Dokunulmazlıkların sarsıntı ve artçıları, HDP’den çok CHP’yi sarstı. AKP’ye verdiği destek ve anayasa ihlalinden sonra bir iç hesaplaşmayla karşı karşıya geldi. Hesaplaşma zaten gerekmiyor muydu derseniz, valla bana göre çoktan geç kaldı. Zira iki aylık bir parti iktidara yerleştikten sonra 15 yıldır da iktidarı bırakmamak için türlü manevralara başvuruyor. Sosyal demokrat olduğunu iddia eden CHP ise iktidarsızlığını masaya bile yatıramıyor, yasanın iptaline imza verecek kendi vekillerini partiden ihraç edeceğini söylüyor.
Yetmiş yıllık bir sosyalizm deneyiminden geriye dönüşten sonra vahşi kapitalizmin dünya işçi sınıflarına ve halklara saldırısı artarken faşist ideolojilerde görülmedik bir yükseliş oldu. Bunun son örneğini ABD’de Donald Trump gösterdi. “Dünyanın birçok yerinde, son derece ürkütücü bir fenomen baş gösterdi. Bu da halkın desteğini alan demagog diktatörlerin yükselişi.1960 ve 70lerde Ortadoğu, Latin Amerika ve Asya’da ulus devlet sürecini yeni tamamlayan genç demokrasilerin en büyük sıkıntısı askeri darbe rejimleriydi. Şimdi asıl dert, sandık yoluyla gelen otoriter liderler ve demokrasi diye yutturulan “çoğunluk hegemonyası.” Gerçek şu ki, dünyanın birçok yerinde ulus devleti kuran parti ve ideolojilere karşı bir halk isyanı var. Ancak bu durum en çok demagoglara yarıyor. Demokrasi fikri, hiç olmadığı kadar ciddi bir tehlike altında, kimse buna çare bulabilmiş değil, diyor Aslı Aydıntaşbaş köşesinde. (Cumhuriyet, 22, 05,2016)
- Aydıntaşbaş, “Son dönemde bu tartışmaları tetikleyen ABD’de Donald Trump’un önlenemeyen yükselişini” örnek gösteriyor. Trump, medya, üniversiteler, kurulu düzen, iş dünyası ve hatta kendi partisi Cumhuriyetçi’lerin tüm itirazlarına rağmen, almış arkasına öfkeli kalabalığı, terbiyesiz bir kampanyayla, tüm asgari demokratik değerlerle alay ederek ve Müslümanları, Meksikalıları, kadınları, gayları aşağılayarak bangır bangır iktidarı zorluyor. Oyunu çirkin, ancak kurallarına göre de oynuyor, diyor.
Aydıntaşbaş’ın tespiti doğru. Türkiye’nin ve başka ulus devletlerin bu sorunları neden aşamadığına gelince hiçbir siyasal irade veya savaş ekonominin kendisinden kaynaklanmayan bir gelişmeyi hayata geçiremez. Ekonomik çelişkiler, o çelişkilerin kaynaklandığı ekonomik koşulların ortadan kalkmasıyla çözülür. Bir toplumu dizayn eden siyaset değil üretim ilişkileri ile üretici güçlerdeki gelişmişliktir. Sınıflı toplumlarda, ekonomik ve kültürel ilişkilerle bütün toplumsal ilişkilerin ne yöne doğru dönüşeceğini, tarihin ne yöne doğru ilerleyeceğini sınıflar arasındaki savaşım belirler. Devlet üstyapısal (siyasal, kültürel, hukuksal) bir toplumsal ilişki olduğu için sınıf savaşımının zorladığı yönde, gün be gün değişmek zorundadır.
CHP, devletin kurucu partisidir. Türkiye Burjuvazisi kendi ekonomik ilişkilerine göre, toplumu biçimlendirmek, sermaye birikiminin toplumsal, siyasal koşullarını güçlendirmek için bütünüyle CHP’de örgütlendi. Vehbi Koç gibi eski tüfek zenginlerin hep CHP’li olduğu bilinir. CHP ile sermaye birikimini engelleyen feodalizmden miras bütün üretim ve ticari imtiyazları kaldırdı, tek para birimini sağladı. Bütünleşmiş bir pazar ve kuralları belirlenmiş bir kamu düzeni sağladı. Sermayeyi dış pazarlara karşı korudu. Toplumun dönüştürülmesi ve üretici güçlerin gelişmesi için uğraştı. Ancak yeni gelişen toplumsal güç parada kristalleşince para üretimin karakterini bozdu. Tabi ki CHP eliyle sağlanan gelişmeleri halka özümsetmek zor oldu. Onun halkla bütünleşmesini engelledi. Halka ve işçi sınıfına tepeden bakan bir kitle oluştu. Devlet eliyle zenginleşen sınıfın ceremesi halka çektirildi. Peki, şimdi ne oluyor?
Türkiye’de üretici güçler tam gelişme aşamasına girmişken emperyalizm, devletleri ulus yanlarını silkeleyen yoğun bir dönüşüm sürecine soktu. Ulus devlet uygulamaları, küresel sermayenin önüne engel olarak çıkmakta, o zaman da emperyalizm dünya çapında emeğe el koyabilmek, toplumsal bir ilişki olarak yaşayabilmek için ulus devlet uygulamasını erozyona uğratmak, devletleri dönüştürmek zorundadır.
Faşist ideolojilerin dünya çapında yükselmesi, yine işçi sınıfının dünya çapında örgütlenmesi ve direnmesi ile önlenebilir. İşçi sınıfının önü pek de aydınlık gözükmüyor.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
