Ekim ayı soğuk geçti. Kasım da kâh ılık, kâh soğuk geçiyor. Doğu ve İç Anadolu ile Bolu’ya kar düştü. Sobalar kuruldu, kaloriferler erken yandı. Meteorolojiye bakarsanız, bu kış hayli üşütecek. Enerji Bakanı, doğalgazda yüzde on indirime gidileceğini söyledi ama bu saate kadar indirim olmadı. Hatta dolardaki artış, bizi doğalgazda yeni zamlarla karşı karşıya bırakmasa bari.
Günlerden 15 Kasım Salı. İstiklal caddesinde,bir toplantıya katılmak üzere trafikteki kalabalığı da düşünerek Ümraniye’den evden biraz erken çıktım. Marmaray’la karşıya varınca toplantı saatine kadar Eminönü ve Mısır Çarşısında oyalandıktan sonra akşamınkaranlığında Haliç köprüsünden Karaköy’e geçip, Tünelden İstiklal Caddesine çıkacağım. Hava rüzgârlı ve soğuk, nerdeyse buz kesiyor.Altgeçitten tam Haliç Köprüsüne çıkacakken merdivenlerde on, on iki yaşlarında, ayakları çıplak ve kara lastik giymiş, üzerinde incecik bir kazak,donmak üzere bir çocuk ilişti. Oturduğu köprünün merdiveni, sanki evinin bir odası imiş gibi yanından geçen binlerce insana kayıtsız, hiç biri onu ilgilendirmiyor. Donup kalmış gibi tek bir noktaya bakıyor. Elinde ne bir kâğıt mendil, ne bir su ne de çakı çakmak satıyordu. Belli ki açlıktan ve soğuktan buz kesmişti. Çocuğun o hali aklıma hemen, geçen senelerde İstanbul’un ayazında ölen onlarca, yüzlerce evi köyü olmayan yoksul insanı getirdi.
Peki, bizim ülkemizde ya da Ortadoğu ülkelerinde açlıktan, soğuktan, en önemlisi de işsizlikten ölecek insanlar olmaz mı? Tabi ki olur. Hem de böyle insanların geçen yıllara göre çok daha fazla olacağı söyleniyor. Bu ülkelerde savaş başta olmak üzere işsizlik, göç ve hayat pahalılığı insanları açlıkla imtihan ediyor bugünlerde. Nedeni basit! Bizde zenginlere oranla yoksulların sayısı katlamalı artıyor. Yani bizdeki emek- sermaye çelişkisine paralel Ortadoğu ülkelerinde yabancı işgaller artıyor. Doksan yıldır görmediğimiz bir savaşı kapımızda gördük ve verdiğimiz şehitlerle savaşa müdahil olduk.
Savaş kendini güçlü hisseden birilerine göre iyidir. Nüfusu ve idarecilerden şikâyetleri azaltır. Rayından çıkan toplumu yeniden hizaya sokar. Başka ülkelerden toprak kazandırır. Emperyalistlerin satılamayan elde kalan mallarını elden çıkartır. Yakılan, yıkılan yerlerin yeniden imar ederek zengin sınıfı daha zengin eder. Barış isteyenlerin aklını başına getirtir. Çocukların savaş oyunlarına benzer. Ama birilerine göreyse korkudur, ölümdür, yoksulluğun sebebidir. Evsiz barksız köprü altında kalmaktır. Soğuktan tir, tir titremektir. İşte o akşamki soğuktan ve açlıktan donmak üzere olan çocuk da belki ülkesi işgal edilen Suriyeli bir ailenin çocuğudur, belki de köyden kente göç etmiş ve işsiz kalmış bir babanın, para kazanmıyorsun, dilencilik yapmıyorsun diye evinden kovduğu bir gecekondu ailesinin çocuğudur. Güzel sesli yarışmacılarla evlilik programlarının güzel kızları ve yakışıklı delikanlıları, gençlerin içini ısıtıyorsa da köprü altı çocuklarının hayata tutunmasını sağlamıyor.
İnsan düşünen sosyal varlıktır, doğa ile sürekli alışveriş halindedir. Çevresini yakar- yıkar, yeniden yapar, diyoruz. Bunun örneklerini geçmişte Arap Baharında görürken şimdi Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de gördük. Batılılarla bizim yöneticiler arasındaki politik söz düellolarından ile yıkıntı ve savaş görüntülerinden uzaklaşmak isteyen insanlar artık Bayhan ile Hanife’nin aşkını konuşuyorlar. Burada da enteresan bir durum var ve evlilik programına gelenler, bırakın evlenmeyi kavgadan başını kaldıramıyor, evlilikten soğuyor, psikolojileri bozuluyor. Bir vatandaş, yedi kere evlenip yedi kere boşanan birinden, evleneceklere ne hayır gelir, demişti. Demek toplum cinsel taciz yasalarını hazmetmeye böyle hazırlanıyormuş.
Suriye’den getirilen üç buçuk milyon Suriyeli artık içimizden biri ve bu ülke ne kadar bizimse, bir o kadar da onların. Dünyanın her bir yanı vatandır, dünya halkları arasında ayrı gayrı yoktur. Ama dünyayı paylaşamayan kapitalist ve emperyalistler içinse savaş, hep kapıdadır. Suriye’den gelen de ülkemizden de hiçbir insan, bizim açımızdan ne dilencidir,ne ucuz işgücüdür, ne para karşılığı alınıp satılan metadır! Ne de yalın ayak açlığa ve ölümeterk edilecek biridir.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
