susma logoSusma, 28 Nisan 1997’de ülkenin karanlıktan, aydınlığa “bir ışıkta sen yak” mesajının verildiği günlerde yayın yaşamına başladı.

Bu günkü gibi, o günlerde ülke faili meçhul cinayetlerin odağındaydı ve kitleler, “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek” diye haykırıyordu.

Bugün alenen katledilen insanlığın bırakın can güvenliğini, yaşam hakkını artık “İnsan olma”, “erdemli”, “onurlu”, “ahlaklı” insan olmanın konuşulduğu siyasetin en üst perdesinde yaşam hakkının yerini “onursuzluk”, “erdemsizlik”, “ahlaksızlığın” aldığı ve yeniden “İnsan olma” mücadelesinin verildiği günlerde Susma 20 Yılına giriyor.

Bu yolda, ne kadar olunursa o kadar yürümeye çalışan, hiç ara vermeden siz dost okurlarla beraber olmanın memnuniyetini yaşıyoruz.

Yukarıdaki konuların tartışıldığı yerde artık işin yürüme boyutundaki “ekonomik” kısmı inanın görülmez oldu.

Neyse ki Susma’nın gönüllü okurlarının; “Uzun süredir aynı dayanışmayı, aynı abone ücretini veriyoruz, biraz zam yapın” demelerinin verdiği gönüllülük esaslı ekonomik katkılarıyla tıpkı bundan 20 yıl öncesi gibi, “Bir ışıkta sen yak” misali Susma’nın Susmaması için elimizden geleni yapıyoruz.

Boyumuzu aşan işler, bizden bağımsız gelişmeler, ülkedeki siyaset ve basının geldiği nokta hepimizi derinden etkiliyor.

Bakın TGC Başkanı Turgay Olcayto’nun Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 45. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada durumu nasıl değerlendiriyor, “Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün açıkladığı basın özgürlüğü sıralamasında 149’dan 151’e düştü.  Basın özgürlüğünü önemsiyoruz;  çünkü basın özgürlüğü halkın doğruları öğrenmek, bilgi edinmek, aydınlanmak hakkıdır. Halkın bugün gerçekleri öğrendiği, bilgilendiğini söylemek mümkün değil. Özellikle son 3 yılda yayın yasakları, akreditasyon ve sansür ile karşılaştık”

Evet; Susma bu zorlu yolda, fikirlerin tartışılması, yorumlanması, haberin objektif verilmesi ve sayfalarının elverdiğince kentin tüm sorunlarına, toplumsal konularda üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışıyor.

Susmayanlarla, gönüllü okurlarımızla, Susma Dostlarıyla 20 yılı devirdik nice 20 yıllarda birlikte olmak dileğimizle.

Bugüne kadar desteğini esirgemeyen tüm okurlarımıza, dayanışma gösterenlere teşekkür ediyoruz.

Susma, Özgür, Özel, Özel bir yayın olmaya fikirleri korkmadan tartışmaya, konuşmaya ve sizlerle paylaşmaya devam edecek.

 

Kılıçdaroğlu konuştu

 

Geçtiğimiz hafta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin ülke genelinde başlattığı “Büyük Buluşma” toplantılarının Batı Karadeniz ayağını gerçekleştirmek üzere Dedeman Otel’de meslek ve Kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi.

Şahsen ben toplantının, daha doğrusu genel merkezin bu projesinin yerelde yerli yerine oturtulduğunu söyleyemem. Verimli bir toplantı olmadı. Organizasyon işi ciddi iş, toplantının sunuşundan, katılımcıların seçimine kadar hepsi titizlik isteyen bir çalışma olmalıydı, olmadı.

Katılımcıların, özellikle Kılıçdaroğlu’nun kendi söylemiyle, “Bu toplantı CHP toplantısı değil” demesine rağmen bunun çok dışına çıkılmadığı görüldü. Konuşmacılar her ne kadar bölgelere ayrılarak meslek durumlarına göre tasnif edilse de verimlilik açısından Zonguldak merkezli bir avantaja dönüşmediği kanısındayım.

Ayrıca Kızılay adına konuşan Murat Uzun’un Suriyeliler konusunda ki sorusuna hep bir ağızdan “istemiyoruz, ülkelerine dönsünler” cevabı ise salonun utanç mesajıydı.

Suriyeli göçmenleri AKP eliyle buralara yerleştirilmeleri başka bir şey, o yurttaşların savaştan, canlarını kurtarmak için ülke topraklarını terk etmeleri başka bir şey.

Bu soruna düzgün bakabilirsek büyük insanlığa, kâmil insan olmaya bir adım daha atmış olacağız.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.