Türk İslamcı Sentezci Burjuvazi, son karşılaştığı ekonomik krizi aşmakta zorlandıkça, krizin yükünü madencinin, işsizin, memurun, köylünün, esnafın omuzlarına bindiriyor. Asgari ücrete sıfır zam öneriyor. Sıfır zam görüşmelerinde komisyona gözlemci almıyor.
Bazı sendikalar Kasım ayına ait açlık ve yoksulluk sınırına ait rakamsal açıklamalarda bulundular. İsterseniz açıklamaya en başta AKP için canını veren Memur Sen’den başlayalım:
Memur Sen (8.12.16 Milliyet), Kasım ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırını 1497 TL, yoksulluk sınırı 4309 TL olarak açıkladı. T Kamu Sen ise Ağustosta (06.09.16 Milliyet) açlık sınırını 2322 TL, yoksulluk sınırını 4723 TL olarak açıkladı.
Aynı açıklamayı Türk İş, 28 Kasım’da, dört kişilik bir ailenin açlık sınırını 1417 TL, yoksulluk sınırını 4615 TL olarak açıklarken, mutfak enflasyonunun aylık %82 oranında arttığını ve dolardaki artışın gıda fiyatlarına henüz tam olarak yansımadığını, bir kişinin geçim maliyetinin 1750 TL olduğunu açıkladı.
GMİS (Genel Maden İşçileri Sendikası) Mayıs ayında açlık sınırını 1249 TL, yoksulluk sınırını 3486 TL olarak açıklarken, DİSK (31.12. 16 itibariyle) açlık sınırı için 1900 TL, yoksulluk sınırı içinse 4512 TL istemişti. Bu rakamlar tabi ki Aralık 16 itibariyle değişti.
Açlık ve yoksulluk sorununa, basın yayın ve medya (medya sahiplerinin işverenler olması sebebiyle) pek yer vermese de arada bir kenarda köşede göze çarpan haberler olmuyor değil. Yine Milliyet çıkışlı küçük bir haberde (13.12.16) Iraklı bir anne, “Sokaktaki sebzeleri toplayıp çocuklarıma yediriyorum” diyor. Irak’ta 1,5 milyon kişinin yaşadığı Musul kenti sakinleri, devam eden operasyonlar nedeniyle kıtlıkla boğuşuyor.
Bir örnek de (gerçi yüzlercesi, binlercesi var da) Karadeniz Ereğli’de yaşanıyor. 18 Aralık T24 sitesinde, Hürriyet kaynaklı haberde, Kayseri’de terör saldırısında ölen komando eri Kenan Döngel’in cenazesinde annesi Şehime Döngel’in yazlık ayakkabı giydiği fark ediliyor ve eksi 2 dereceye düşen soğuk havada üşüyen annenin ayakları havlu ile sarılıyor. Daha sonra yakındaki bir mağazadan alınan botlar şehidin annesine giydiriliyor. Bu haberlerin yine yüzlercesi, binlercesi İstanbul gibi anakentlerde, kucağında çocuğu ile para isteyen Suriyeli kadınlarla önlerindeki kartona “açız” diye yazan ve bir battaniyeye sarılmış karı kocanın gelen geçenden para istemeleri, insan olanın içini acıtıyor.
İşçiyle işveren, yoksulla zengin, devletle halk arasındaki gelir dağılımını ve ülkedeki üretimden kimlerin ne oranda pay alması gerektiğine karar veren devlet, kendi yöneticisine havada uçan köşk gibi uçak satın alarak akıl almaz harcamalar yaparken, çalışanların yükünü hem iki kat arttırıyor, hem onlara sıfır zam öneriyor. Emeklileriyse, ülke onların emekleri ile bugüne gelmemiş gibi %3 zam vererek adeta yok sayıyor. Ekonomik krizin, yoksulu, işsizi, çalışanı, emekliyi ezmesi karşısında ülkeyi on yıllarca yöneten iktidarın, toplumun dikkatini başka noktalara çekmek için bin takla attığı gözden kaçmıyor. Ne var ki böylesi iktidarlara oy desteği veren insanımızın da gözüken durumu görmesi gerekiyor. Bir siyasi inat uğruna yanlışa evet demenin nelere mal olduğunu herkesin görmesi gerekiyor.
Ülkemizde olağanüstü durumların yaşandığı herkesin malumu! Suriye, Irak ve diğer komşu ülkelerle olan ilişkilerin yanında büyük emperyal ağabeylerle itişip kakışmalar var. İç sorunlar daha bir başka ve her gün gencecik canlar gidiyor. Görülüyor ki herkes birbirinin kovanına çomak sokuyor. Ülkenin geçtiği olağanüstü durumlardan sokaktaki vatandaş, işinin başındaki işçi, tarlasında çalışan çiftçi, ya da okulundaki öğrenci sorumlu değil elbette. Bunun sorumlusu siyasal iktidarlardır, bugünkü iktidardır.
Ortadoğu’daki kavganın temelinde emperyal güçler arasındaki pazar paylaşımı olduğu açık. Türkiye, Irak savaşıyla bölgede epeyi bir pazar elde etmişti, son zamanda onu kaybetti. Şimdi büyük emperyal güçlerle karşı karşıya. Bakalım ekonomik, siyasi ve kültürel başarısızlığın bedelini bu toplum daha ne kadar ödeyecek?
sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
