Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak İl Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki bir grup askerin 15 Temmuz 2016 Cuma gecesi düzenlediği darbe girişimini basın açıklamasıyla kınadı.
Parti binasında düzenlenen basın toplantısına; Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, Kilimli Belediye Başkanı Ali Aslankılıç, Perşembe Belediye Başkanı İsmail İnam, Karapınar Belediye Başkanı Ahmet Aydın, CHP İl Başkanı Ahmet Altun, CHP Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun, CHP Kozlu İlçe Başkanı Cengiz Bank, CHP Kilimli İlçe Başkanı Filiz Kandemir, CHP Çaycuma İlçe Başkanı Tuncay Akyol, CHP Gökçebey İlçe Başkanı Cem Oktay, CHP Devrek İlçe Başkanı Yaşar Bükrü, CHP İl Kadın Kolları Başkanı Merve Kır, CHP Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Elmas Yılmaz, CHP İl Gençlik Kolları Başkanvekili İsmail Kaya, İl Genel Meclisi CHP Grup Başkanvekili Fikret Zaman, CHP’li İl Genel Meclisi üyeleri, Belediye Meclis üyeleri ile partililer katıldı.
CHP İl Başkanı Ahmet Altun, yaptığı açıklamada, Cuma akşamı yaşanan olayın doğrudan bir darbe girişimi olduğunu beliterek, “Cumhuriyetimize, demokrasimize karşı yapılmış açık bir saldırıdır. Bu darbe girişimini ve demokrasiye yapılan saldırıyı Cumhuriyet Halk Partisi olarak açıkça lanetliyoruz” dedi.
Başkan Altun, şunları söyledi:
Altun: “Çözüm, tam bir demokrasi, gerçek anlamda kuvvetler ayrılığı ve güçlendirilmiş bir parlamenter sistemdir”
İl Başkanı Altun açıklamasına başlarken bu darbe girişiminde yaşamlarını kaybedenlere Allahtan Rahmet, yarılalar acil şifalar diledi.İl Başkanı Ahmet Altun şu değerlendirmelerde bulundu, “CHP bugüne kadar demokrasiyi geliştirmek, derinleştirmek için ağır bedeller ödemiştir. Bundan sonra da Laik Cumhuriyetimizin değerlerinin korunması ve demokrasi için mücadele etmeye devam edecektir. Bizler laik cumhuriyetimize karşı yapılan her türlü müdahaleye karşı dik ve kararlı şekilde durmaya devam edeceğiz. Biz CHP olarak, askeri ve sivil her türlü darbeye karşıyız. Teröre karşı nasıl ortak bir tavır koyuyorsak, demokrasi üzerindeki vesayete karşı da ortak tavır, ortak hedef koymalıyız ve mücadele etmeliyiz. Demokrasi üzerindeki vesayet hiç bir şekilde kabul edilemez. Her koşulda, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, laik cumhuriyeti savunmak hepimizin ortak görevi ve ortak paydası olmalıdır.Bu darbe girişimini önlemede parlamenter demokratik sistemimizin büyük payı olduğunu unutmamamız gerekmektedir. Bu nedenle bundan sonraki süreçte artık parlamenter sistemimizi nasıl daha güçlü hale getirebiliriz, bunun çabası içerisinde olmalıyız. Çözüm, tam bir demokrasi, gerçek anlamda kuvvetler ayrılığı ve güçlendirilmiş bir parlamenter sistemdir. Yaşadığımız tüm sorunları, tam demokrasi, daha fazla özgürlük ve adalet içinde çözebiliriz çünkü özgürlüklerin kısıtlanması, adaletin tek taraflı hale getirilmesi ve demokrasiden taviz verilmesi, sorunları çözülemez hale getirecektir.”
“AKP bu durumu kendi menfaatleri için kullanmamalı”
“AKP’nin, yaşanan darbe girişimini, buradan adeta siyasi rant sağlarcasına başkanlık sürecinde bir mevzi kazanma aracı olarak görmemesi gerekir. Bununla birlikte yaşanan darbe girişimini kullanarak, kendilerine muhalif tüm kesimi devlet kurumlarından tasfiye etmeye yönelik anlayışı da asla kabul etmeyeceğiz. Bu durum bir ‘cadı avı’na dönmemelidir. AKP bu durumu kendi menfaatleri için kullanmamalı, demokrasiden hali hazırdaki uzak tutumunu daha da genişletmek için faydacı bir yaklaşım içinde olmamalıdır. Her şey hukukun içinde yapılmalıdır, yaşananlar nedeniyle hukuktan vazgeçmek, hukukun dışına çıkmak hem devletimizin saygınlığına gölge düşürür, hem de ülkemizin geleceğini tehlikeye atar.
Bunları söylerken bir gerçeği de ortaya koymak zorundayız. TSK’nin bu hale gelmesi, komuta kademesinin çökmesi Balyoz ve Ergenekon davalarıyla yurtsever, Atatürkçü subayların tasfiye edilmesinin bir sonucudur. AKP Hükümeti, TSK’ya Fethullahcı örgütle birlikte kumpas kurmuş, ülkenin Genel Kurmay Başkanı terör örgütü lideri olduğu iddiasıyla hapse atılmıştır. Dönemin Başbakanı bu davaların savcısı olduğunu söylemiş, ardından da ‘kandırıldık’ diyerek günah çıkartmıştır.Bu darbeciler hangi hükümet döneminde yükselmiştir, MGK’da ve Yüksek Askeri Şura’da kendileri ile ilgili neler konuşulmuştur?”
“AKP’nin, halkı sokakta tutma çabası da artık son bulmalıdır”
“Ülkemiz gerçekten çok büyük bir tehlike atlatmıştır. Gazi Meclisimiz tarihinde ilk defa bombalanmış, bu büyük bir utanç olarak da tarihte yerini almıştır. Darbeyi önleyen en önemli unsur, darbecilere hayatı pahasına geçit vermeyen kahraman asker ve emniyet güçlerimizdi. Halkımızın zaten darbelere desteği söz konusu değildir.Herkesin içini acıtan, emir kulu Mehmetçiğe yapılan muamele asla kabul edilemez. Mehmetçiğin linç edilmesi, kemerlerle dövülerek küçük düşürülmesini asla kabul etmediğimizi de söylemek istiyorum. Bu erleri yerlerde sürükleyen, kırbaçlayan, döven, öldürenler, bize ellerine fırsat geçtiğinde neler yapabileceklerinin bir gösterimini de yapmışlardır. AKP’nin, halkı sokakta tutma çabası da artık son bulmalıdır, aksi halde istenmeyen sonuçlara sebep olabilir. Halk arasında gerilimi tahrik ve teşvik edici üslup ve girişimlerden kaçınılmalıdır. Bundan sonrası için AKP`nin yapması gereken, kendisine oy vermeyenlere karşı söylemlerini değiştirmesi, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı söylemlerden vazgeçerek herkesin hükümeti olduğunu hatırlamasıdır.
Silahlı darbe başarısız olmuştur, şimdi sıra bunun sivil darbeye dönmemesi için atılacak adımlardır.Toplumsal barış, kardeşlik, ancak tam demokrasiyle olur. Demokrasi de lafla değil, bu kavrama gerçek bir inanç ve bağlılıkla olur.Görev hükümetindir, biz hazırız. Demokratik, laik cumhuriyet hedefinde buluşalım. Bizi buraya AKP’nin maceracı politikaları getirmiştir, artık bundan vazgeçsinler. Yaşasın tam bağımsız Türkiye, yaşasın demokratik laik Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş Türkiye’si.”
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
