Bu boş teneke deyimini yaklaşık 40 yıl önce öğrendim. Devrek’teki bir yerel seçimde rakipler birbirlerine karşı kullanıyorlardı bu deyimi… Biliyorsunuz boş tenekeler dışarıdan vurulduğunda çok ses çıkarırlar, sadece o anda bir ses duyarsın o kadar. Demek ki insanların da boş tenekelere benzer yapıları varmış; konuştukları, yaptıkları her şeyin sonucunda bir anlam bir ürün ortaya koyamıyorlar. Yaptıkları sadece gürültü, şamata ve zaman kaybı…
Bu bağlamda, Devrek’teki boş teneke olgusunun 40 yıldır siyasetin ve ekonominin içinde olan ben, tüm Türkiye’yi sardığını görüyorum. Eğer vatandaşın ihtiyaçları, öngörüleri ve çabaları da olmasa siyasetin öngörüleriyle bir adım ileri gidemeyiz. Bu anlamda siyaset olsa da olur olmasa da!.. Belki de bu tutumlar bilinçli olarak yapılıyor; siyasetin esas görevi Türkiye halkının önünü kesmek, potansiyelini öldürmek. Gerçekten bu görev son kırk yıldır kesintisiz olarak yerine getiriliyor…
Bu düşünceyi nasıl ispat edebiliriz? Bakın Zonguldak’a(Karabük, Bartın, Zonguldak) net olarak görebilirsiniz. Bu zaman zarfında Zonguldak’a bir çivi çakılmadı, ileri gidemedi; aksine 100 yıl geriye gitti.
Zonguldak örneğini tüm Türkiye’ye benzetebiliriz. Türkiye ne kazandı bu zaman zarfında? Dış borçlar 10 milyar dolardan 600 milyar dolara çıktı, vatandaşın bankalara borcu yokken(senetli veya deftere yazılan hariç) 400 milyar liraya çıktı. Eğitim seviyesi ilkokulun üzerine çıkarılamadı. Eğitim seviyesi yüksek olan gençler işsizlikten kırılıyor, İşsizlik ortalaması yüzde 30’ler üzerinde, çalışanların çoğu günde ortalama 10 saat çalışıyor, 10 milyon üzerinde sigortasız çalışan var, çalışanların yüzde 80’i asgari ücretli ve yoksulluk sınırının 4’te biri kadar ücret alıyor(asgari ücret alamayan da var). Tüm sağlık hizmeti gelişmelerine rağmen üç kat fazla hasta oluyoruz. Genel olarak teknoloji üretiminden, bilimsel gelişmeden ve normal üretimden vazgeçtik. Sadece 2023 yılına kadar 250 milyar kwh elektrik tüketimi öngörürken 500 milyar kwh elektrik üretimi planlanmış! Sahi, neden 250 milyar kwh elektrikfazla üreteceğiz anlayamadım!..
Bu şartlara gelmemizde bazı etkenler var: PKK terörü birinci etken; bu yolda ülkenin 3 trilyon dolardan fazla kaybı var(her ne kadar 300 milyar dolar harcandıysa da üretim potansiyel kaybı 3 trilyon dolardır), 50 bin çocuğumuz bu yolda öldürülmüştür, halkın ruhu ve beyni çökertilmiştir. İkinci etken, dindar ve muhafazakâr, içi ve beyni boş, örgütsüz, bilimden uzak nesilleryetiştirmektir… Başarılmıştır!
Bu tablonun karşılığını aynen TBMM’de görebiliriz. Mecliste bulunun hangi partinin üretim derdi var, hangi partinin teknoloji derdi var, hangi partinin bilimsel gelişme derdi var, hangi partinin çevre ile ilgili kaygıları var, hangi partinin gelir dağılımı çarpıklığı sorunu var?
Bir partinin dindar nesil yetiştirme derdi var, bir partinin hem Türk milliyetçisi hem de dindar nesil yetiştirme derdi var, bir partinin Kürt milliyetçiliği derdi var, bir partinin de ne olduğu belli değil; sadece devletin bekası derdi var(halk ne olursa olsun!). Bunlar için hepsi de Amerikan mandası olmamız nedeniyle icazet almak için ABD’ye gidiyorlar…
Bu partilerin tamamı aciz ve zavallı konumdadırlar; Türkiye halkına hiçbir güzellik katamazlar; gölge etmesinler başka bir ihsan istemez!
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
