kahveci1 Eylül 2016 tarihli 1. Mükerrer ve 2. Mükerrer Resmi Gazetede 672, 673, 674 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri yayımlanmıştı.672 sayılı KHK kapsamında, daha önce görevden alınan kamu personelinden bir kısmı kamu görevinden çıkarılmıştı. KHK’lerle neredeyse yüzbinleri bulacak olan bu tutuma yönelik sendikalardan tepki gelmeye devam ediyor.

Birleşik Kamu-İş Zonguldak İl Temsilcisi, aynı zamanda eğitim-İş Zonguldak Şube Başkanlığı görevini de sürdüren Metin Kahveci , “KHK ve ihraçlarda suçlular ile suçsuzlar ayırt edilmelidir”dedi

Bu konuda basın açıklaması yapan Kahveci, “15 Temmuz darbe girişiminden sonra demokratik düzene karşı yapılacak her türlü girişimin, her türlü darbenin tereddütsüz karşısında olduğumuzu dile getirmiş  bir sendika olarak, devletin içine sızan bütün cemaat ve tarikatlar dahil tüm paralel yapıların, Bu uygulamanın sadece bir terör örgütüne değil bütün terör örgütlerinin  hepsine uygulanmasını belirtik. Sendikamızca Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan görüşmelerde de aynı husus vurgulanmış, en yetkili ağızlardan hassasiyetle gerekli işlemlerin yapılacağı ifade edilmiş, suçsuz, mağdur kimseler varsa yapılacak adil soruşturma süreçlerinden sonra görevlerine kesin olarak iade edilecekleri ifade edilmiştir.Ancak görünen odur ki, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan kişiler hakkında yürütülen soruşturmalarda beklenen hassasiyetin gösterilmediği, hukukun evrensel ilkelerine riayet edilmediği izlenimi hasıl olmuştur. Hakkında soruşturma yürütülen kişilerin savunmalarının alınmadığı, gerekçe sunulmadığı, mahkemesinin yapılmadığı, hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte delillerin var olup olmadığına bakılmaksızın kamu görevinden çıkarma işlemlerinin tesis edildiği anlaşılmaktadır.

Burada mağdur olduğunu düşünen kimselerin izleyebileceği hukuki yol hakkında da kısaca bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. İçinde olduğumuz Olağanüstü Hal düzeni ve söz konusu ihraçların bir olağanüstü KHK ile yapılmış olması durumu hukuken tartışmalı bir duruma getirmiştir.Burada mahkemelerin kişilerin yargısal yollara başvurma hakkını ortadan kaldırmaya yönelik kararlar vermemesi gerektiğini ve davaların esasına girerek titiz inceleme yapması zorunluluğunu ifade etmek gerekir.

Sonuç olarak mağdur olduğunu düşünenlerin bu yollara başvurabilmeleri mümkündür. Sonrasında da Anayasa Mahkemesi ve AİHM yolu açıktır. Belirtmek gerekir ki paralel yapı üyesi olduğu iddiası nedeniyle kamu görevinden çıkarılan MEB personeli arasında Sendikamız üyesi yok denecek kadar az sayıdadır. Ancak edinilen bilgiler, kesinlikle bu yapıyla ilgisi olmayan bir kısım kamu görevlilerinin de mağdur edildiği yönündedir. Demokratik kitle örgütü olma bilincimiz, sendikamız üyesi olsun olmasın 1 kişinin dahi mağdur edilmesine sessiz kalmaya imkan bırakmamaktadır.

Dershane ve etüt eğitim merkezlerinde çalışmış öğretmenlerin KPSS şartı aranmaksızın, sözlü bir sınav ile sözleşmeli öğretmen olarak atanmasına olanak tanınmıştır. Ülkemizde “atanamayan öğretmenler” başlığında sosyolojik bir vakıanın varlığı ortadayken sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının yanlışlığını defaatle ifade etmiş ve bu uygulamaya da dava açtığımızı duyurmuştuk. KHK ile söz konusu olacak sözleşmeli öğretmen atamasının da tam olarak fırsatçı bir anlayışın ürünü olduğunu belirtmek gerekir. Bunun da kabul edilmesi mümkün değildir.AKP hükümetini ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı tekrar uyarıyoruz. Savunma hakkı tanınmaksızın kamu görevinden çıkarılanların itirazları dikkate alınarak durumları yeniden değerlendirilerek, yani mahkemelerinin yapılması  sonucunda suçluların cezalarının çekilmesi,   hakkında kesin, somut ve objektif deliller bulunmayan suçsuz kamu görevlilerinin görevlerine iade edilmelidir. Olağanüstü hal KHK’ların amacı dışında, yasama organının yetkisinin gasp edilmesi saikiyle kullanılmasından da vazgeçilmelidir.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.