Biz oturduğumuz yerden “Vatan millet Sakarya” nağaraları atalım duralım.Bunlar gerçekleri gizlememize yaramaz yada bunlar gerçekleri gizlemez.
Biraz siyasetten, örgütten,demokrasiden,devlet işleyişinden biraz anlayan herkes bilirki, PKK (Kürdistan İşçi Partisi) 4 Ülkede faaliyet gösteren ve bu 4 Ülkenin (Türkiye,Irak,İran,Suriye) Kürtlerini birleştirmek isteyen illegal,silahlı propagandayı öne almış bir örgüt.
Tıpkı “Tanrı Türkü Korusun” şiarıyla “Dünyadaki Türkleri Birleştireceğim” diyerek örgütlenen ırkçı Türkler gibi.
HDP (Halkların Demokratik Partisi) ise Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre Siyasal Partiler Kanununa uygun olarak kurulmuş ve TBMM’de temsil hakkı kazanmış bir parti.Yani bu toprakların partisi.
HDP’ye oy veren milyonlarca insan bu topraklarda tıpkı bizler gibi vergi veren, askere giden, hemen yanı başımızda, işyerimizde, mahallemizde ülke topraklarının her noktasında yaşayan insanlar.
HDP Kurulurken amacı neydi? Türkiye’de Cumhuriyet ve öncesi başlayan ve bugünlere kadar gelen Kürt Sorununu demokratik, barışçıl ve parlamenter yoldan çözüme kavuşturmak. Türkiye’de demokrasiyi,barışı halklar arasında kardeşliği pekiştirmekti.
Ne oldu birden birede herşey tepe taklak oldu?
Bu devlet (AKP İktidarı)değil mi? hapisteki PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmeler yaptıran. MİT Müsteşarlarını, yardımcılarını OSLO’da PKK ile masaya oturtan.
Ne oldu da her şey tepetaklak oldu?
Bugünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlık döneminde, 21 Temmuz’da Diyarbakır’da Nevroz kutlamalarının örgütlenmesinde iktidarın bundaki payını nasıl görmezden geleceğiz.
“Çözüm”, “Barış” Masalarında oturan hangi iktidarın bakanlarıydı. Tüm bunlar yaşanırken ne oldu da herşey tepetaklak oldu?
Sizce sormamız gereken soru yok mu?
İşin üzücü yanı ise kendilerini demokrat, devrimci, sosyalist, komünist yakıştırmalarından oldukça memnun olan zatlar bu dönemde PKK üzerinden HDP’ye onun yöneticilerine,üyelerine yönelik tutumlara karşı söylemleri ise düşündürücü.
Evet PKK yukarıda da söyledim eylemi ve uygulamaları artık bir ülke sınırlarıyla, bir ülkenin devlet politikasıyla yürümüyor. Aynı zamanda devlet de PKK ile mücadelede özellikle Ortadoğu’da küresel devletlerle birlikte bu çatışmanın, savaşın göbeğinde yer alıyor.
Böylesi devletleri ilgilendiren bir olaya bizim mahalleden çözüm bulacağı kadar çocukça iş olamaz. Toplumu gaza getiren, çatışma ve kopuşu körükleyen daha tehlikeli bir tırmanışa hizmet edildiğinin farkında mıyız.
Eğer PKK’nın niyeti, 4 ülke (Türkiye, Irak, İran, Suriye)’nin Kürt yurttaşlarını birleştirecek çatışma içinde ve bunun için askeri, polisi sürekli terörize edip, halklar arasında düşmanlık tohumları ekmek ve ülkemizde yaşayan milyonlarca insanın, “kopacaksa kopsun”, gibi bir duyguya kapılmasına yönelik yoğunlaşmış bir çaba olduğunu anlamıyorsak, o zaman fazla konuşmaya gerek yok
Yok eğer bunun farkındaysak ki toplumda sağduyulu milyonlarca insan bunun farkında, işte o zaman hepimize düşün görev, birliği, kardeşliği, bir arada yaşamayı her fırsatta dile getirmektir.
Eğer bugün şehrimizde HDP’ye oy vermiş insanlar HDP’li olduklarını gizliyorsa ve HDP’ye yönelik binalarına, insanlarına yönelik saldırı bu kadar açık ve netleşmişse işte tehlikeli gidişe bir adım daha yaklaştık demektir.
Ülkenin içinden geçtiği şu günlerde daha çok barışa ve kardeşliğe, birlikte olmaya ihtiyaç var.
Nerede bir ırkçı, bölücü, demokrasi düşmanı, kardeşlik düşmanı varsa onu lanetlemeliyiz. Siyasi görüşü ne olursa olsun eğer bu ülkenin yurttaşısıysa, bu ülkenin TBMM’nde kendisini temsil etmesi için seçimlerde hangi partiye oy verirse versin, o insanları demokrasi sevdalısı, ülke sevdalısı, kardeşlik sevdalısı, barış sevdalısı ve bu kadim Anodolu insanı olmasından dolayı hep birlikte sahiplenmeli ve bu kötü gidişata hep birlikte karşı çıkmalıyız.
Bu konuda emniyet güçlerine özel görev düşüyor.
Böylesi zamanlarda sosyal medyadan sadece, Cumhurbaşkanına, devlet politikasına yönelik paylaşımlardan dolayı gözaltına almalar değil, aynı zamanda, insanlık suçu işleyenleri, ırkçı saldırgan tutumlarını her fırsatta dile getiren paylaşımlar yapanları, ülkemizin demokrasi, barış ve kardeşliğine, bir arada yaşam arzusuna set çeken mesaj yayınlayanları da takip etmeli bu kopuşa giden yolda bu tür davranışlara fırsat vermemelidir.
Nazım Hikmet’in Şiiriye bitirelim.
“Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
Düşman haşin zalim
ve kurnaz.
Ölüyor çarpışarak insanlarımız
– halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı ölüyor insanlarımız ”
Sağlıcakla kalın
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
