6 Mayıs’ta 1972’de idam edilen üç fidan anıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin silahlı kuvvetleri emperyalizme, kapitalizme karşı savaş veren, tam bağımsızlığı savunan Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı ve Hüseyin İnan’ı astırmıştı. Buna Adalet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi tam destek vermiş; CHP’de ise 144 milletvekilinden 47’si hayır oyu kullanmış, 97’si oylamaya katılmamıştı. Senato’da ise 34 CHP’li üyeden 18’i hayır oyu vermişti. Toplam olarak 450 meclis üyesinin 323’ü oylamaya katılmış, 273 evet, 47 hayır oyu çıkmıştır. Eğer, o gün CHP’liler daha fazla katılım sağlasalardı idam kararı çıkmayacaktı; idamdan kurtarmak için 30 oya daha ihtiyaç vardı.

Daha sonra CHP, Anayasa Mahkemesi’ne gitmiş ve mahkeme usul yönünden bozmuştur. İkinci oylamada da tekrar idamlar kabul edilmiştir; ama CHP tekrar Anayasa Mahkemesi’ne gitmeyerek idamların yolunu açmıştır.

1961 yılında Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamlarında da CHP ve İsmet Paşa karşı çıkmamış, engel olmak istememişlerdir. Bülent Ecevit ise hem 12 Mart 1971 muhtırasına hem de idamlara karşı çıkmış ve 14 Mayıs 1972 tarihinde yapılan CHP genel kurulunda CHP genel başkanı seçilmiştir. İşte, Bülent Ecevit bu zihniyetteki CHP’ye 1980’lerde geri dönmemiş ayrı bir parti kurmuştur.

Bu arada 1971 yılında Hava Kuvvetleri Komutanı olan Muhsin Batur’u da unutmamak gerekir: Muhsin Batur, 1971 yılı başında ABD’ye gider ve giderken devrimcilerden yana tavır alan bir insandır ama dönüşünde başka bir Muhsin Batur olarak geri dönmüştür. Neden…? Neden devletin ve siyasetin başında olanlar hep ABD’ye giderler? En son Selahattin Demirtaş gitti ama Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan göndermedi. Neden…? Neden Başbakan istifa etti veya ettirildi?

Benim son düşüncelerim, bugünkü yobazlık, yoksulluk, cahillik çukurlarından kurtulmak için tekrar Atatürk ve Deniz Gezmiş felsefelerine dönmemiz gerektiğidir. Çünkü bağımsız olmayan devletin halkı özgür değildir, özgür olmayan halk(insan) kendini geliştiremez, üretken olamaz, çürür ve yok olur.  Bugünkü Türkiye halkının bir ayağı çukurdadır…

XXXXXXXXXX

Ahmet Ümit’in “Elveda Güzel Vatanım” adlı romanını okudum. Vardığım sonuç şu oldu: Aslında Osmanlı Devleti bitmemiş hâlâ yaşıyor. Hâlâ insanların(vatandaşların) hiçbir değeri yok! Hâlâ siyasete “İttihat ve Terakki” zihniyeti egemen. Hâlâ Türk-İslam sentezi geçerli. Hâlâ insanlar bilimden, üretimden, barıştan, demokrasinin özünden, eşitlikten ve geleceğin dünyasından uzak tutulmaya çalışılıyor. Hâlâ birisi başkanlık(padişahlık) idaresi peşinde… Sahi Türkiye’yi yönettiğini düşünenler halkın dostu mu, düşmanı mı? 2023’te “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” diye bir devlet olacak mı?

Dinsel ve muhafazakâr felsefeye uygun eğitim alanların ne kendilerine ne de halka faydası olamayacağı apaçık ortada! “Gölge etmesinler başka ihsan istemez”!


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.