Türkiye’de BDDK verilerine göre 1 Milyon lira üzerinde mevduatı olan hesap sayısı 2012 yılının ilk çeyreğinde 46 bin 695 iken aradan geçen 5 yıl içinde yüzde 102 artışla 94 bin 529’a yükseldi. Yurtiçi yerleşiklerinin bankalardaki mevduatı 5 yılda yüzde 78 artarak 1 trilyon 186 milyar 549 milyon liraya çıktı. (Birgün 9 Mayıs 16)

Dünyadaki servet dağılımı bozukluğunda da en kötü iki ülke Rusya ve Türkiye. Yüzde 1’in aldığı paylar 2000’de Rusya’da yüzde 53.1, 2014’te yüzde 66.2; Türkiye’de 2000’de yüzde 38, 2014’te 54. Yüzde 10’un aldığı paylar Rusya ise 2000’de yüzde 77.1, 2014’de yüzde 84.8; Türkiye’de 2000’de yüzde 66, 2014’de yüzde 77. (CreditSuisse’nin Global Wealt 2014 Raporu)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan emek sömürüsünden bahsetti: “Böyle olmaz”. 2002’den beri Türkiye’yi yöneten Erdoğan, iş sağlığı konferansında emek sömürüsünden şikâyet etti. TOBB üyelerinde “her biriniz bir işçi alın” diyerek işsizliğe çözüm önerdi. “Bir buçuk milyon üye bir buçuk milyon işçi yapar. Birer işçi ile batmazsınız, tersine bereket olur”. Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan 8. İşçi sağlığı ve İş Güvenliği Konferansı’nda yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “İşçilerin ücretlerini ve sosyal haklarını kısıtlayarak, işçiyi iş kazaları ve meslek hastalıklarından koruyacak önlemleri almayarak kazanç olmaz. O kazanç bizim değerlerimize göre haramdır; bu kazanç değil çalmaktır. İşçinin hakkını gasp etmektir. Biz insana makine gibi, hammadde gibi, sermaye gibi salt üretim aracı olarak bakamayız, bakmayız. Bizim anlayışımızda insan homoekonomikus değildir. İş kazalarının azaltılması, can kayıplarının ve emek sömürüsünün önüne geçilmesi ile öncelikle kendimizi bu konularda düzeltmeli; insanı merkeze alan bir anlayışı iş hayatına hâkim kılmalıyız”. İş kazalarında işçilerin de hatalarının olduğunu; baret takmadıklarını, iş güvenliklerinde gereken hassasiyetleri göstermediklerini belirtti. Sendikaları da hedef aldı. Mitinglerde hak aramadan ziyade terör propagandası yaptıklarını, örgüt flaması taşıdıklarını söyledi. (9 Mayıs 16 Birgün)

Aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen unsurlarla boşanma olaylarının araştırılması hakkında kurulan TBMM Komisyonu görevini yapmış ve TBMM Başkanlığı’na raporunu sunmuş ama detaylı olarak okuyamadım. Gelecek günlerde gereken derinlikte bilgiye sahip olabiliriz. Benim bu konudaki kanım, insanların yeterli geçim ekonomisine sahip olmamaları ve çağdaş bilimsel bilgiye sahip olmamaları en büyük iki etken olarak ailesel ve toplumsal huzurun bozulmasında altyapı görevi görmeleridir. Sistem bu iki olanaktan da mahrum bırakmaya çalışmaktadır insanları. İnsanların ekonomik güçleri artmıyor ama borçları hızla artıyor.

Ülkemizde çalışma saatleri hâlâ 120 yıl önce alınan İLO kararına göre yürütülüyor. Hatta çalışanların çoğunluğu günde 8 saat yerine 10-12 saat kadar çalışıyor. Neden teknolojinin 100 yıl önceki koşullarında çalışıyor işçiler; neden haftada 35 saat çalıştırarak çalışma yaşındaki tüm insanlara iş vermiyoruz? Neden herkes tükettiğinin karşılığını üreterek yaşamasın? Neden işsizler zenginlerin insafına bırakılsın, ulufeye muhtaç olsunlar?

Asgari ücret yoksulluk miktarının 4’te biri kadar? Yaklaştırırsın asgari ücreti yoksulluk sınırına sorunu çözmüş olursun.

Zenginlik olmasaydı açlık, yoksulluk, fakirlik ve cehalet olmazdı…


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.