Toplumsal mücadele de her şey insanların, yani bizlerin kurguladığı, planladığı gibi gitmi yor.Zonguldak “emek ve demokrasi kenti”diyoruz ya, bunu korkmadan,yılgınlığa kapılmadan sürekli söylemenin ne anlama geldiğini, iş ve yaşam koşullarında, bazen bir termik santral direnişinde “çevre hareketi” olarak, bazen bir tekstil fabrikasında ücret alamayan işçilerin eyleminde, bazen ülke genelinde insanlık dışı yaşanan bir “çocuk istismarı”nda. Bazen “öteki” dediğimiz farklı kültürlerden, halklardan yana tutumumuzda, bazen “Savaşa karşı barışta” görebiliyoruz.

Esas olaraktan kentin ana dinamiği, işçi sınıfının motor gücü,aydınlatıcı gücü maden işçilerinin eyleminde görüyoruz.

Bunu görmek için emeğe, sınıfa, demokrasiye, insan hakları mücadelesine inanmak lazım.Bu konulara yabancılaşmaya başladın mı vay haline.Kimin oyuncağı, kimin kuklası olduğunu bile anlayamadan, bakmışsın ki kendi sınıfına yabancılaşmış, seni var eden kültüre yabancılaşmış daha da öte kendine yabancılaşmışsın.

Bugünlerde bunun örneklerini çok somut yaşıyoruz.

O zamanın başbakanı, şimdi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Soma Belediyesi’nde düzenlediği basın toplantısında Soma’da yaşanan maden faciasına ilişkin açıklamalarda bulundu. 1800’lerden başlayarak yaşanan maden facialarını örnek gösteren Erdoğan, “Bunlar sürekli olan şeyler, bu işin fıtratında bu var” dediğinde bu kent ve Türkiye ayağa kalktı,bunun bir iş cinayeti, rant cinayeti olduğunu haykırdı.

Şimdi o gün bu söyleme sokaklarda karşı çıkanlar, “Halk Demokrasi, Diktatör Savaş” isti yor pankartları taşıyan dostlarımız da dahil, bu gün Soma katliamı nedeniyle maden işkolunda 301 Can’ın sonucunda kazanılmış hakları müessese, müessese dolaşıp anlatan başta GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci ve yönetimi, bırakın maden işçisine destek vermeyi, işçiler tarafından yuhlanan, kovulan, tepki gösterilen bir noktaya geldi.

GMİS Genel Başkanı Sayın Ahmet Demirci.kişi olarak, inancını, vicdanını mı kaybettin?.Bu kısa sürede sınıfına bu kadar yabancılaşma olur mu?

DEKA işçileri eyeleme başla yalı sen usulen görünmenin dışında somut ne yapıp yapmadığını önceki gün madenci aileleri ve maden işçileri senin yüzüne söyledi.

Ahmet Başkanım sen bu kısa sürede o koltuğun sendeki, inancı, vicdanı nasıl yok olmasına müsaade ettin?

Bak Kilimli Belediye Başkanı Ali Arslankılıç bizzat bana konuyla ilgili olarak verdiği demeçte, “Sonuçta bu iş hukukla çözülecek bir iş, ama idarecilerinde bu hukuk sonuçlanıncaya kadar burada yapacak işleri var.İdareciler yürekli olacaklar o işleri yapacaklar.Başka yerde, başka konularda istendiği zaman vergi,sigorta hacizleri kaldırılıyorda, telefonu kaldırdığında istediğinde haczi kaldırılıyorda buradaki mi kalmıyor.Kalkar herkes gönüllü olacak herkes, mert olacak herkes çözüm için adım atacak.Bana göre devletin başındakiler işi çözmek için uğraşmıyorlar.Bu kadar açık söylüyorum”derken

Sen işçi sınıfı adına, insanların gözünün içine baka baka vali, emniyet müdürü, ilgililer bu işi çözmek için elinden geleni yapıyorlar nasıl dersin?

Unutmaman gereken bir şey var Ahmet Başkan, Ali Arslankılıç, kişisel cesareti ayrı bir yana koy. Ama halktan aldığı güçle, onu o makama getiren güce dayanarak konuşuyor.

Peki sen, seni o makama getiren 10 binlerce maden işçisine, GMİS’in geleneğine ve Türkiye işçi sınıfına mal olmuş bir sendikanın en tepesinde otururken kime güveniyorsun, kimden medet umuyorsun, bu korku niye?

Yazık, çok yazık….!


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.