Az ülke insanında görülür, yasaklar, baskılar geldiğinde davul, zurna çalan, memnuniyetini ifade eden.
12 Eylül Askeri Faşist Darbesiyle, 15 Temmuz Askeri darbe arasında halktaki memnuniyet aynılaşarak kabul ettirildi.
12 Eylül’ü orasından burasından değil, göbeğinden yaşayan insanlardanım. Yaş grubu 50-55 olanlar o günlerde 18-20 yaşlarındaydık. O günleri biliyoruz.
Bugün OHAL’in ne olduğunu bilenlerde aşağı yukarı aynı yaş grubu ve üstü. Yani Türkiye yaş ortalamasının önemli bir bölümü 40 yaş grubu ve altı. OHAL nedir? Sıkıyönetim Nedir? Ne gördü nede yaşadı. İşte bu nedenle demokrasi gelmiş gibi sokaklarda göbek atmaları,geçmişte yaşanan o acı tabloyu yaşamadıklarındandır..
12 Eylül ile OHAL’in halkta yaratılan algısı aynı memnuniyet.
İlkinde Askeriye yönetime el koyduğundan bir gün öncesine kadar sokaklar kan gölüne çevrilmiş, “Anarşi” adı altında, halkta “kardeş kardeşe düşman oldu” sözleri, askeri darbenin yarattığı ve bir günde bıçak gibi kesilen çatışma ortamıyla,
15 Temmuz akşamı saat 22 .00 sularında başlayan, sabah saatlerinde kesilen askeri darbe sonrası, halkta yaratılan algı aynı.
Bu kez de “beraber yürüdüğümüz, beraber ıslandığımız bu yollarla başlayan” ve birlikte 14 yıl iktidar süren Siyasal İslamcı “kardeşlerin” kavgasının son bulması için yaratılan, ortaya çıkan baskıcı, yasakçı OHAL düzeni.
Bugün OHAL’i davul zurna ile karşılayanlar, yıllarca, “Hizmet Hareketi”yle birlikte davrananlar, daha bugünden yöneticileri gibi, “kandırıldık” diyorlar. Çünkü bu “kandırıldık” sözü de bir alışkanlığa dönüşecek.
Nedeni şu;
Ne zaman ülkede, demokratik devletin kurulması, daha çok özgürlük, daha fazla demokrasi talepleri yükselmeye başlıyor.Hak ve özgürlükler, daha iyi bir yaşam talepleri geniş kitlelerce seslendiriliyor.İnanç ve ibadet özgürlüğüne bağlı, gerçek laiklik ne zaman toplumda hoşgörü sınırlarını genişletiyor.Ne zaman Kürtler başta olmak üzere, etnik ve azınlık grupları kendi varlıklarını daha özgür ifade etmek istiyor.İşte o zaman geleneksel tutum devreye giriyor.
Bunun adı 12 Mart oluyor, 12 Eylül oluyor, 28 Şubat, 27 Nisan ve en sonunda 15 Temmuz oluyor.
Unutmamak gerekir ki; bizim ülkemiz darbelerle, muhtıralarla anılıyorsa aynı zamanda dünya tarihide “Ne diktatörlük, ne barbarlık, Yaşasın Demokrasi” savaşların, işgallerin, baskı ve yıldırmaların olmadığı, halkların kardeşçe yaşadığı, savaşsız, sömürüsüz bir dünya isteyenlerin çığlıklarıyla yankılanıyor.Tarihin çarkı ileriye doğru dönmeye devam ediyor.Bugünleri yaşayanlar bir sınavdan geçiyor.Ya daha özgür bir Türkiye. Ya da barbar Türkiye’den yana mı sınavı.
Kent Trafiğinde Anarşi dönemi
OHAL böyle bir şey işte.Yaptım oldu.
Uzun süredir kent şehir trafiği tartışılıyor.İlgili yerler projeleri üzerinde çalışılıyor.Yıllardır Gazipaşa Caddesi trafiğe kapatalım mı? tartışmaları vardı.
Şehir plancılarının güzel bir sözü var. “sokaklar sahne gibidir”.İnsanlar o sahnede özgürce gezsin, seyir etsin.
Gazipaşa Caddesinin araç trafiğine kapamak ve olumlu sonuç almak Mithatpaşa tünelleri bitmeden olmaz.O da yetmez, Fevkani Köprüsü’ne köklü bir çözüm bulunmadan olsa olsa trafik güzergahını hatta var olan düzeni bozar bir anarşi yaratılır. Tıpkı şuan kent merkezinde yaşanıldığı gibi.
Yaptım oldu deyince her şey olmuyor.
Bu konuda Belediye Başkanı, Emniyet Müdürü kavgasız, gürültüsüz, baskısız ve tehditsiz bir çay içerek trafiği rahatlatın.
Anarşiye son verin!
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
