Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde PKK’lı teröristlerin keskin nişancı tüfeği Kanas ile açtığı ateş sonucu yararlanan, tedavide şehit olan özel harekât polisi 35 yaşındaki Ali Bulduk’un Adana’nın Kozan İlçesi’ndeki baba ocağına ateş düştü. 4’ü kız 5 çocuk sahibi 75 yaşındaki Salih ile Fatma, tek oğulları Ali’nin şehit haberiyle yıkıldı. “Oğlum seni süt satarak okuttum. Polis olma dedim ama lafımı dinletemedim. “Başka bir yer kazanamadım. Mecburum çalışmaya. Sizlere de yardımcı olacağım” dedi. Annesi ve kardeşleri polis olmaması için yalvardı, ama dinlemedi, diye ağıt yaktı baba Salih Bulduk”. Böyle yazıyor 17.01. 2016 günlü Milliyet.

Bütün yoksul çocukları ya böyle büyütülüyor ve okutuluyor ya da büyütülüyor ama okutulamıyor. Okuyanlar ne oluyorlar? Çok zorluklarla iş bulabiliyorlar; iş bulanlar çok az ücret alıyorlar, iş güvenceleri çok az oluyor;  iş bulamayanlar ve mecbur kalanlar ya polis oluyor ya da uzman asker(paralı). Ve görünen o ki en çok da onlara düşüyor görev başında ölümler. Öldüklerinde ise şehit diyorlar. Neden sadece yoksulların çocukları şehit oluyor? Ne karşılığında? Yoksullar bu ülkenin olanaklarından en az seviyede faydalandığı halde, yönetenlerin beceriksizleri, ihtirasları, zenginlerin çıkarları ve hırsları için neden ölüyorlar da egemenlerin çocukları ölmüyorlar, şehit olmuyorlar. Şehitlik bunca muteber bir olgu, mertebe iken hep yoksullara düşüyor da zenginlere düşmüyor!

Şöyle de sorulabilir: Tüm bu savaşlar neden çıkıyor? Bu savaşlardan kimler çıkar sağlıyor?  Savaşlara neden olan sorunlar savaşsız çözülemez mi? Çözülebilir ama savaşanlardan en az biri kötü niyetlidir veya iki taraf da kötü niyetlidir veya en azından aptal ve cahildirler.

Türkiye’de 1 milyon civarında taşeron işçisi vardır ve bunun 600 bini kamuda, 400 binden biraz fazlası özel sektörde çalışmaktadır. Kamuda çalışanların tamamı süreklilik arzeden işlerde ve özel sektörde ise 300 bin civarında işçi inşaat işlerinde çalışmaktadır. Bundan 40 yıl önce sadece inşaat sektöründe taşeron sistemi vardı! Demek ki kamu ve siyaset sosyal güvenlik ilkelerine ihanet etmiş, vatandaşlarını üç kuruşa yandaşlarına satmış; yandaşlarını abat ederken vatandaşlarını berbat etmiştir…

SGK’nın açıklamalarına göre Türkiye’de 22 milyon çalışanın içinde 10 milyon 400 bin kayıt dışı çalışan var. Ne demek 2 çalışandan biri kayıt dışı! Devlet her konuda muktedir iken insan hakları ve sosyal güvenlik açısından bu kadar aciz olabiliyor! İşte bunların babaları da simit satarak büyütülüp okutulanlar! Bu şartlarda devlete ihtiyaç var mı?

Büyük umutlarla büyütülüp hayata katılan ve kendisinin, ailesinin rızkını çıkarmak için çalışırken olan kazalarda sakat kalan binlerce ve ölen 2 bine yakın işçi de var bu ülke halkının hayatında; bizleri her gün öldüren kahreden. Yönetenler, işverenler ve kendilerini bir şey zanneden politikacılar kalbiniz mi karardı, aklınızı mı yitirdiniz, yoksa insanlıktan mı çıktınız?

Halkımızın içinde bulunduğu şartlar çok vahim! Hak yok, adalet yok, iş yok, yeterli ücret yok, güvence yok, sağlık, çevre ve umutlar çöküntü içinde! Sadece savaş, ölüm ve umutsuzluk var? Böyle yaşanır mı? Yaşanmaz.   Öyleyse bir şey yapmalı. Ne yapmalı? Gençlerin, öğrencilerin, çalışanların asıl sahipleri; dedeleri, nineleri, anaları, babaları ve komşuları sahiplenmeli; çocuklarının, torunlarının, komşularının yanlarında olmalıdır. Nerede, nasıl ve ne zaman olabileceklerini onlar çok iyi biliyorlar. Çünkü onlar bu konularda çok tecrübeliler.

Dedeeee, nineeeee…. Bastonunu al da gel!


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.