Zonguldak dip yaptı. “Nereye el alsanız elinize geliyor” derler ya tam da öyle.

Fakat işin kötü yanı bu sözü hangi sorumluya kime söylesek o da yağ gibi suyun yüzüne çıkıyor ve bu işte hiç sorumluluğu yokmuş gibi başlıyor konuşmaya.

Şöyle biraz gözünüzü kapatın bakın ne görüyorsunuz?

Doğal afet oluyor, Türkiye’nin Başkenti’nde, metropollerde alt geçitlerinde, metrolarında yağmurdan insan neredeyse boğulacak kimsede ses yok.

Karadeniz bölgesinde sel almayan, tahribata uğramayan bir yer kalmadı. Rize’den Trabzon’a can kayıpları oldu kimse bu kentleri kim hangi parti yönetiyor diye ses çıkarmıyor.

Bölgemiz enerji üssü bahanesiyle doğa tahrip ediliyor, ormanlar katlediliyor, neredeyse nefesimiz kesiliyor. Bir grup çevre dostundan başka, birde bildik siyasi popülist hareketlerin dışında elle tutulur bir tepki yok Kentte,emniyet, doğalgaz yatırımcı firmasıyla kavgaya girişti.Emniyetle, yerel yönetimin uyumsuzluğunu bilmeyen yok.

GMİS 15 Temmuz öncesi yaptığı mitingin provoke olacağına yönelik çekincesi üstüne, GMİS Genel Merkez yöneticisi Hakkı Arslan’a yönelik yapılan eşinin silahlı saldırısı basında öyle propaganda edildi ki, ifade tutanakları bile tek taraflı deşifre yapıldı.Bir anlamda GMİS’in zayıf halkası üzerinden madenciye mesaj verildi.

Yetmedi, bu kez işçi sınıfı mücadelesinde namuslu durduğuna inandığım madenci içinde uzun süredir mücadele eden İsmet Hacıbektaşoğlu ve iki arkadaşı bir anda sendikaya bayrak açarcasına basın açıklaması yaptı.

Kentte her yer yıkıldı, yeniden yapılmak üzere planlamayı bekliyor.

Mithatpaşa Tünelleri’nin akıbeti belli değil. Ereğli-Zonguldak yolu bildiğimiz gibi.

Emir büyük yerden”misali kentin, TTK’nın en avantajlı gelir kapısı Liman daraltılarak “Cami projesi” adı altında yeni yapılanma başladı ve furya olarak Zonguldak’ta Ereğli’de Sembol-Protokol cami diyerek inanç-ibadet iyice politize oldu.

Zonguldak’ta trafik keşmekeş, ama diğer yandan Emniyet Soğuksu körü girişinde bulunan Giyisi Pazar yerinde diretiyor ve böyle giderse belediyeyi mecbur edecek

Hoppala tüm bunlar yetmiyormuşcasına Medya girdi birbine

Yani kenteki yıkım, rant, siyaset, bürokrasi tıkanıklığı, seçilmişlerle atanmışların kavga gürültüsünü örtecek basının kendi içindeki kavga ön plana çıktı.Özellikle “Daha iyi bir yaşam,daha güzel gelecek mümkün”diyen çevrelerin elin bağlanmışcasına kentin özgünlüklerine uygun politika üretme kıtlığının yanında, yer yer bu dostlarımızda popilist politikaya meyil eden günlük politikalar yapar oldular.Kısaca sıralamaya çalıştığım bu gidişatta sizce bir terslik yok mu ne dersiniz?

Niyetlerden kuşku duymuyorum ama; Son ayların moda söylemiyle, bildik mekanizma “üst akıl” kentin omurgasını kıracak ve felç edecek şekilde dörtnala geliyor.

Haydi, eller havaya

 

Bende Osman Sav’ı kınıyorum

Medya savaşları başladı. Önceden iyi haber, haber atlatma, iyi röportaj dalında yarışlar olurdu.Şimdi kim kiminle neler yapmış,kim kimi kazıklamış,kimin kiminle akçe işleri olmuş, şuan tezgahta bu var.Ve bunun alıcıları da her gün tezgaha yeni ne konulacak diye dört gözle bekliyorlar.

Karaelmas Gazeteciler Derneği(KGD) temiz duygularla,bir anlamda da mesleki defarmasyona yeni bir ivme kazandırmak üzere yoğun tartışma sonrasında kuruldu.

Zamanla Dernekte bir üçgen kuruldu. Osman Sav, Atilla Öksüz ve Ali Rıza Tığ. Bir sürü genç dernek çalışmaları içinde geldi geçti, mesleğe heves ettiler ama o basamaklardan birkaçından sonra geri düştüler.

İşte bu süreç tahribatlı ve birazda meslektaşların kendi içinde kapalı devre kaldı.Kimse kimseyi fazla yazmadı,yazamadı.Öküz öldü ortaklık bozuldu.Pusula kurumsal olarak zirve yaptı.Herkes Ali Rıza Tığ’ın çalışma yöntemini ve tavrını biliyordu. Bilinmeyen Osman Sav’ın ilişkileriydi.

Meslektaşları biliyordu ama kamuoyunda Sav daha “düzgün” görünüyordu.

Şimdi şapka düştü kel göründü. Kavga’nın önemli parçası haline geldi. Ali Rıza birlikte yürüdüğü arkadaşı Sav’a kızdı KGD’den istifa etti.Birde “Beni seven arkamdan gelsin”dedi.

Ben Ali Rıza ve Osman Sav ile uzun süren bir arkadaşlığımız, dostluğumuz var. Meslektaş olarak karşılıklı dayanışma içinde olduk sürekli.

Ama Ali Rıza’nın istifasını zamanlama olarak uygun görmüyorum.Ama iyi yinede yaptı.

Osman Sav’da meslektaşlarına, kamuoyuna saygısı varsa o da o görevi bırakmalı kavgayı dışarıda yapmalıdır.

KGD, Ali Rıza’yı kınayan açıklama yayınladı.Ya Osman’ı kim kınayacak üstelik meslek örgütünün de başı olarak?.

Yapılacak en iyi davranış Osman’ında görevi bırakmasıdır.

Kimse Osman’a “İstifa edersen Ali Rıza kazanmış olur” mantığına sığınma önerisinde değil tam tersi bu kavgaya “KGD’yi ortak etmeyim”demeli ve Osman’ı görevi bırakmasını önermelidir.

Bu nedenle KGD üyesi olarak bende Osman’ı kınıyorum.İstifa da etmiyorum.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.