KESK’e Bağlı Eğitim-Sen Köy Enstitülerinin kuruş yılı ne deniyle değerlendirme yaptı.
Eğitim-Sen Zonguldak Şubesi Eğitim Sekreteri Üzeyir Karahasanoğlu, 17 Nisan 1940 yılında kurulan Köy Enstitülerinin kurulma ve ülkemizdeki eğitim-öğretime olan ihtiyacı şu ifadelerle değerlendirdi, “Kurtuluş Savaşı bittiğinde ülkemiz insanının % 95’i okuma yazma bilmiyor ve % 80’i de köylerde yaşıyordu. Ülkenin eğitim alanındaki geri kalmışlığı düzeltilmeden hiçbir geriliğin giderilemeyeceği gerçeğinden yola çıkarak Köy Eğitmeni projesiyle askerliğini onbaşı ya da çavuş olarak yapan askerlerin üretim çiftliklerine gönderilmesi ve böyleceköylerin öğretmen gereksiniminin kısmen giderilmişti.Kırsal alana yönelik atılan bu adımları sonraki yıllarda daha bilinçli adımlar izlemiş. Hasan Ali Yücel’in ve İsmail Hakkı Tonguç’un yoğun çabalarıyla 17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri Yasası çıkarılmıştır.
“Köy Enstitüleriyle Anadolu aydınlanması başlamıştır”
1940’lı yılların başında dünya faşizmin postalları altında inlemekte, insanımızyoksulluktan kırılmakta ve 2.Paylaşım Savaşıyla faşist Hitler’in orduları sınırlarıma dayanmıştır. İçeride ise Anadolu’nun birçok yerinde açılan Köy Enstitüleri halka aydınlanma yolunda birer ışık olmaktadırlar.Köy Enstitülerinde Hasan Ali Yücel öncülüğünde dünya klasikleri Türkçeye çevrilir, ansiklopediler yayımlanırken, enstitülü öğretmenlerimiz sayesinde okuma yazmanın çok ötesine geçilerek Anadolu aydınlanması başlamış ve köylerimizdeki insanımız belki de ilk kez gerçek anlamda yurttaşlık bilinci kazanmaktadır.Tonguç bu konuda şunları söyler: “Köylü insanı öylesine canlandırılmalı ve şuurlandırılmalı ki, onu hiçbir kuvvet yalnız kendi hesabına ve insafsızca istismar edemesin. Ona esir ve uşak muamelesi yapamasın.”
Bugün eğitimde yaşadığımız sorunlar, birdenbire ortaya çıkmamıştır. Öğretmenlik mesleğinin bu denli ayağa düşürülmesi, ucuzlaştırılması, ülkenin eğitim sisteminin bilimden, teknikten bu kadar uzaklaşması, gitgide yozlaşan karanlıklara gömülmemiz sır değildir. Eğitim; yaşamdan koparılarak, demokrasi kültüründen ve bilimden uzaklaştırılarak, piyasa koşullarına ayarlanarak ilerleyemez. Bunları defalarca söyledik. Yine söylüyoruz, çocuklarımıza dayatılan programlar çağdaşlıktan uzak, ezberci, tekdüze, yeniliklere ve farklılıklara kapalıdır. Zorunlu din dersi dayatmalarıyla da bu körpecik beyinler bağnazlaşacak, yozlaşacak, geleceğimiz karartılacaktır.
Her karanlığın sonu, her değerin alkışlayanı elbet bulunur. Eğitimi yozlaştıran bugünün anlayışını, Köy Enstitüsü deneyiminden çıkardığımız derslerle alt edebiliriz. Bu gücü kendimizde görüyoruz. Gücümüzü, evrensel değerleri gözetirken yerel farklılıkları zenginlik sayarak, emeği baş tacı ederek, savaşsız, sömürüsüz bir dünyayı hedefleyerek ve her türlü baskıcı yönetime karşı demokrasi ve dayanışma kültürünü savunmaktan alıyoruz. İşte tam da bu söylediklerimizden dolayı bizim esin kaynağımızdır Köy Enstitüleri. Sadece öğretmenlik mesleğini onurlandırdıkları için değil, memleketimizin uzak köylerini bilimle, teknikle tanıştırdıkları, bunu öğrencisive öğretmeniylehep birlikte yaparak, yaşayarak öğrendikleri, herkese yepyeni bir geleceği muştuladıkları için.
Anadolu’nun çorak bozkırında alın teriyle, yurt sevgisiyle filizlenen deneyimin ne denli değerli olduğunun bilinciyle EĞİTİM SEN olarak Köy Enstitülerinin kuruluşunun 74. yılını kutlar, bu uğurda kaybettiğimiz Tonguç Baba’nın ve diğer emekçilerin anısı önünde saygıyla eğiliriz.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
