Son ayların en tartışma konusu Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK)’nun özelleştirilmesi ve TTK’da örgütlü bulunan Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS)’te ki kişisel tartışmadan çıkan ama körüklenerek sendikal vakıaya dönüşen konular.
Sizce bu iki konu birbirinden kopuk mu?
Bu konuda GMİS yönetimi önceki gün toplanarak konuyu tekrar gündeme taşıdı.
Basına yapılan açıklamada, iktidarın işçi sınıfına yönelik tutumundan çok, içeride, sendika yöneticilerin tutumuna yönelik tepkilerini dile getiren muhalefete yüklendi.Bir anlamda gölgesiyle kavga ediyor.
Basına yapılan değerlendirmede, “Madencilik sektörünün sorunlarla boğuştuğu bir dönemi yaşıyoruz“diye ifade ettikleri açıklamada, “Genel Maden İşçileri Sendikası’nda, maden işçileri arasında ve Zonguldak’ta birliğimizi, beraberliğimizi ve mücadele gücümüzü kırmak isteyenler de boş durmuyor. Yönetim Kurulumuz, bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de maden işçisinin birlik ve beraberliğinin bozulmasına izin vermeyecektir” dedikten sonra, “TTK, Zonguldak ve Türkiye gerçeğinden bu kadar uzak olan arkadaşların, madenci kardeşlerimizden de haberi yoktur“demiş.
Şimdi bu açıklamayı okuyunca, muhalefet yapan arkadaşları da, genel merkezdeki arkadaşları da tanıdığım için.Bir mantık kuramadım.
“TTK ve Zonguldak Gerçeğinden uzak“.diye ifade ettiği öncü maden işçilerinin uzak olduğu bir şey varsa oda, günlerdir gazete sayfalarını kaplayan,GMİS Genel Merkez yöneticilerinin kişisel zaaflarından kaynaklanan ve kamuoyuna çarşaf çarşaf açıklanan tutum ve davranışlarıdır.
Doğrudur, bu muhalefet eden arkadaşlarımızdan birçoğu kumar, karı kız, bar pavyondan anlamaz.Bak bunlardan haberdar değillerdir.Ama işçi sınıfı mücadelesi,sendikal birlik,militan eylem derseniz bak bunlardan anlarlar.
İşte bu “TTK, Zonguldak ve Türkiye gerçeğinden bu kadar uzak olan arkadaşların” bu anladıkları şeyler sizleri ürkütmüş olmasın.
GMİS uzun süredir düştüğü yanlışa bir kez daha düştü. Eleştirinin sivri ucunu, iktidara ve onun ekonomik-politik-sendikal politikalarına değil de kendi içine çevirdi.Klasik toplusözleşme dönemini de içine katarak aslında maden işçisinin direnme ruhunu kırdığının farkında bile değil.
Korkunun ecele faydası yok. Çünkü bu zaaflı sendikacı geleneği sendikaya yerleşti.İşçilerin hak ve özlük haklarından çok kişisel zevk ve hesaplar ve zaafların olduğu kadrolar her geçen gün sendikayı işgal etti.Bu aymazlık genel başkanlık yapmış kişilerden, genel merkez yöneticilerine, şube başkanlarına kadar indi.
İşin tersliği şurada;
GMİS’teki bu aymazlığa, pasifliğe ve korku imparatorluğu yayanlara karşı, “Sendikal Birlik-Sendika İçi Demokrasi ve Militan Eylem” öneren maden işçileri dün bu konuda zaaf gösterenleri, sendikadan kişisel fayda sağlamak isteyenleri yanına alarak mücadele bayrağını yukarı değil, aşağı çektiklerinin farkında değiller.
İşte bu tutum, mevcut yöneticilerin elini güçlendiriyor.
Korkunun ecele faydası yok. Maden işçisi ve onun örgütlü bulunduğu sendika kentin, bölgenin geleceğini,yani sınıf olma özelliğini Başbakan’a protokolden dosyalar sunarak değil, kentin tüm emekten, demokrasiden ve kent kimliğinden yana olanlarla ortak bir tutum alabilir ve bunu üretimden gelen gücünü yani ellerindeki şalterleri geleceği için kullanırlarsa bir anlamı olur.
Yoksa krizinizi mücadele edenlere çevirirseniz yarın o koltuklarda diğerleri gibi bir dönemlik sendikacılar sınıfına eklenirsiniz. Sonra her gelen miras yer gibi 1990 grevi ve onun lideri Şemsi Denizer’i anarak hayatınızı sürdürürsünüz.
Çocuklarınız, torunlarınız size sorduğunda “baba, dede, sen sendikada ne yaptın“dediğinde. “657’ye tabi memurdum. Merhum 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın “Benim Memurum işini bilir” sözüne sadık kaldım dersiniz!
Barıştır herkesi başkanım
Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, basına verdiği demeçte Zonguldak’ın 5 Milletvekilinin birbiriyle konuşmadığını yan yana gelmediğinden yakınmış.İyi ya başkanım sen varsın ya.Hem yaş olarak hem de merkez belediye başkanı olarak yan yana getir,barıştır bu vekilleri.Örneğin; düzenle bir sohbet toplantısı tüm belediye başkanları ve milletvekillerini de çağır.Yap bir büyüklük başkanım.
Ama önce tabi ki adama sorarlar “Senin milletvekiliyle aran nasıl?” diye. Sayın Turpçu’yu biraz tanırım. İnatçıdır, ama sen bir yol bulursun başkanım.
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
