Kötü örnek, örnek olmaz. Denir ki “Bir musibet bin nasihatten evladır (etkilidir)” bizimki de o hesap, iyi ki Ensar Vakfı’nda cinsel taciz olayı oldu da AKP’nin dindar nesil yetiştirme projesinin öncü gücü olan cemaatler üzerindeki mistik örtü aralanmaya başladı.

Ensar Vakfı’ndaki vaka, Türk İslam Sentezci ideolojinin ve onun İslamcı kanadı AKP İktidarının yumuşak karnı oldu. Buradan da görüleceği üzere Güneydoğudaki savaşla yalnızca başkanlık sistemi hedeflenmedi, aynı zamanda devlet eliyle cemaatler üzerinden dindar nesil yaratma projesinin hayata geçirilmesi de hedeflendi. Projenin üzeri ise mistik örtü ile örtüldü. Ancak AKP’nin emperyalist ortakları ile arasının açılmaya başlamasıyla cemaatler üzerindeki mistik örtünün üzeri aralanmaya, dolayısıyla da ortalığa taciz cinsinden pis kokular saçılmaya başladı. Böylece eğitimde 4+4+4 sisteminin de hazin hikâyesi başlamış oldu.

Bir dindar nesil yaratma projesi olan 4+4+4 sistemine, adı sendika işlevi arka bahçe olan Eğitim Bir Sen dışındaki sendikalar karşı çıkarken AKP İktidarının çocuklarımızın, gençlerimizin umutlarına, inançlarına, özgürlüklerine, geleceklerine, hayallerine, bilimsel ve laik eğitime ipotek koyacağına işaret etmişlerdi.

Kısa adı Veli Der olan Öğrenci Veli Derneği, Karaman’daki tacize ilişkin bir bildiri yayınladı. Bildiri bazı velilerin eline geçmiş olabilir. Bildiri “Çocuğuma dokunma” diyerek devam ediyor: Umutlarıma, İnancıma, Hayallerime, Gençliğime, Özgürlüğüme, Kıyafetime, Bedenime, Geleceğime, Çocukluğuma, Bilimsel Eğitime, Laikliğe kimsenin dokunma hakkı bulunmadığını belirtiyor, velileri “Çocuk istismarına, tacizine ve tecavüze hayır demek için 12 Nisan günü basın açıklaması için İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü önüne çağırıyor. Veli Der eğitimin eşit, parasız, laik ve bilimsel eğitimin kütüphaneler, sanat atölyeleri, laboratuar ve spor salonları ile desteklenmesini istiyor, zorunlu din dersine hayır diyor. İHH, TÜRGEV, Ensar Vakfı, Kimse Yok mu Derneği aracılığı ile okullardan para toplanmasına, ideolojik çalışma yapılmasına karşı çıkıyor.

Türkiye hedeflediği kapitalizmle kalkınma ve Batı tipi burjuva demokrasisini yüzyıllık bir deneyimle gerçekleştiremedi. Burjuvazinin kendince ekonomik, siyasal ve sosyal kaygıları yanında “Laik ve Bilimsel Eğitimi” sistemleştirilebilseydi, laik sistem kendini korumaya alır, yerden mantar biter gibi dernek, vakıf ve sendikaların cemaat örgütlenmelerine izin vermezdi. Aile Bakanı: “Böyle kıymetli, hayırlı hizmetler veren vakıflar” diyerek suçu görmezden gelir, toplumun gözünden kaçırmaya çalışamazdı. Ensar Vakfı’nın suçunu sahiplenemezdi. Aslında herkes biliyor ki sistem sürdükçe insan onuruyla daha çok oynanacak, istismar, taciz, tecavüz gibi olayların sonu gelmeyecek, yenileri eklenecektir.

Veli Der, bildiriye bir de “ Vicdanıma Dokunma”yı eklemeliydi. Vicdan insanın kendi kendisiyle hesaplaşmaya, kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili yargıda bulunmaya yönelten, kendi ahlaki değerleri üzerinde kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan ve doğruyu yapma yükümlülüğünü de yükleyen içsel güçtür. Vicdan azabıysa, başkasına zarar verdiğine inanan birinin duyduğu pişmanlık duygusunun ifadesidir. Vicdan azabı, kişinin suçluluk duygusuyla kendine yönelttiği bir kızgınlık halidir ve kişinin geçmişteki yanlışından kaynaklanır.

Ülkenin getirildiği hale bakın, cemaatleri dindar neslin öncü gücü yapmak için yola koyulan AKP’liler vicdan azabından kahrolacakları yerde Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar Ensar Vakfının pisliklerini ortalığa saçtı diye. Bu ülkenin aklıselim insanları eminim ki hem kendi vicdanlarını, hem kendi vicdanlarına egemen “üstün vicdan”ları yargılıyorlar. Devletin cemaatleri nasıl himaye ettiğini, daha nice tacizcinin çocukların arasında dolaştığı ile mecliste reddedilen gensorudan sonra Bakanı tebrik için sıraya giren milletvekillerini sorguluyorlardır.

Kılıçdaroğlu “Dünyadaki tek çocuk bayramını ilan eden bir meclisten, çocuk tacizini araştırmaya gerek görmeyen bir meclise” geçildiğine işaret ederken biz de sözü, “Çocuklara bayram armağan edilen bir ülkeden, çocuklara tecavüz, edilen bir ülkeye dönmemizin ayıbı hepimize yetecek” diyen Cengiz Semercioğlu (06.04.2016 Hürriyet) ile bağlayalım.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.