Eğitim sistemimizde Öğretmen Okulları ile Köy Enstitülerinin müstesna bir yeri vardır. Türkiye, eğitim sistemi ile bilimsellik ve laik eğitim alanında dünyada kendine has bir fark yaratamamış olsa da bu iki okul, Türkiye insanının şekillenmesinde ve üretkenliğinde önemli yer tutmuştur.
Bilindiği gibi her yıl 17 Nisan günü Köy Enstitülerinin kuruluşu kutlanır. Bunu da en iyi Çaycumalı öğretmenlerimiz yapar. Belki buradan esinlenerek Öğretmen Okulu mezunları da yılın belli aylarında belli kentlerde buluşarak geçmişlerini yâd etmeye, belki de mesleğin bir öz eleştirisini yapmaya çalışıyorlar. Bolu Erkek İlköğretmen Okulu Mezunları da her yıl aynı buluşmayı farklı yer ve zamanlarda yapıyorlar.
Benim de üç yıl eğitim gördüğüm, 200 kadar Bolu Erkek İlköğretmen Okulu mezunu arkadaşlarla 10 Mayıs 2016 günü Zonguldak’ta buluştuk. Buluşmada 68- 69- 70 ve 71- 72 mezunları ağırlıktaydı. Kendi sınıfımdan 15, 20 yerine üç arkadaş olarak ancak buluşabildik. Geçmişimizin kısa bir muhasebesini yapabilme fırsatımız oldu. Fena da olmadı. Buluşmalar çoğu zaman insana bir kavuşma sevinci verirken bazen de burukluk, ayrılık hüznü vermiyor değil. Kavuşacağımızı umduğumuz ya da özlemini duyduğumuz birini beklerken gelmediğini ya da aramızdan ayrıldığını görüyoruz. İşte o zaman da hüzünleniyor ve vay be! diyoruz. Bu da insana yılların hızla akıp gittiğini farkettiriyor. Yaklaşık 5 yıl önce aramızdan ayrılan sınıf arkadaşımız Ahmet Taşkıran’ın aramızdan ayrılışı bizleri böyle bir hüzne boğarken aramızda olmayışını da farkettiriyor.
Peki, Köy Enstitüleri ile Öğretmen Okulu mezunları, bu tür buluşmalarla yalnızca kısa bir nostaljik buluşma mı yapıyorlar, dersiniz? Belki bu da vardır, ama bana kalırsa en çok da kendilerini yetiştiren bu okulların kendilerine kazandırdığı davranışların kırk, elli, altmış yıl sonrasına nasıl yansıdığının muhasebesinin kısa bir özetini yaşıyorlar! 444 ile tavan yapan eğitimdeki gericileşme yozlaşma ve dinselleşmenin Laik ve Bilimsel Eğitimden uzaklaşmanın sonucu olduğuna, şeriat eğitiminin dayatılmasına tepkinin kısa bir mesajıdır belki! İki tarafı keskin bir bıçak olan eğitimle insanın kapitalizm uğruna köleleştirilmesine duyulan tepkidir belki! Köylerden, kasabalardan seçilen zeki, yetenekli, kavrayışlı, sorgulayan, irdeleyen, eleştiren birey, önceliği topluma verecek şekilde yetiştirilmiş idealist bir öğretmenin yerine tam aksi yönde yetiştirilen öğretmene ve iktidara duyulan tepkidir belki de!
Öğretmen yetiştirmeyle ilgili kısa bir özet yaparsak, 16 Mart 1848de açılan Darül Muallim Mektebinin açılmasıyla ilk Osmanlı’da başlar öğretmen yetiştirme. Osmanlı’daki Batılılaşma hareketi, çeşitli alanlarda duyulan köklü değişimler Türkiye toplumuna getirilecek yenidünya görüşü ancak eğitim yoluyla sağlanabilirdi. Eğitimin dinsel kaynaklardan uzaklaşıp eğitime araştırıcı ve akılcı bir anlayış kazandırılması lazımdı. Bunun için de bu anlayış ve yetenekte öğretmen yetiştirilmesi gerekiyordu. Cumhuriyetin de böyle bir öğretmene ihtiyacı vardı ve bu ihtiyaç ancak Köy Enstitüleri ile gerçek anlamda sağlanabildi, Köy enstitülerinin, ülkenin bütününde köy çocuklarına okumada fırsat eşitliği sağlamak olduğunu da herkes bilir. Köy enstitülerinin kapatılmasından sonra onların yerinde eğitimini sürdüren 6 yıllık öğretmen okullarında eğitim geleneği köy enstitüleri geleneğine çok yakındır. Öğrenciler üretimde doğrudan yer almakla birlikte bölgelerin özelliğine göre ana derslerin yanında iş eğitimi ve tarım dersleri görürler, aynı zamanda yüksek öğretmen okuluna da öğrenci gönderirlerdi.
Öğretmen okulları yetmişlerin başında, öğretmen lisesine çevrilir ve 1980 darbesi ile de Yüksek Öğretim Kurulu’na (YÖK)’e bağlanır. YÖK, Türk İslam Sentezci ideolojiyi rotayı rehber edinir rektörlükleri, dekanlıkları Türk İslam Sentezcilerle doldurur. Böylece öğretmen yetiştirme tarihsel temellerinden, toplumsal gerçeklerden ve eğitim biliminden uzaklaştırılmış olur. Sağ olsun YÖK artık teknisyen yetiştirmeye başlar.
Bugün artık tacizden uzak, üretime dönük yeni bir eğitim sistemi ve bunu uygulayacak öğretmeni yaratmak toplumun en acil görevidir. Yoksa şeriatçılar, tacizciler kapıda bekliyor, acele ediyorlar.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
