Hastaneye yolun düştü mü, bir söyler, bin ah işitirsin. Hastane bu, yolu düşmeyen olur mu? Hasta, her halinden belli, sağlığı bozulmuş, derdine ilaç ister, ruhsal arınma ister.
Hastalar dertli de hastane çalışanı sağlam mı derseniz, onun hali daha başka, onlar da bunalımda. Gündelik yaşama bakıyoruz, işçinin bir derdi, işsizin iki derdi, işverenin bin derdi var. İktidarsa içerde muhalefetten, dışarıda Amerikalı, AB’li dostlarından yana dertli.
Herkes gibi bu ara sağlığımdan ben de şikâyetçiyim. Sağlık bu şakaya gelmez, diyerek doktoruma, bir ön ödeme yaparak gittim. O nedenle kendimi biraz şanslı hissetmek istedimse de bakalım sonucunu ileride göreceğiz. Bir sabah erkenden hastaneye sevk yaptırırken hasta sırasına bakıyorum, İstanbul’un bütün hastaları arkamda sıraya durmuş. İtiş kakışlar arasında etrafta, hani hastaneler bedavaydı, para, pul, sıra, gün beklemek yoktu, homurtuları yayılıyor. Herkesin canı burnunda, Allah belasını versin buraları böyle yapanların, diyor.
İnsan sağlık konusunda, hastanelere, doktorlara güvenmek istiyor. Bizim gideceğimiz başka yer yok. Daha önce İstanbul’un isim yapmış hastanelerinden birinde iki sefer biyopsi yaptırıyor ve sonuç alamıyorum. Gerekçe biyopsi aletleri eski ve körelmiş ve bir yenisi için devlet para vermiyor. Bir başka devlet hastanesine, 400 TL özel muayene,1500 TL füzyon biyopsi ücreti ve git gel için de toplam 2000 TL’ye bayılıyorum. Füzyon biyopsi sonucu mu, şimdilik bekliyoruz, ameliyat deyip onun için de bütçeni ayarla derlerse, bir miktar ayarlama da oraya yaparız herhalde. Bu harcamalar sosyal güvenceli biri için bir nebze anlaşılabilir, ya olmayanlar! İşte devlet burada, kendi yurttaşlarıyla pazarlığa oturuyor, kamu hastanelerine yatırım yapmıyorum, git özel hastanelerde tedavi ol, diyor.
Bunun anlaşılmayacak bir tarafı yok umarım. Türkiye’de ve dünyada kapitalizm, insan hayatını, insan sağlığını pazarlık konusu yaparak sermaye birikimi sağlamaya devam ediyor.
İşçi sınıfına, iş kazalarını önlemek için ben işverenleri zorlamam, onlar için özel ilave tedbirler de alırım, herkes iş kazalarını, yaralanmaları, sakat kalmaları ve ölümleri göze alsın da işe girsin, diyor. Birkaç örnek!
*7 Ocak 2013de Kozlu’da 8 işçinin öldüğü kazada Mustafa Sarı yaralı kurtulurken geçen hafta Gelik’te özel bir kömür ocağında göçükte kalıyor ve 41 yaşında öldü. Yetmedi, oğlunun acısına dayanamayan babası, emekli maden işçisi Mehmet Sarı kalp krizi ile hayatını kaybediyor. * Şirvan’da madende göçükte 16 işçi kalıyor, işçilerden birinin cesedine ulaşıldı, 5 işçiye daha ulaşmak için çalışmalar devam ediyor. * Soma’da meydana gelen maden faciası derseniz Guinnes Rekorlar Kitabına çoktan girmiş olmalı. Torunlar İnşaatın asansöründe ölen 10 işçinin daha kanı kurumadı. Medya ve basın, işçi ölümlerini günlük haberlerde değil, aylık bültenlerde veriyor. Cinsel istismar ve taciz ile kadına yönelik şiddet ve kadın emeğinin meta olarak kullanılması, Türk İslam Sentezci iktidarların karnelerindeki en yüksek başarı notudur. Geçen hafta meclisten çıkarılmak istenen cinsel taciz yasası da bunun en bariz örneğidir.
İnsan hayatının pazarlıkları şimdi de Türk İslam Sentezci AKP İktidarı ile Emperyalist ortakları Amerika ve Avrupa Birliği arasında sürüyor. Pazarlık, Amerika ile birlikte Suriye’yi işgal etme üzerinden sürdürülürken AB ile de Iraklı ve Suriyeli göçmenlere Avrupa kapılarını açma, tehdidi üzerinden sürdürülüyor. Sebep, AB’nin vaat ettiği parayı göndermemesi, HDPli vekillerin tutuklanmasına yönelik AB’nin ilişkileri dondurması. “İnsan Onuru” emperyalistler ile emperyalizme yükselmek isteyenler arasında bu kadar pazarlık konusu yapılıyor!
Özete gelirsek, küresel sermaye, bir yandan bir ülkeden ötekine serbestçe dolaşımının önündeki yasal, ulusal engelleri yıkmaya çalışırken, öte yandan bununla istediği nitelikteki iş gücünü, kendi istediği koşullarda satın almanın da yollarını arıyor. Emeğin serbest dolaşımı dedikleri, dünyadaki bütün işgücünün dolaşımı değil, küresel sermayenin ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünün serbestçe dolaşımıdır. Hiçbir siyasal irade ya da şiddet eylemi, ekonominin kendisinden kaynaklanmayan bir gelişmeyi hayata geçiremez. Bölgemizde insan hayatının pazarlık konusu yapılması ve savaşın temel nedenleri burada yatmaktadır
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
