Gazetenin bu sayısı neredeyse tümden 15-16 Temmuz’da yaşanan Darbe girişimine ayırdık.Ayırdık derken var olan tüm sorunlar,sorular,kentle,işçi sınıfı ile ilgili ne varsa hepsi bir anda ötelendi.Ne yol sorunundan ne çarpık yapılaşmadan nede TTK’nın özelleştirilmesi konusundan görünüşte eser kalmadı.
Ama ne hikmetse Cumhurbaşkanı uykusundan uyanır uyanmaz ilk mesajı Taksim’de yapımı durdurulan Topçu kışlasının yapılacağını söylemesiydi.
İşte bu ilk mesajdır ki; 15 Temmuz’da gerçekleşen ve Resmi rakamlara göre 200’ü aşkın insanımızın yaşamına, sayıları 10 binleri bulacak olan tutuklama ve göz altılarına, yeni yıkımlara neden olan Darbe girişiminin, toplumda, sokaktaki milyonlarca insanda ilk refleks olarak yapılan yorumda “Bu olay Tayyip Erdoğan’ın işi”dedirtti.
Bunu dedirten nedir?
Türkiye’de 14 yıldır iktidarda bulunan AKP iktidarının kitlelerde yarattığı hoşnutsuzluk, bu şekilde yönetilmek istememesi,daha özgür ve demokratik bir devlet ve toplum isteğidir ki;15 Temmuz’u yada Temmuzları yaratmış yaratmaya devam edecektir.
“Halkın mücadelesi yükseldikçe, faşizm tehlikesinin de yükselmesi doğaldır” (Emperyalizmin Zayıf Halkası Türkiye Sayfa 17)
15 Temmuz sonrası gözaltı ve tutuklamaları doğru okuduğumuzda kitlelere manüple edilen Fetullahçı Terör Örgütü ve Parelel Devlet Yapılanması’nın kitlelerde yer bulması, iktidarın düne kadar birlikte yürüdüğü, sonrasında ayrıştığı kesimler. Fakat sokağa çıkanlar ve yansıyanlardan anlıyoruz ki; tepki Sadece FTÖ’ya değil, Alevilere, demokrat çevrelere kadar provakatif eylemler olarak geri dönüyor.
Ne yapmalı?
Öncelikle gerçek demokrasiden, demokratik devletten yana olanlar samimi olmalı.
Madem darbenin her türüne karşıysak, o zaman ilk darbe girişimini duyduğumuzda neden bir refleks olarak sokaklara çıkmadık? Düzgün cevap vermeliyiz
AKP’liler Cumhurbaşkanı’nın “Sokaklara çıkın” çağrısına uydu ve çıktı. Sokaklara çıkınca insiyatifi de ele geçiren topluluk, her ne kadar Türk Bayraklarıyla gelse de “Tekbir” sesleriyle de bunu taraf olarak hissettirdi. Ya demokratlar?
Önceki gün akşam CNN Türk TV’de Enine Boyuna programında Gazeteci Nedim Şener’in CHP’nin darbe girişimi karşısındaki tavrını eleştirerek “CHP neden sokakta yok?” deyince CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan canlı yayına bağlanarak,(mealen söylüyorum) Nedim Şener’e eleştiri yaptı ve, “Ben olayı ilk duyan üç milletvekilinden biriyim ve hemen TBMM’ne gittik hatta polisler bizi içeri almak istemedi, itiş kakış içeri girdik ve ben orada CNN Türk’e mesaj verdim ve şimdi tankın üzerine çıkma vaktidir. Biz darbeye karşıyız tüm CHP’lileri sokağa davet ettim”dedi.
Burada bir terslik yok mu sizce. Bir partinin görevde bulunan Genel Başkan Yardımcısı Parti kararınca, darbe karşıtı tutumunu net ifade etmesine rağmen yerel örgütler neden sokağa çıkmadı? Hatta tam tersi, sosyal medyadan “sokağa çıkmayın” mesajları atması ve olayın üzerinden 3 gün geçtikten sonra parti il binasında “Biz darbenin siviline de askerine de karşıyız” demesi kitlelere de ne derece güven verir bilmiyorum.
Peki, ne yapılmalı?
Nereden gelirse gelsin, demokrasiye, barışa, kardeşliğe, halklar arasında düşmanlık tohumları ekilmesine, demokratik devletin yaratılması için insiyatif alacak, mazeret üretmeyen, yaratıcı “Acaba ne yapsak?” diye düşünmeyecek kadrolara ihtiyaç var. Sosyal medyadan ve oturduğu yerden ahkâm keseneler, darbelere ne kadar karşı olduğunu bu yaşadıklarımızdan ders çıkarmıştır umarım.
Sağlıcakla kalın
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
