Zonguldak’ta “5 Haziran Dünya Çevre Günü” dolayısıyla TEMA İl Temsilciliği, Yaşanabilir Zonguldak Platformu, Zonguldak Çevre Koruma Derneği ve Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV) üyeleri, kordon boyunda etkinlik düzenledi. Yukarıdaki platform, dernek,vb. baktığımızda koca koca örgütler,organizasyonlar.

Ama 5 Haziran’da etkinliğe katılıma bakarsanız tam bir fiyasko. Bunun değişik nedenleri mutlaka var, ama insan unsurunun, organizasyonlarda görev alanların burada yer alışlarının da bu fiyaskoda payı olduğu kesin.

Daha dün gibi, “Yaşanabilir Zonguldak Platformu’nun kuruluşunu hatırlıyoruz. Asıl çıkışı bölgedeki termik santrallere karşı hatta kömürün, katı yakıtların çevreye olan zararına yönelik açıklamalarını.

Açıklamayı yapan dönemin Çatalağzı Çevre Derneği Başkanı Kadir Orhan. Nerede şuan da? Eren Enerjide iş başı yaptı.

Bu bir çelişki değimli?” diye sorduklarında,“Ben profosyonelim” deyip işin içinde çıktı. Öyle zamanda işe girdi ki, ÇED toplantılarına girdi, oradaki “Termik Santral istemiyoruz” belgelerine imza attı sonra “Profosyenelim”dedi

Bu tür organizasyonların içinin neden boşaldığını birazda oturup kendi içimize bakarak sorunu çözebiliriz.Aşağıda neredeyse 20 yıldır Almanya’da yaşayan, geçmişte kentimizde siyaset ve sosyal yaşama yönelik oldukça emek vermiş kardeşim Çetin Arı’nın sosyal medyada 5 Haziran’a yönelik paylaşımını yayınlıyorum.Çetin’in değerlendirmelerinin son bölümünde yer alan, “Türkiye de temel sorun iktidarında, muhalefetin de iyi ve namuslu bir kumaştan olmamasıyla doğrudan alakalı..”sözü 5 Haziranda adları beşi geçen çevre,dernek,platform etkinliğinin “niye bu kadar az insanız” sorusuna cevap olacağını belirterek Arı’nın kendi mesajını hep birlikte okuyalım isterseniz.

“1991 yılı olsa gerek, Amasra da kurulmak istenen bir santral için “Eko-Barış” adında bir inisiyatifin kurulmasına katkı yapmıştım, müzisyen arkadaşları da organize ettik, mini pankartlar, bildiriler hazırladık ve Amasra ya giderek, töreni protesto ettik, yerel halktan da olumlu destek ve ilgi gördük o zamanlar bazı yaptıklarıma çevremde ki dost ve yoldaşlarım anlam vermiyordu, daha önemli işler olduğunu düşünüyor olabilirlerdi, yada “bu sorunları devrimden sonra hallederiz” meselesi her alana hakim görüştü ama ben tıpkı “kadın sorunu”gibi “cevre sorununun” vb. akut sorunların asla devrimden sonrayı beklememesi gerektiğine radikalce taraf olanlardandım… “hep uçukluklar senden çıkar” diyen dost ve yoldaşları da biliyorum 🙂 ama son geldiğimde Zonguldak ta ki havanın kirliliğini, 20 yılı aşkın Almanya da yaşıyor olmamdan olsa gerek, vücudumun artık kesinlikle kaldırmadığını fark ettim,.. tüm vücudum hava kirliliğine çok ciddi tepki verdi, oysa aynı tepkiyi Ege ye gittiğimde vücudum vermedi mesela ve ben Zonguldak ta yaşamını sürdüren insanların trafikten tutun hava kirliliğine değin, “yaşam kalitelerinin” bu kadar kötü oluşuna gerçekten üzüldüm! ama daha çok, kent insanlarının her gün ölüme yada sağlıksız ve kalitesiz yaşama bu kadar alışmışlığına çok üzüldüm… Bu kalitesiz yaşama neden olanlarsa, başta iktidardakilerdi ama mesele salt onlarla sınırlı değildi, kentin CHP’ li belediyesi de rezaletti, Türkiye de temel sorun iktidarında, muhalefetin de iyi ve namuslu bir kumaştan olmamasıyla doğrudan alakalı… netice olarak, O termik santral kılıklı canavarları mutlaka yerle bir edin, yoksa hepinizin ve Anadolu’nun doğası ve sağlığı yerle yeksan olacak! CA.”

Tabiki tartışmak isteyenler açısından “Kadın ve Çevre sorunu” bir demokrasi mi? Devrim sorunumu? o da ayrı bir yazı konusu


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.