Bugünlerde Kürt sorunundan, ekonomik krize, Türk İslam Sentezci Siyasal İslam’ın Suriye çıkmazından otoriter devlet yapısı “Güçler Birliğine” bağımsız gündem oluşturmak, yazı yazmak pek olası değil. Gündemi muhalif açıdan değerlendirenlerin durumu hepimizin malumu, cezaevleri. 12 Eylül 1980 despotik yasa ve anlayışlarıyla yöneten iktidarların ülkeyi getirdikleri bugünkü savaş koşulları, yaşam hakkını, özgürlükleri, insan haysiyet ve onurunu tartışılır hale getirdi. Son AKP İktidarı, yetmiş sekiz milyonu temsil etmekten öte, kendi malı imiş gibi yönetmek istiyor. Bunun için yasama, yürütme ve yargı güçlerini cumhurbaşkanında birleştiren otoriter bir devlet yapısını yasalaştırmaya çalışıyor.

AKP İktidarı, böyle bir otoriter devlet yapısını topluma neden dayatıyor? Devlet, yasa koyar, koyduğu yasaları uygular, uymayanları cezalandırır, cezaya uymayanları asker ve polis gücü ile yola getirir. Bunu sistemin egemen gücü kapitalizm adına yapar. Türkiye ve dünya ülkeleri kapitalizmin karşılaştığı dönemsel krizleri ancak toplumları zapturapt altına alarak aşmıştır. Türkiye kapitalizmi de Cumhuriyetle birlikte sermaye birikimi açısından yaşadığı bu tür sıkıntıları aşmada sıkıyönetimlere sürekli başvurmuş, devlet eliyle işçi sınıfının sermayeye başkaldırısını ezmiş, halka nefes aldırmamıştır. Aynı mantıkla 14 yıldır ülkeyi yöneten AKP İktidarı, ekonomik krize soktuğu siyasal İslamcı sermayenin pazar ihtiyacını karşılamak için toplumu yeniden demokrasi dışı otoriter bir yönetime zorluyor. Ancak buna direnecek bilinçli bir işçi sınıfı ve halktan söz etmek zor, ancak mecliste ve gençlikte cılız bir muhalefeti var.

Kapitalizmin daha çok para, daha çok kar için despotik bir devlet dayatırken, bunun işçi sınıfı ve halk için ne anlama geldiğine bakmakta fayda var.

Toplumsal işbölümünde bir kısım insan emeğini, bir fabrikada, bir işletmede patrona satarak, bir kısım insan da kendi hesabına, mesleğinde çalışarak yaşamını sürdürür. Burada kim, kimin için ne ifade eder, bir de ona bakmak lazım. Bir insanın işgücü, yeteneği kendisi için çok şey ifade ederken, işçinin patron (kapitalist) açısından hiç de kıymeti yoktur. Onun için önemli olan işçinin işgücüdür, ürüne kattığı alın terinin, duygularının, canlı emeğin bir değeri yoktur. İşçinin, işgücünden ne kadar para kazandığı ve biriktirdiği sermayedir. Patron için işçinin onuru, hissiyatı önemli değildir. Ortaçağda feodal bey için köle ne idiyse, bugün işveren için de işçi odur. Toprağı işleyen, her türlü hizmeti yapan köle, derebeyi için yaşam hakkı, özgürlük, haysiyet ve onura ihtiyacı olmayan biridir. Bir kapitalist için de işçi duygusu, hissiyatı, yaşam hakkı, özgürlüğü olmayan biridir, o dünyaya efendisine hizmet için gelmiştir.

Bunu çevremize biraz daha iyi görebiliriz:

Bir usta, bir hizmetçi anlayışı ile bir çırağı işgücünden yararlanılması gereken ama ona her türlü kötü muamele yapma hakkını görebiliyorsa, işveren için de devlet, işçi sınıfının her türlü haklarını kısıtlayabilir. Öğretmen için öğrenci neyse öğretmen de devlet için aynı şeydir. Öğretmen, çocukları ve gençleri taze işgücü olarak yetiştirip iş piyasasına sunmazsa, devlet onu ne yapar? İşine son verir. Maliyeci para toplamazsa orada oturabilir mi? Sonuçta o devlet emrinde olan biridir. Bir ilaç firması için doktor ve hastanın değeri nedir? Hasta, firma için en iyi tüketici, doktor ise en iyi ilaç pazarlayıcısıdır. Gerçi halkın doktorlarının buna karşı direnç gösterdikleri görülüyorsa da sonuç aynı. Özel şoförün yeteneğiyle patronu kazadan korumanın bir önemi var mıdır? Bir danışmanın politikacısı için ürettiği akıldan, fikirden kendisine fayda sağlayabiliyor mu? Toprak ağası için ırgat ne ise, sermaye için de insan odur. Erk sahibi için insan, duygusu, hisleri, hak ve özgürlükleri olan değil, enerjisinden yararlanılması gereken bir araçtır. AKP eski milletvekili ve Haber Türk Gazetesi Yazarı Muhsin Kızılkaya “asker” için bakın ne söylüyor. M Kızılkaya, Haber Türk televizyonunda canlı yayında “askerin görevi ölmek, hayatını vermektir, bunun için maaş alıyor, bana ekstra bir iyilik yapmıyor” diyor. (Mynet Haber Sitesi, 11.10.16).

Anlaşılıyor ki, asker devlet için ne ifade ediyorsa, M Kızılkaya da AKP İktidarı için aynı şeyi ifade ediyor. Ama bunu bir de bir anne babalara soralım


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.