Ülkedeki gündemi AKP eliyle oluşturulan ve toplumsal muhalefete dönüşen çocuk istismarını içeren yasa önergesi ve sonrası gelişmeleri hep birlikte yaşıyoruz.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği önceki başkanı aynı zamanda kentimizde kadın hareketine yönelik (1980) öncesi mücadelede çok önemli katkıları olan Gülderen Karaoğlu Ar, TBMM’deki çocuk istismarı ile ilgili olarak sosyal medya facebook’tan paylaştığı “Çocuk gelinlere kapı aralayan ,tecavüzcüyü ödüllendiren cinsel istismar yasası tepkiler üzerine komisyona havale edildi.Başbakan geri çekme nedenini açıklarken bile tasarıyı savunarak ilk fırsat ta yeniden deneyeceklerini gösterdi..Anlaşılan o ki ne zaman ne yandan darbe alacağız belli değil,rahat uyumak yok bize.”.

Evet Gülderen abla, bazen tarih bizi göreve çağırıyor derler ya işte tamda öyle bir zamandayız.

Yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizi aktarmak için uyku yok bize.

Aslına bakarsanız ülkede tüm toplumsal kesimlere uyku yok.İşçiler, emekçiler, yoksullar kısaca emeği ve alınteriyle geçinenler zaten zor geçen gecelerle yaşamlarını sürdürüyor.

İşin güzelliği sadece emeği ve alınteriyle geçinenler değil Türkiye’de tüm toplum kesimlerinde var bu uyku bozukluğu.

Bakın geçtiğimiz günlerde toplanan Türk Girişim ve iş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından 20’nci kez düzenlenen Girişim ve İş Dünyası Zirvesi’nde konuşan Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın,ne diyor “Bütün zenginliklerine rağmen komşularımızda istikrar yok. Komşu da bu zenginliği Türkiye’ye atamıyor. Tüm dünya iyi olmalı ki Türkiye iyi olsun. Ama bakıyoruz her şey tırmanıyor. PKK tırmanıyor. Güneydoğu’da terör tırmanıyor. 2017’de ne olacak kimse kestiremiyor. Onun için mutlaka iyi olacak bir şeyler yaratmamız yeni bir hikaye yazılması lazım. ABD seçimleri herkes için yeni bir fırsat doğuruyor. Yeni bir birlik doğar mı diyor herkes. Doğabilir. Dünya bir geçiş sürecine girebilir. Böyle bir ümidimiz var. Hepimiz el birliği ile bu yeni hikayeyi yazabiliriz.” diyor.

Bende uzun süredir dost sohbetlerinde, politik ziyaretlerimde sürekli, “Bir modele ihtiyaç var” diyorum. “Örneğimiz tükendi”diyorum, “Ütopyalarımıza ne oldu?”diyorum Bu sohbetlerde sık sık iki örneği veriyorum.

Bunlardan biri; Küba; Hepimizin bildiği Fidel Castro’nun Che Guevara’nın ülkesi Küba. Dünya’da Sosyalizmin yada Sosyalizm Yolunda yürüyenlerin bir Çoban Yıldızı olmaya devam ediyor.

Ülkenin kara yüzölçümüne bakarsanız hemen ABD Emperyalizminin burnunun dibinde ama dünyaya, ezilen halklara, sosyalizm den yana olanlara umut vermeye devam ediyor.

Diğer Örnek ise TKP’nin Tunceli Ovacık’ta ki Belediye çalışmaları.(Bu çalışmaların yada siyasetin hepimizle uyum sağlamadığını biliyorum)

Ama çalışmaları ve kamuoyuna mal oluşu örnek alınacak bir tarzda işliyor.Bir anda yaptığı çalışmalarla(Ücretsiz toplu taşıma,kolektif ekip biçme ve tarıma yönelik çalışmalar, başkanın mütevaziliği ve halkın içindeki yaşam tarzı vs.) ülke gündemine girip topluma bir ışık olabiliyor.

Buradan baktığımızda, kentimize baktığımızda var mı bizimde bir hikayemiz? Örneğimiz?

Politik partilerin hangisi olursa olsun, en muhafazakarından, liberaline, Sosyal demokratından en solda, sosyalist-komünist partisine kadar ilde ilçede topluma mal olan,örnek bir model oluşturan ve bu modelin tıpkı Fidel’in ülkesi gibi, Tıpkı Ovacık’taki gibi toplumun yeniden örgütlenmesine,moral motivasyonuna katkı yapacak varmı bir hikayemiz.

Kadın örgütlerinin, gençlik örgütlerinin meslek ve kitle örgütlerinin var mı? bu tür “Model” diye alıp kullanılacak bir çalışması.

Evet Gülderen ablamızın dediği gibi eğer uykularımız kaçarsa, bir huzursuzluk yaşarsak “bir hikayemiz olacak” olmalı Yeniden üretmeli ve yaratmalıyız.

Hakkını yememek lazım bu konuda her ne kadar ülke çapında henüz bir model olmasa da Çaycuma’da yaşananlar, Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı ve ekibinin bugüne kadarki çalışmalarında bu dediğimiz “Model”, “Örnek” çalışmaların yapıldığını biliyoruz.Umarız bu çalışmalar daha da hız kazanır ve diğer yerel yönetimlere de örnek olur.

Ülke gündemini sarsan ve iktidarı geri adım attıran son olayı bir başlangıç olarak saymalı ve bizim değil, insanlık suçu işleyenlerin uykularını kaçıracak yeni yeni çalışma ve aktiviteler bulmak ve yaratmak zorundayız ki bizim uykularımız kaçmasın.Yoksa darbeler ve diktatörlüklerde kaçınılmaz olur.


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.