Son zamanlarda dikkatimi çeken bir şey var; sokaklarda ve parklarda gençlerin sigara içmeleri. Ne oluyoruz? Gençler neden sigara içmeye bu denli eğilimli oldu anlayamadım! Neden 15- 18 belki 20 yaşındaki kız veya erkek genç sigara içer? Herhalde bir sıkıntıları var; çözemiyorlar; belki de sistem o kadar baskı yapıyor ki; ne yapsalar bir çıkış bulamayacaklarını sanıyorlar…
Gerçekten sıkıntı çok; işsizlik var, ne yapsalar iş bulamayacaklarını sanıyorlar. Toplumda büyük bir güvensizlik var. Hırsızlık, dolandırıcılık, yolsuzluk, tağşiş, sahtekârlık, taciz, tecavüz, saldırı, yaralama ve öldürmeler ayyuka çıkmış. Her televizyon, gazete, radyo açışta bu haberler baskın çıkıyor; bir tane insanı mutlu eden, geleceğe umutla bakacak bir haber yok. Basın ve yayın araçları özellikle bu haberleri işliyorlar; TBMM’deki tüm partilerin başkanları akşam sabah kavga ediyorlar, halkın hiçbir sorununa çözüm üretmiyorlar; ekonomisine bilimine ve kültürüne katkı yapacak projem budur demiyorlar, diyemiyorlar. Soruyorum bu 550 milletvekiline: sizin o mecliste ne işiniz var? Fuzuli olarak orayı neden işgal ediyorsunuz? Elde ettiğiniz ücretleri ve yan gelirleri hak ettiğinize inanıyor musunuz?
Bu sigara içmelerinden şikâyetçi olduğum gençlere dönersek: Lütfen anneler, babalar bu konuda çocuklarını izlesinler, sigaranın kötülüklerini araştırmalarını istesinler. Sağlığın bir kez kaybedildiğinde geri gelmediğini anlatsınlar. Sigaraya verecekleri parayı beslenmelerine, kitaba ve sosyal, kültürel alanlara harcamalarını önersinler. Lütfen…
* * *
Geçen yazılarımda George Orwell’in 1984 adlı romanından bahsetmiştim. Bir kez daha yazmak istedim; bizim bugünkü içinde yaşadığımız kaosa çok uygun olduğu için. Ne diyordu Orwell? Savaş barıştır, kölelik özgürlüktür, Cehalet güçtür. İşte tüm dünya ile birlikte bizim halkımız da aynı tehlikeyle karşı karşıya. Bugünkü hükümetin görevi de bu! Türkiye halkını savaşlarla oyalamak birinci görev ve yaklaşık 40 yıldır savaş halindeyiz. İlk savaş iç savaştı, 1976-1980 yıllarında oldu ve 5 bin çocuğumuzu kaybettik. İkinci savaş Asala ile oldu ve 1973-1984 döneminde 41 vatandaşımız öldürüldü. Üçüncü savaş PKK ile oluyor ve Asala’nın kenara çekilmesiyle başladı halen sürüyor. Bu savaşları yönetenler Okyanusya(ABD ve İngiltere), Avrasya(şimdilik sadece Avrupa; belki daha sonra Rusya da katılacak) ve üçüncü güç, Çin. Fakat Çin ve Rusya bu projeden uzak durmaya çalışıyorlar. Dilerim hep uzak dururlar. Ama bizim birinci derecede dost bildiğimiz Okyanusya ve Avrupa birinci derecede düşmanlarımız durumundalar… Ve çeteye Rusya’nın da Çin’in de katılması için baskı yapıyorlar; bu günlerde baskılar çoğaldı. Biz her baskıya rağmen Çin’den ve Rusya’dan uzak durmamalıyız.
Bu çağın kullandığı ikinci yöntem; kölelik özgürlüktür. Emperyalist devletler karşısında teslimiyetçi olan ve onların korumalarını kabul edenler köle ülkelerdir. Bizim de siyasal, ekonomik ve bilimsel bağlılığımız tam anlamıyla köleliktir; yurttaşlarımız; Türküyle, Kürdiyle, Laz’ıyla, Rum’uyla, Ermeni’siyle, Roman’ıyla, Çerkez’iyle ve diğer etnik gruplarıyla bunun kabul edilemeyeceğini bilmeliler. Teslimiyetçilik ve kölelik insan haysiyetiyle bağdaşmaz.
Emperyalistlerin kullandığı son yöntem; cahil bırakmaktır. Cahiller her şeyi bilirler, ne olsa yaparlar ve ellerinden gelen en önemli iş kendilerine, başkalarına ve çevreye zarar vermektir. Sorunlarını sadece silahla çözeceğini düşünenler ve çözmeye çalışanlar ve bu uğurda kendilerini emperyalizme, ırkçılığa ve gericiliğe teslim edenlerin tamamı cahil insanlardır. Bu insanlar İslam Dünyası dâhil tüm dünyadaki kültür varlıklarını, geleceğin bilim varlıklarını, birikimini yok etmeye çalışıyorlar.
Türkiye halkı ve dünya halkları kendisini emperyalizme, savaşlara, köleliğe ve cehalete teslim eden güçleri ve politikaları temizlemelidir.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
