“Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün tavsiyesiyle, tüm yurtta öğretmenlerin sene sonu seminer çalışmaları döneminde okutulup tartışılması için gönderilen Nurettin Topçu’nun “Türkiye’nin Maarif Davası” isimli kitaba Eğitim Sendikalarından tepki geldi.
KESK’e Bağlı Eğitim-Sen Zonguldak Şube Başkanı Orhan Yılmaz yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin Maarif Davası” isimli kitap Alevilik ve karma eğitim ile ilgili skandal ifadelere sahip.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, tüm öğretmenlerin seminer döneminde incelemesi ve tartışması istenen kitaplar listesinde tek zorunlu kılınan ve birinci sıradaki “Türkiye’de Maarif Davası” adlı kitap, Alevilik inancına “çürümüş” ve “bozuk zihniyet” diye hakaret ediyor, liselerde karma eğitimin kaldırılması gerektiğini öneriyor.
Okullara gönderilen programda “Öncü bir eğitimci” olarak nitelendirilen Topçu’nun kitabının, 29 Haziran Çarşamba günü ilkokuldan ortaöğrenime kadar tüm öğretmenler tarafından incelenmesi zorunlu kılınıyor.
İlk olarak 1960 yılında yayınlanan söz konusu kitap, eğitim sistemi konusunda İslam’a dayalı kurallar öneriyor.
Mezhepçi ve cinsiyetçi bir eğitimin savunulduğu kitapta farklı inançlara hakaretler de yer alıyor.
“Aleviliğe hakaret”
Topçu, kitabında İslam aleminin “bozuk” Alevilik zihniyetiyle kemirildiği ve bir harabeye döndüğünü savunuyor. Kitabın 72. Sayfasında yer alan, “Medresenin hakimi skolastik üstadlar ve tarikatların mürşidi şeyhler… Tarikatları ise asırların arasında tâ kalbinden kemiren şerir kuvvet Alevilik olmuştur. Ve böyle bozuk zihniyete, kolayca ortak olan hayati hazlarla yüklü bir âdap ve erkan silsilesi, tarikatları çürütmeğe kafi geldi. İslam alemi, bugün bu iki çürütülmüş zihniyetin harabesi halindedir” denilerek Alevilik hakkında “bozuk zihniyet” ve “çürütülmüş” vurgusu yapıldı.
“Karma eğitimin kaldırılmasını öneriyor”
Son Milli Eğitim Şurası’nda Eğitim Bir-Sen tarafından kaldırılması önerilen karma eğitim, bu kitapta da yer bulmuş. Kitap, kadınlara yönelik terbiye eğitimine ayrıca önem verilmesi gerektiğini iddia ederek şöyle diyor; “Kız ve erkek öğretiminin terbiyedeki hususiyetlerini ayrı ayrı belirtmek ve kızların terbiyesine şimdikinden daha büyük önem vermek gayesiyle, liselerde kız ve erkek öğretiminin ayrılması lazımdır.”
“Neden sadece bu kitap dayatılıyor?”
“Türkiye’nin Maarif Davası” adlı kitabın seminer haftasında tüm öğretmenlere dayatılmasına ilişkin olarak Eğitim Sen açıklamasında; “Gerici, laik ve bilimsel eğitimi hedef gösteren bir kişinin kitabı öğretmenlere zorla kabul ettirilemez. Öğretmenlerimiz seminerlerde tepkilerini gösterecekler ve ‘Bu kitabı dayatamazsınız’ diyeceklerdir. 30 kitap seminer konusu belirlenmişken sadece AKP’nin ideolojisine yakın bu kitap zorunlu olarak önerilmiş. Neden sadece bu kitap dayatılıyor? İdeolojik arka planı herkes tarafından bilinen bir ismin, AKP’nin siyasi ihtiyaçları doğrultusunda tek başlık olarak belirlenmesi, bu kitabın öğretmenlere dayatılması kabul edilemez. Kaldı ki eğitim hizmetinin her kademesi sorunlar yumağı haline dönüşmüşken, eğitim emekçilerinin sorunları her geçen gün artarken MEB’in böylesi bir dayatmaya gitmesi, eğitim politikalarında neye öncelik verildiğini de göstermektedir.”
Eğitim-İş’te Kitaba tepki gösterdi
Birleşik Kamu-İş’e Bağlı Eğitim-İş Zonguldak Şube Başkanı Metin Kahveci açıklamasında, “Bilindiği üzere, 19. MEB Şurası’nda Osmanlıcanın okullarda zorunlu olarak okutulması tartışmaya açılmış, Mustafa Kemal’in harf devrimine karşı bir konum alınmıştı. Osmanlıca dersinin gündeme getirilmesinin ardına gizlenen amacın, bu dilin öğrenilmesi değil “Yeni Osmanlıcı” bir siyasetin dayatılması olduğunu, bu durumun da her haliyle bir karşı devrim uygulaması olduğunu defalarca belirtmiştik. Anlaşılan AKP iktidarı, Osmanlıca sevdasından hala vazgeçmemiştir.
Topçu’nun kitabının öğretmenlerin yaz dönemi seminer listesine alınmış olması, AKP’nin ulusal ve laik eğitimin içini boşaltma çabalarının bir örneğidir.
Varlık sebebi olarak kendisine yukarıda işaret edilen ilkeleri benimsemiş olan Eğitim-İş üyelerinin, Cumhuriyete ve değerlerine, Atatürk ilke ve devrimlerine, anayasa ve kanunlara aykırı faaliyetlerde yer alması uygun olmayacaktır.
Bu nedenlerle üyelerimizin yaz dönemi seminerlerinde Nurettin Topçu ile ilgili olarak verilen hiçbir sunum görevini yerine getirmemelerine, hiçbir çalışma ve etkinliğe katılmamalarına karar verilmiştir.Eğitim-İş olarak, öğretim birliğine son vererek, medrese-mektep ikilemini günümüze taşımak isteyen bu anlayışa karşı, Atatürk ilke ve devrimlerine, Cumhuriyetimizin kazanımlarına, ülke bütünlüğüne, laik, bilimsel, demokratik, eşitlikçi ve parasız eğitime sahip çıkmaya devam edeceğiz; bu kararlılıktan asla vazgeçmeyeceğiz.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
