Ortadoğu halklarının ve Türkiye İşçi sınıfının yarattığı artı- değer, emperyalist güçler ve onların yerli işbirlikçileri eliyle, Türk, Kürt, Arap, Ezidi ve diğer halklara silah olarak geri dönüyor. Bölgedeölüm saçıyor.

Milyonlarca Suriyeli, Azerbaycanlı, Iraklı, Türkmenistanlı, Kırgızistanlı, Afganistanlı, Pakistanlı savaş baronlarınca yurtlarından göç ettirilerek hem Türkiye’de ve Avrupa’da ucuz işgücü yaratılıyor. İşgücünden artanlar sokak sokak dilendirilerek hem lümpen bir toplum oluşturuluyor, hem onurlarıyla oynanıyor. Türkiye’de her yerde olduğu gibi İstanbul sokakları da bu insanlarla dolu, kimi kucağında bebesi, dileniyor, kimi talihi iyi gitmiş zengin ihtiyar bir koca bulmuş hayatını yaşıyor.

Göçlere sebep,bölgenin diktatörlerden temizlenirken istenmeden yaşanan savaşların bıraktığı acılar gösterilse de asıl sebep, ABD’live Avrupalı emperyalist holding ve tröstlerin yerli işbirlikçilerle birlikte halkı din- iman, mezhep, cemaat ve tarikatlar eliyle kendilerine biat etmelerini sağlamak, dolayısıyla ucuz iş gücüne el koymak ve halkı açık pazar olarak kullanmaktır. Onun için de Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesine ihtiyaç vardır.

Bugün için üretimlerinden gelen gücün bilinciyle örgütlü olamayan Ortadoğu halkları, kendi emek güçlerinin kendilerine silah olarak dönmesine sanki razı olup rıza gösterir gibi bir durumdalar. Bu durum bölgede savaşın sürmesine sebep oluyor. Bunda Türkiye işçi sınıfının da vebali vardır. Türkiye işçi sınıfı, kendi emek hırsızına(patronuna) kapıyı sonuna kadar açık tutarken aynı zamanda şeriat özlemli cemaat, tarikat ve partilere kitle tabanı oluşturuyor. Sınıf ve demokrasi mücadelesi veren sendikalara ve partilere uzak duruyor. Geniş bir emek ekseninde hak ve çıkarları için örgütlenmekten –bir aldatılmışlık korkusuyla- Siyasal İslamcı AKP tarafından uzak tutuluyor. Bu tutum emperyalizme davetiye çıkarırken holding ve tröstlerin iştahını kabartıyor. Bölgedeki çıkarları gereği bir tek Rusya denge sağlayabiliyor.

Suriye savaşı nedeniyle Siyasal İslamcı AKP, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İslamcı ve milliyetçi söylemleriyle kendine iyi bir kitle tabanı yarattı. Ne zamana kadar? 17- 25 Aralık yolsuzluk olayları ile 15 Temmuz Darbe girişimine, Fethullah Gülen’le birlikte yürüdükleri yolları ayrılana kadar. Kendileri için AKP’yi en büyük güvence gören her türden cemaat ve tarikatın yanında iki emek örgütü, Hak İş ile Memur Sen de AKP’yi yine şartsız, koşulsuz destekledi ve bu partiye kitle tabanı oluşturdu.T Kamu Sen’in tutumunu MHP lideri Devlet Bahçeli belirleyerek AKP’nin yanında yer almasını sağlarken, bu iktidarın üçayağınıİslamcı Sermaye, Cemaat ve tarikatlar ile aristokrat sağ sendikalar oluşturmuş durumdadır.

Kısa bir istatistikî bilgiyi: Kamu sendikacılığı 1990da KESK ile başlarken, akabindedevlet güdümlü Kamu Sen kuruldu. O zaman adı olmayan Memur Sen 2005de ortaya çıktı.

Grafik

 

Buna göre, hiç ortalıkta görülmeyen, hatta memura sendika mı olur, diyen bir anlayış, 2005de 159.154den beş yıl içerisinde 392.171e yükselten Memur Sen 2016 Temmuzunda 956.032 üyeye yükseliyor ve AKP ile hükümet ortağıymış gibi davranıyor. Küçük yüzdelik dilimlerle yükselen Kamu Sen’in yanında, alanlardaki hareketliliği ve sınıf mücadelesiyle öne çıkan DİSK ve KESK, iktidarın hücumları karşısında fazla bir varlık göstermiş sayılmaz. Sonuca gelirsek; 2005de 1 584 617 çalışana karşılık 747 617 sendikalı varken, 2016 yılında 2.452.249 çalışana karşılık 1.756.934 sendikalı var. Sendikasız sayısı 695.315dir. Memur sendikacılığı çeyrek yüzyılda iyi mesafe kat etti sayılır ama bu arada kendine ve kendi sınıf arkadaşına yabancılaştı. Etnik milliyetçiliğin ve cemaatçiliğin gölgesinde kaldı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu darbecilere karşı, Pazar günü Yenikapı’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP İktidarına destek verdi. Şimdi merak konusu şu, Sayın Kılıçdaroğlu da CHP’yi AKP’ye kitle tabanı mı yapacak?


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.