Türkiye işçi sınıfı içinde yaşadığımız süreçte, gerek kendi gelişme sürecinden, gerekse burjuvaziden kaynaklı bir dağınıklık ve “Sendikal Birlik”ten yoksunluk süreci yaşıyor. Bunda da baş etken burjuvazinin, sınıfa, sınıf bilincinin taşınmasında sosyalistlere çıkardığı zorluklar ile sosyalistlerin işçi sınıfının kapsamını farklı değerlendirmeleri gelmektedir.
Bu yazıda, bilimsel kaynaklarından da yararlanarak işçi sınıfının kapsamı ile ‘Sendikal Birlik’ sürecini irdelemek istedik. Zira can yakıcı sorun işçi sınıfını kendine yabancılaştırıyor.
İşçi nedir, sorusunu yanıtlarken anlamamız gereken nokta, yapılan işin ne olduğu değil içinde bulunduğu ilişkidir. Yapılan işi beğenelim beğenmeyelim, bir kişi emek- sermaye ilişkisi içinde, işin emek kutbunda yer alıyor ve ücretli emek olarak çalışıyorsa, o kişi işçidir. İşçinin aldığı ücretin yüksekliği kendi içinde bir ölçü olmaz. Kalifiye işgücü harcayan yüksek ücret alabilir, asıl olan ücretli işgücü ile parasal karşılığı arasındaki ilişkidir. Sınıfın kapsamı kapitalist gelişmeye bağlı bir süreçtir. Başta toplumun küçük parçası olan işçi sınıfı, kapitalist ilişkilerin derinleşmesi ve yaygınlaşmasıyla toplumun, giderek büyük çoğunluğunu oluşturdu.
Sınıf savaşımına gelince, bu süreç en gelişken ve gerçek savaşım olmaya yönelen bir süreçtir. Türkiye işçi sınıfı kendiliğinden gelme ekonomik savaşın kazanımının olgunlaşması ve yine kendiliğinden siyasal savaşıma doğru yükselirken seksenlerde, burjuvazinin zorlaması ile karşı devrimci partilere yöneldi. ANAP ve AKP, böyle bir zorlamanın sonucu iktidar oldu. Böylece işçi sınıfı sosyalistlere, siyasal savaşımın, siyasal partisiz olamayacağı mesajını verdi. Şimdi Türkiye işçi sınıfı, ekonomik görevlerinin bilincine vardıkça daha kararlı şekilde orada örgütlenmek üzere kendi siyasal partisini arıyor. Sürecin öte ucunda partinin bilinçlendirme ve örgütlenme çalışmalarını giderek güçlendirmesi, yığınları kavraması gerekiyor. Bir sınıf partisi, duruşuyla savaşımı, siyasal savaşıma çevirebilir. Türkiye’de işçi sınıfının gerçek siyasal bilince erişmesi, sınıf partisinin ürünü olacağı gibi, parti de işçi sınıfı savaşımının tarihsel açıdan ürünü olacaktır.
Yirmi dört Ocak kararları ve 12 Eylül darbesinin sıkıştırmasıyla DİSK ve TÖB DER gibi sınıf ve kitle sendikacılığını hedeflemiş derneklerle konfederasyonlar kapatılırken, TÜRK İŞ gibi konfederasyonlar, sendikaları bölme taktiklerini öldürücü bir biçimde uyguladılar. Bu sendika önderlerin burjuvaziyle sınıf işbirliğine gitme siyasetleri, emekçi sınıfın çıkarlarına büyük zararlar verdi. İşçiler kazandıkları hakları, sendikacılar eliyle bir bir burjuvaziye teslim ettiler. Burjuvazi bir iş kolunda, birden çok sendika kurulmasına olanak sağlayarak sendikal rekabeti arttırdı ve sendikal birliğin dağılmasına zemin hazırladı. Sendikalar 12 Eylül faşist yönetimine teslim edildiler.
On iki Eylül benzeri baskı altında yaşayan Türkiye işçi sınıfı, yeni bir “Sendikal Birlik” oluşturarak, 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarından bu yana, otuz altı yıldır yaşadığı baskıdan kendini kurtarmalıdır artık. Bu kurtuluş, toplumu rahatlatacak, tüm kesimlerin kurtuluşunu da sağlayacaktır. Bunun için, *Ulusal ve uluslar arası düzeyde sendika kurulması ihtiyacı gün gibi açıktır. *Her işkolunda bir tek sendika kurulması zorlanmalı, her ülkede bir tek sendika konfederasyonu kurulmalıdır.*Sınıf partisi, sermayenin işçi sınıfı ve halka karşı saldırılarını önlemek için, işçinin önemli siperlerinden biri olan birleşik sınıf sendikalarının kurulmasında sınıfa yardımcı olmalıdır. Sendikaları birleştirmek için tek şart, sermayeye ve iktidarın faşizan baskılarına karşı sendikal demokrasisi için savaşmaktır.
Sözü, Diken Com’dan, Kürşat Bumin’den (03.04.16) bir alıntı ile bağlayalım: “Yürütülen savaşlar millilikten uzak, artık daha açık biçimde, menfaat dünyasının gerektirdiği uygulamalara dönüşümü tamamlanmıştır. Onun için yazıktır evlatlarının ardından sesini çıkaramayan, duyuramayan ve gözyaşlarını içine akıtan bu ülkenin fakirlerini, bu derece istismar etmenin sonu gelmelidir. Devlet bu acılı fakir insanların, köy ve kasabalardaki fakir evlerine bayrak asarak neyi ispatlamanın peşindedir? Genç yaşlarında bir inat uğruna ‘cennete uğurlanan’ bu delikanlıları giderek artan azgınlıkla “bugün de beş şehit” manşetiyle gazeteye ve ekrana taşıyan bu medya dünyası dilini ve işlevini hepten şaşırmış durumda
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
