15 Temmuz Darbe Girişimi başımıza gelecek en son saldırıydı; o da oldu! Demek ki bu günleri de görecekmişiz. Bu konuda hükümete, TBMM’ye, yargıya, orduya, emperyalist güçlere, dincilere, milli sermayeye ve çalışmadan, üretmeden, öğrenmeden yaşamak isteyen tüm vatandaşlara teşekkür ediyoruz(!) Bizlere bu günleri de gösterdiler(!)
Şunu da çok iyi anladım: İlerleyemeyenler geriliyor, büyüyemeyenler küçülüyor, kendilerini yenileyemeyenlerse çürüyor; yok oluyor. Türkiye halkı yaklaşık olarak 1971’den buyana küçülüyor, geriliyor ve çürütülüyor. Bunun da kararını 1971’in egemen gücü ordunun genelkurmay başkanı Memduh Tağmaç vermişti. Ne demişti Memduh Tağmaç? Bu ülke halkının sosyal ve kültürel gelişmesi ekonomik gelişmeyi aşmıştır; bu tersine çevrilmelidir. Yani ekonomi önde gitmeli sosyal ve kültürel gelişme arkadan gelmeliydi. Yani atlar arabanın arkasına koşulmalı; çekmemeli itmeliydi. Atlar arabayı arkadan itebilir mi? İtilen araba nereye doğru gider? Ya sağa ya sola gider ama asla ileriye gidemez. İşte o günden beri ilerleyemiyoruz… balon gibi şişiyoruz.
O günden sonra bilimsel eğitimden yavaş yavaş uzaklaştırıldı, dinci, hurafelere, simyaya dayalı bir eğitim sistemi ortaya kondu. Tarımsal üretimden uzaklaştırıldı, GDO’lu ürünler hızla gıda maddelerinde yerlerini aldılar. Sanayi temel yapıdan uzaklaştı; montaj sanayi egemen hale geldi. Fabrikaların, bankaların ve perakende ticaretin önemli bir kısmı yabancılaştı…
Siyasette ise düşünen, üreten ve kendilerini daha güzel bir dünyaya adayan insanlar yerine despot, cahil, bağnaz ve bencil insanlar egemen oldu; toplum siyasetten uzaklaştı, nefret eder hale geldi…
Sonuç olarak biz kendimizi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayıyorsak da bu vatandaşlığın yetkileri nedir, sorumlulukları nedir bilmiyoruz. Sanıyorum bilmemizi de istemiyorlar. Çünkü, eğer bilirsek sistemin rahatı bozulacak, istedikleri gibi at oynatamayacaklar. O zaman darbeler olmaz, o zaman asgari ücret açlık sınırında kalmaz, o zaman tüm kamu denetlenir, şeffaf hale gelir, o zaman yanlışlıklar en aza insan ve çevre için yapılanlar en doğru hale gelir. O zaman zenginler daha zengin fakirler daha fakir olmazlar…
Şimdi yeniden yapılanma;gerçek devrimler çağına giriyoruz. Bilimin olmadığı yer ve zamanda dinin, ahlakın, kültürün ve üretimin olmayacağını; insanın insanlaşamayacağını var sayarak tüm yaşantımızı bilime endekslemeliyiz; eğitimi tam anlamıyla bilime dayandırmalıyız.
Yapacağımız ikinci iş, tüm kamusal alanları toplumsal kararlara dayanarak yönetmeliyiz. Belediye Meclisleri, İl genel Meclisleri daha çok üyeye(nüfusu ne olursa olsun en azüçyüz-beşyüz) sahip olmalıdır. Tüm meclis çalışmaları internetten yayınlanmalıdır. Valiler seçimle gelmelidir. MİT, Emniyet Genel Müdürleri, Genel Kurmay Başkanları çalışmaları konusunda Meclis komisyonlarını bilgilendirmelidir, bilgi alışverişinde bulunmalıdır. Tüm illerde tüm müdürler il genel meclislerini bilgilendirmelidir, bilgi alışverişinde bulunmalıdır.
7 Ağustos’ta Yenikapı’da yapılan Demokrasi ve Şehitleri Anma Mitingi’nde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Binali Yıldırım, TBMM Başkanı İsmailKahraman, Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Hulisi Akar konuştu. Fakat Hulisi Akar’ın konuşmasına tepkiler geldi. “Efendim bir asker böyle bir mitingde nasıl konuşurmuş?” Neden konuşmasın? Böyle bir günde konuşmayacak da ne zaman konuşacak? Ordusu iki parçaya bölünen, bir kısmı ihanet ederek darbeye girişen komutan ne zaman konuşacak? O ordu bu halkın ordusu değil mi, o genelkurmay başkanı bu halkın genelkurmay başkanı değil mi? Böyle bir günde halkına sığındı, halkına hesap vermeye geldi. Ne mutlu o halka! Ne mutlu o komutana!
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
