ESM Genel Başkanı Mustafa Şenoğlu, KHK’lerle ihraç ve açığa alınmaların kıyıma dönüştüğünü savundu ve , “Bir devlet hukuk ve adalet kavramından uzaklaştıkça, o toplumun bireyleri düşündüklerini söylemekten ve yazmaktan hem çekinir hem de korkar hale gelirler. Oysa hukuk ve demokrasinin egemen olduğu toplumlarda korku ve endişe olmaz. Korku ve endişe ‘otoriter ve totaliter’ rejimlerin ürünüdür” dedi.
Geçtiğimiz hafta içerisinde çıkan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı sendikaların üyelerinin da aralarında bulunduğu10 bin 131 memurunun ihraç edilmesi nedeniyle Enerji, Sanayi ve Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) Genel Başkanı Mustafa Şenoğlu, dün Zonguldak’a gelerek, ihraç edilenlere sahip çıktı. KESK Zonguldak Şubeler Platformu’nda düzenlenen basın toplantısına; CHP İl Başkanı Ahmet Altun, CHP Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun, GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi Başkanı Erdoğan Kaymakçı’nın yanı sıra birçok sendika temsilcisi de destek verdi.
Toplantıda konuşan ESM Genel Başkanı Mustafa Şenoğlu, “İnsanların iş haklarının, çalışma haklarının, diplomalarının, müktesep haklarının, sahip oldukları güvencelerin, keyfi olarak bir çırpıda yok sayılması kabul edilemez bir tutumdur. OHAL ve KHK’lerle kamu emekçilerinin haksız ve hukuksuz yere ihraç ve açığa alınmaları, gittikçe bir ‘kıyıma’ dönüşmüştür” dedi.
Genel Başkan Şenoğlu, şunları söyledi:
“Hem anayasamıza, hem de evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır”
“Hukuk devletinin temelinde, düşünce ve ifade özgürlüğü olduğuna göre, bu özgürlüğün ceza soruşturmasıyla kısıtlandığı inancı yaygınlaşırsa o toplumda artık düşünce özgürlüğünden ve hukuk devletinden söz etmek mümkün değildir.Bir devlet hukuk ve adalet kavramından uzaklaştıkça, o toplumun bireyleri düşündüklerini söylemekten ve yazmaktan hem çekinir hem de korkar hale gelirler. Oysa hukuk ve demokrasinin egemen olduğu toplumlarda korku ve endişe olmaz. Korku ve endişe ‘otoriter ve totaliter’ rejimlerin ürünüdür. Korku ve endişenin yaygın olarak hüküm sürdüğü toplumlarda ne hukuk devleti kavramından, ne sosyal devlet kavramından ne de demokrasiden söz edilmesi mümkün değildir.Bu bağlamda, OHAL yasasına bağlı olarak, 29 Ekim 2016 günü çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ESM Zonguldak Şubesi Başkanı Tahsin Özyener Kumkumoğlu ve ESM yönetici ve üyeleri Ercan Acar, Nevzat Kaynar, Halis Önay, BES üyeleri Bican Sakin ve Cemil Kaynar ile GMİS üyesi TTK işçisi Salim Çalık çalıştıkları kamu kurumundan ihraç edilmişlerdir. Hangi suçla itham edildiği belli olmadan; herhangi bir soruşturma açılmadan ve bireyin kendisini savunma hakkını kullanmasınaizin verilmeden, böyle bir işlemin gerçekleşmesi, hem Anayasamıza hem de Evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır.
Geçmişten bugüne dek, Enerji Sanayi Maden Kamu Emekçileri Sendikası’nın gerek yöneticileri ve gerekse üyeleri; her zaman kamu yararını gözetecek şekilde kamu hizmetini vermiştir.Kamu emekçilerinin haklarının korunması ve geliştirilmesi mücadelesini hukuk ve demokrasi çerçevesinden çıkmadan sürdürmüşlerdir.Yaşamları boyunca emek, demokrasi ve laiklik mücadelesinde yer almış Zonguldak’ta TTK’nın özelleştirilmesine karşı etkin bir mücadele yürüten, ülkenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini bir avuç işbirlikçi sermeyadarlarına peşkeş çekilmesine razı olmayan, ‘madenler halkındır satılamaz’ diyerek özelleştirmelere, ‘dereler hayattır, bizim kalacak’ diyerek doğanın katliamına karşı çıkan, ‘bir gün her şey sudan ucuz olacak’ diyerek geleceğin mücadelesini sürdüren Zonguldak Şube Başkanımız Tahsin Özyener Kumkumoğlu ve ESM yönetici ve üyeleri Ercan Acar, Nevzat Kaynar, Halis Önay ile GMİS üyesi TTK işçisi Salim Çalık’ın haksız olarak işten atılmalarını kabul etmiyoruz. Arkadaşlarımızım onurlu mücadelelerini destekliyor yanlarımda olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Kanun Hükmünde Kararnameler ile kamu çalışanlarına yönelik haksız ve hukuksuz ihraçlarla; zaten sınırlı olan iş güvencesi tamamen ortadan kalkmış, tüm kamu çalışanlarının üzerlerine sinen gelecek korkusu, endişe ve tedirginlik sebebiyle, nitelikli kamu hizmeti verilemez hale gelmiştir. İnsanların iş haklarının, çalışma haklarının, diplomalarının, müktesep haklarının, sahip oldukları güvencelerin, keyfi olarak bir çırpıda yok sayılması kabul edilemez bir tutumdur.OHAL ve KHK’lerle kamu emekçilerinin haksız ve hukuksuz yere ihraç ve açığa alınmaları, gittikçe bir ‘kıyıma’ dönüşmüştür. Darbe girişiminden sonraki yürütülen süreç, siyasi bir cadı avına dönüştürülmüştür. Bu durum, darbe girişiminin ihalesinin, siyasi ayağı yok sayılarak, kamu emekçilerinin sırtına yüklenmek istenmektedir. Sendikal faaliyetlerin hukuka aykırı olmadığı ve suç sayılmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Sendika yöneticileri ve üyeleri, sendikal eylem ve etkinlikler “suç” gibi gösterilerek, idari kararlarla cezalandırılmaz. Bu nedenle ihraç edilen kamu emekçilerinin mağduriyetlerinin giderilerek en kısa sürede görevlerine iade edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle siyasi iktidardan en kısa sürede uluslararası sözleşmelere, İLO normlarına uygun hukuk kurallarının uygulanmasınıbekliyoruz. ESM, her zaman sivil ya da askeri darbelerin karşısında, tek çözümün temel hak ve hukuk ilkelerine bağlı tam demokrasiden yana olmuştur. Emek, barış ve demokrasiden yana tutumunu sürdürecektir. Geçmişten bugüne dek tüm darbeler emek örgütlerini hedef seçmişlerdir. ESM olarak biz ve Konfederasyonumuz KESK; tüm baskılara ve anti demokratik uygulamalara karşı nasıl geçmişte direnişini göstermişse, bugün de aynı bilinçle direnecek ve mücadelesini sürdürecektir. Bu bakımdan bizler emek hareketinin bir bileşeni olan ESM olarak, bu gidişata yüksek sesle itiraz ediyoruz. Hiçbir hukuki gerekçe ileri sürülmeden, hukukun en temel ilkeleri yok sayılarak, arkadaşlarımızın işten ihraç edilmelerini kabul etmiyoruz. Bir an önce görevlerine iade edilmelerini bekliyoruz. Bizler siyasi iktidarın uyguladığı anti demokratik uygulamalara karşı, hukuku, adaleti, barışı, laikliği, demokrasiyi kazanmak için sokak sokak, meydan meydan, işyeri işyeri el ele, kol kola, omuz omuza demokratik mücadeleyi bugüne kadar sürdürdük bundan sonrada sürdürmeye devam edeceğiz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Yaşasın ESM, yaşasın KESK…”
Mutlu: “TTK özelleşmesin, çevre kirlenmesin’ mücadele ediyorlardı”
GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu,yaptığı konuşmada, “Salim Çalık arkadaşımız, bizim geçmişten beri iyi tanıdığımız, sadece ‘TTK özelleşmesin, çevre kirlenmesin’ mücadelesinden başka bir mücadelesi olmayan, emekten, özgürlükten başka bir mücadelesi olmayan bir arkadaşımız. Diğer arkadaşlarla onunla beraber bugüne kadar Zonguldak’ta, ülke genelinde sadece ve sadece özgürlükten yana, özelleştirmelere karşı, doğanın korunmasına karşı mücadele etmiş, başka hiçbir mücadeleyi kendilerine mücadele olarak görmemiş arkadaşlarımız olduğunu biliyoruz. Umut ediyoruz, bunlarla beraber diğer KHK’lerde de haksız yere mağdur olmuş arkadaşlarımızın mağduriyetleri biran önce giderilir. 15 Temmuz darbe girişimini asla ve asla kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, kesinlikle bu tür darbelere ve darbe taraftarı olan söylemlere karşıyız. Hak edenler cezasını çeksin, ama hak etmeden mağdur edilen arkadaşlarımız da biran önce mağduriyetleri giderilerek işlerine iade edilsin istiyoruz. Umut ediyoruz, en kısa zamanda dileklerimiz gerçekleşir. Ülkemizde huzurlu ve mutlu şekilde hep beraber yaşamaya yine devam ederiz” diye konuştu.
Altun: “Bu ortam korku imparatorluğu yaratmak içindir”
CHP İl Başkanı Ahmet Altun ise şunları söyledi:
“15 yıl evvel yabancı güçler tarafından Türkiye Cumhuriyeti’ni idare etmek üzere kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin kuruluş nedeninin Türkiye Cumhuriyeti laik demokratik sistemini yok etmek, yerine tek adamlık sistemini yerine getirmek olduğu meydana çıktı. Bunu gerçekleştirebilmek için de bu zaman zarfında yapamadı. ‘15 Temmuz darbe girişimi’ diye, ne kadar darbe, ne kadar değil, ne kadar planlı ne kadar plansız olduğu belli olmayan bir girişimde bulunuldu. Bu girişimin devamı olarak da olağanüstü hal ilan edildi. Olağanüstü hal tüm Türkiye’deki yasaları ortadan kaldırmak ve ‘FETÖ’cü’ adı altında darbe girişimini yapan ‘FETÖ örgütü’ diyerek ve buna sığınarak, FETÖ kelimelerini ağzına bile almaktan kaçınan sosyalist, sosyal demokrat arkadaşlara da FETÖ’cü grubuyla beraber bir sepete koyup toplayan bir ortamdayız. Bu ortam korku imparatorluğu yaratmak içindir. Fetullah Gülen ile yakından ve uzaktan alakası olmayan insanları almakta bize korku salmak, bizim demokratik mücadelemizi kırmak amacındadır. Biz CHP olarak demokratik ortamda mağdur olan demokrasiye inanan her türlü mücadelenin içindeyiz ve arkadaşlarımızın yanındayız. Bunların biran evvel görevlerine iade edilmeleri için de elimizden gelen her türlü çabayı sarf edeceğiz.”
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
