Türkiye’nin bugünkü yönetim tarzının ne kadar muğlak olduğunu her alanda yaşıyoruz. Hukuk, adalet, bilim, örf, âdet ne varsa örnek alacağımız; elimizi attığımızda hep balık gibi kayıp gidiyor. Tutunacak bir tek dalımız kalmadı. Hükümet var mı, meclis var mı, yargı var mı belli değil. Görünen o ki, sadece Ak Saray var. O ne derse o oluyor. Sonuç olarak devlet de yok, halk da yok, vatandaş da yok. Hiç kimsenin hiç kimseye saygısı ve sevgisi yok, toplumsal ahenk kaybolmuş! Bunun tek nedeni var merkezi yönetim bir fil gibi davranması, önüne geleni yıkması ve ezmesidir. Bununla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1946 yılında demokrasiye geçmiş olmasına rağmen, demokratik ortamı hissettirse de halka hiçbir zaman demokrasiyi yaşattırmadığı da unutulmamalıdır. 1960, 1971, 1980 askeri darbeleri, toplum mühendislikleri, dıştan yaratılan ekonomik, siyasal ve kültürel çarpıtmalar ve bunalımlar bu engelin araçlarıdır.
Ama artık bu engellerin sonuna geldik. Türkiye böyle yönetilemiyor, yönetilemez! Hiç kimse, hiçbir kurum ve yabancı hiçbir güç insanlarımızın, halkımızın kendini ekonomik, bilimsel ve kültürel geliştirmesinin önüne engel koyamaz, koyamamalıdır… Bunun da yolu yaşadığımız, çalıştığımız her yerde söz ve karar sahibi olmak hakkıdır. Bugün için çalıştığımız yerde söz ve karar hakkımız sınırlı olarak kabul edilse de zamanla bu hak da en yüksek seviyede ve eşit olarak sağlanacaktır, sağlattırılacaktır!
Bu zeminde benim gibi hemşerilerim de çok acı çekiyor; Zonguldak hakkında da hiçbir söz, yetki ve karar sahibi değiller. Türkiye Taş Kömürleri Kurumu kapanacak noktaya getiriliyor söz sahibi değiliz, Ereğli Demir Çelik özelleştiriliyor söz sahibi değiliz, Zonguldak üçe bölünüyor; Karabük ve Bartın illeri yaratılıyor söz sahibi değiliz, Filyos Vadisi Projesi ortaya çıkarılıyor söz sahibi değiliz ve Akçakoca’dan Amasra’ya kadar 15 termik elektrik santrali planlanıyor söz sahibi değiliz. Biz neyiz? Müstemleke bölgesi miyiz? Ankara’nın göklerinden ne yağarsa kabul etmemiz isteniyor!
1990’lı yılların başından beri Filyos Vadisi Projesi var. Hükümetler önce Filyos Vadisi Projesi sınırlarını belirledi Gökçebey’e kadarki ırmak boyunu, ve uzun yıllar içinde sadece Liman Projesi’ni Kardemir’e ihale etti, işi dondurdu. Kardemir’in sıkıntıları nedeniyle yapımın olanaksız olduğu ortaya çıkınca bu da yattı! Hâlâ yatmaya devam ediyor. Son yıllarda ise seçimden seçime bir bakıyorsunuz proje var, bir bakıyorsunuz kaybolmuş, yok! Hükümetler isteyince piyasaya sürüyor oyları alıyor ve görevi bitince tekrar buzdolabına kaldırılıyor.
17 Ocak 2016 Pazar günü Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası’nın düzenlediği “Filyos Vadisi Projesi Ortak Akıl Konferansı’na BAKKA bölgesinin tüm siyasi partileri, sivil toplum örgütleri ve belediye başkanları davet edilmiş ama katılım sayısı çok düşük kalmış. “Böyle dedi Sayın Çaycuma TSO Başkanı Rıfat Sarsık”. Ben kendisine Cumhuriyet Halk Partisi Zonguldak milletvekilleri Şerafettin Turpçu ve Ünal Demirtaş neden katılmadılar diye sorunca şöyle dedi: Kendileri gelemediyse temsilcileri gelseydi!
Filyos Vadisi Projesi hakkında 4 davanın 2’si sonuçlanmış 2’si de Danıştay’daymış. Ve davacıların birisi de Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı. Sayın Bülent Kantarcı şöyle diyor: “Ben Projenin Saltukova’dan yukarı çıkmasını ve termik elektrik santrali yapılmasını istemiyorum”. Ben de can-ı gönülden kendisi destekliyorum. CHP milletvekilleri neden suskun?
Böyle hayati bir günde, geleceğimizi altüst edecek projeleri tartışmayacağımız da ne zaman tartışacağız? Egemenlerin bize yaşattığı ne varsa “kader” mi diyeceğiz?
İşte böyle bir ortamda; CHP milletvekilleri yok, temsilcileri yok, diğer partilerden, belediyelerden, sivil toplum örgütlerinden kimsecikler yok ve meydan tamamen boş! Bir daha böyle bir fırsat çıkar mı? Ellerine almışlar AKP milletvekilleri sazlarını istediklerini çalmışlar! “Tüm bölge insanını başka bölgelere kovmayı bile söyleyebilmişler”. Devrek’e bir termik santral yapılsa ve Devrekliler Bolu’ya göç ettirilse Sayın Özcan Ulupınar ne der acaba?
Ben de termik santrallere, gereksiz yere doğanın bozulmasına yönelik yatırım ve üretimlere karşıyım. Tüm insanlık aldıklarının karşılığı ne ise bedelini ödemelidir, sonuçlarına katlanmalıdır. Türkiye’nin elektrik üretimi 2015 yılı 12. ay 259,61 milyar kwh, tüketimi 2014 yılı 207,38 kwh. Demek ki 50 milyar kwh fazlalık var. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı 2023 yılında tüketimin 500 milyar kwh’a çıkacağını hesaplamış; nasıl hesaplamış bilmiyorum! Olsa olsa 250 milyar kwh tüketim olur, fazlası ne olacak onu da bilmiyorum. Bu konuda sağlıklı bilgiye gereksinim var.
Emir komuta altında görev yapan milletvekillerine, görevi olduğu halde yapmayan, sorumlu olduğu halkın haklarını aramayan hiçbir yöneticiye gereksinimiz yok! Eğer görevlerini bilerek eksik, yanlış yaparlarsa çocuklarımız ve torunlarımız bizden hesap soracaklardır. Doğa yaşayanlara ve yaşayacaklara aittir; haddimizi bilmeliyiz!
En kaliteli demokrasinin, yönetimin ve yaşamın yerinden yönetimle olduğu bir kez daha anlaşılmıştır; Filyos Vadisi projesiyle…
Doğrudan demokrasiyi internet üzerinden kuramaz mıyız acaba?
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
