İçinde yaşadığımız dünyanın hiçbir eksiği yok insan ihtiyaçları için. Eksik olan biziz herhalde… Bilim adamları biz insanların maymundan türediklerini 5-10 etap gelişmeden sonra ancak insan olabildiğimizi ileri sürüyorlar. İnsan olarak gelişmeyi sürdürüyoruz halen de…

Bu gelişme içinde doğal süreç normal işliyor da; işlemesin diye kendi içimizdeki yapay güçler engel olmaya, saptırmaya çalışıyorlar. Sanıyorum bu engellemeler son 5 bin yıldan buyana var. İlk komün sistemine kadar insanlaşma süreci normal işliyor ve komün ile birlikte en üst seviyeye çıkıyor. Bozulma ve sapma zamanı ise gen istemi ile başlıyor. Aileler büyüyüp güçlendikçe daha fazlasını istiyorlar ve ellerindekilerle yetinmeyip başka ailelerin(gen topluluklarının) ellerindekilere göz dikiyorlar. Ellerindeki metaları aldıkları gibi insanları öldürüyorlar, çocuklarını, eşlerini ve kendilerini de esir alıyorlar. Esirler cinsel obje olarak kullanılıyor, köle olarak çalıştırılıyor veya ticari meta olarak alınıp satılıyorlar. İşte, sınıflı toplumun temelleri böylece atılmış oluyor.

İnsanlar ilk zamanlarda sadece toplayıcı olarak ihtiyaçlarını karşılıyorken artık üreten hatta bugün robotlarla üreten seviyeye geldilerse de ilkçağ insanlarının sistematik davranışlarından vazgeçmiş değiller. Yani insanlaşamamış durumdalar, kapasitelerinin yüzde, binde, belki de milyonda birini kullanıyorlar.

Şöyle bir kurgu yapsak: Komün sistemi sürseydi ve hiçbir şekilde savaş, insan öldürme olmasaydı, ilişkiler komünler veya insanlar arasında trampa yöntemiyle olsaydı ve tüm sorunlar, ihtiyaçlar ortak akıllarla çözülseydi bugün insanlık nasıl olurdu? Bilimsel gelişmede hangi noktalara gelirdik? SANIYORUM ORTAK AKIL YÖNTEMİYLE DOĞANIN TÜM GİZLERİNİ ÖĞRENEMEZSEK DE BUGÜNKÜ SEVİYEMİZİN ÇOK ÜSTÜNE ÇIKARDIK…

İşte bu gen-sınıflı toplumlardan buyana gasplar, öldürmeler, savaşlar, hırsızlıklar, tacizler ve tecavüzler bitmiş değil. Sorun insanlarda değil sınıflı sistemden ileri gelmektedir, çünkü sınıflı toplumu öngören sistem ahlaksızlığı öngörmektedir. Köleci düzen de ahlaksızdı; feodal düzen de ahlaksızdı ve kapitalist düzen de ahlaksız. “Hep başkalarına istemedikleri şekilde davranıyor; hep kendilerine davranılmasını istediği gibi başkalarına davranmıyor! Sadece zenginlerin kötülükleri örtülüyor, teşvik görüyor; fakirlerin yanlışları ve eksikleri saklanamıyor! “Çalıyor ama çalışıyor da…”deniyor.

Sorunun diğer yanı ise sosyal, kültürel ve bilimsel gelişmede yoksulların yoksun bırakılması. Ne zaman yoksullar ilerleme kaydetseler zenginler bundan çok korkuyorlar. Çünkü yarın ellerindeki güçleri birer birer kaybedeceklerdir. Bunu 12 Mart Muhtırası öncesi zamanın Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç’tan duymuştuk. Ne demişti Tağmaç? Bu halkın sosyal ve kültürel seviyesi ekonomik seviyeyi geçmiştir bu ters çevrilmelidir. İşte o günden beri atlar arabanın arkasında!Kenan Paşa da aynı şeyi yaptı; işçilerin, yoksulların ve aydınların ellerini kollarını ve beyinlerini bağlamak, denetim altına almak için Anayasa yaptı, kanunlar ve kararlar çıkardı. Hâlâ bu Anayasa geçerli, hâlâ bu kanunlar revaçta ve devlet ile sermaye cehennem zebanileri gibi eylem ve işbirliği içinde. Türkiye’nin tüm sistem partileri bu Anayasa’yı ve bu yasaları korumak ve hatta daha geride hükümler getirmek için işbirliği içindeler. Yoksa bu partilerin hiçbirisi meclise giremez, gündemde olamazlar… Dayandıkları üç şey var; birincisi, din, ikincisi milliyetçilik, üçüncüsü para(sermaye).Bir şey daha var o da yalan; korkunç yalan söylüyorlar; amaca giden yolda her şeyi mubah görüyorlar…

Dincilik, milliyetçilik ve para yoluyla halkın elini, dilini, kalbini ve beynini bağlamaktan vazgeçin. Tarih sizi asla affetmeyecek…

TTK için de 1990’dan beri, Filyos Vadi Projesi için de 1960 yılından beri yalan söylüyorlar. Son müjdeyi son Başbakan Binali Yıldırım verdi, bakalım Filyos Limanı’na ne zaman başlanacak? Bu Ramazan ayında başlanması gerekiyordu. Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır da bu müjdeye sahip çıktı…  Bekliyoruz…


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.