğin birleşik cephesine düşüncesizce karşı çıkan partilere ve parti liderlerine ancak acınır. Böylece onlar kendi siyasi ölüm hükmünü imzalamak zorunda kalacaklardır.” (Georgi Dimitrov, Faşizme Karşı Birleşik Cephe, May yayınları, 1975)
Şimdi yeni anayasacılar, yeni deli gömleği dikerek kendi siyasi ölüm hükümlerini mi imzalayacaklar yoksa emekçilerle faşizme giden yolda taşları birer birer söküp atarak birleşik emek cephesine mi omuz verecekler? Bakıp göreceğiz.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
