Bu yıl (2017) için sevdiklerime iyi dileklerimi bildiremedim. Belli bir nedeni yok ama içimden gelmedi. Kendi iç dünyamda hesaplaşamadığımdan belki. Belki de geçen yıl umut ettiklerimin gerçekleşmemesinden de öte 2016nın aramızdan aldıkları, elimizden kayıp giden umutlarımızın bende bıraktığı hüznün karamsarlığıdır.

Dostlarımın iyi dileklerine göz gezdirdim, hepsi 2017ye sitem ederek, “eğer 2016 gibi geleceksen, ya hiç gelme, ya da çabuk çek git” diyorlardı. Bense hiç birisini diyemedim. Nasıl diyeyim, önce annemden sonra hayatta en çok sevdiğim ablamı elimden aldı. Sonrası malum, ülkemin insanlarını birbirine düşüremedi ama içerden ve dışardan düşmanlara seyre baktırdı. Yine 2016, benim hatırlamaktan ve hatırlatmaktan utanç duyduğum, toplu ölümler karşısında ülkemin yöneticilerininse onur meselesi yapıp istifa bile etmedikleri bir yıl oldu. Ölümler karşısında gözyaşlarımızı saklayabildik ama ruhumuz üzüntülere gark oldu.

Yılın son akşamı medya 2016nın kitlesel terör ölümlerinin dökümlerini verirken, yılın kayıp bilânçosu hakkında, dağdaki çobanı bile bizden sorarlar, diyen yöneticilerimizden çıt da bir ses çıkmadı. Ama toplumun kulağı yine sesteydi. Çünkü bir iki gündür, hatta bir iki hafta önceden havuz medyası yılbaşı kutlamaları ile insanları sürekli karşı karşıya getirme provaları yapıyordu. Önemlisi de Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez 30 Aralık 2016da ki Cuma Hutbesinde “Her yılın sonu, yeni bir yılın başlangıcıdır. Unutmayalım ki ömür sermayesinden geçen bir yılın sonunda kendini ve yaradılış gayesini unutarak değerlerimizle örtüşmeyen, insan hayatına katkısı olmayan gayrı meşru tutum ve davranışlar sergilemek bir mümine asla yakışmaz. Yeni bir yılın ilk saatlerinin başka kültürlere, başka dünyalara ait yılbaşı eğlenceleri ile israfa dönüştürülmesi ne kadar da düşündürücüdür. Sevap- günah, hayır- şer muhasebe yapılması gereken saatlerin emek harcamadan zengin olmak arzusuyla kumar, piyango gibi şans oyunlarıyla heba edilmesi ne kadar da düşündürücüdür” demiş, (Kaynak 30 Aralık 2016 İstanbul Valiliği İl Müftülüğü Sitesi) yılbaşını gayrı meşru ilan etmişti. Kumar ile milli piyangoya karşı çıkarak doğrusunu yapmıştı ama bunu da bize değil, AKP İktidarına söylemesi gerekiyordu.

Emekli maaşlarına yapılan %3lük zam ile herhangi bir eğlence yerine gidecek halimiz olmadığı halde kulağımız, bu tür toplu eğlence yerlerinden gelecek bir seste idi. Yine de aklımıza gelen başımıza geldi. İstanbul’da bir gazinoda gençler silahla taranarak 39 kişi öldü. Bu olay 2016nın bilânçosunu da hatırlatmayı gerekli kıldı.

12 Ocak 2016 da Sultanahmet’te yapılan saldırıda 11 Alman turist, 13 Ocak 2016 da Diyarbakır- Çınarcık’da üçü çocuk 6 kişi, 17 Şubat 2016 da Ankara’da bombalı araçla saldırıda 28 kişi öldü. 13 Mart 2016 da Ankara Kızılay’daki saldırıda 35 kişi, 19 Mart 2016 da İstanbul İstiklal caddesinde 3 İsrailli, bir İranlı dört kişi, 12 Mayıs 2016 da Diyarbakır Sur’da 16 kişi hayatını kaybetti. 07 Haziran 2016 da İstanbul Vezneciler’de 6 polis 12 kişi, 08 Haziran 2016 da Mardin Midyat’ta Emniyete yapılan saldırıda 5 kişi, 28 Haziran 2016 da İstanbul Hava limanında üç İŞİD’LİNİN intiharı ile 41 kişi öldü, 10 Ağustos 2016 da Diyarbakır Sur’da 6 kişi öldü. 15 Ağustos 2016 da Diyarbakır bölge trafikte 5 polis toplam 8 kişi, 20 Ağustos 2016 da Gaziantep Şahinbey’de düğünde 51 kişi öldü.

Son Aralık ayına geldiğimizde 10 Aralıkta İstanbul Beşiktaş’ta iki bombalı saldırı olmuş 44 kişi, bir hafta sonra 17 Aralıkta Kayseri’de 15 asker ölmüş, 38 asker yaralanmıştı. 1 Ocak 2017 de İstanbul Ortaköy’de 39 kişi öldü, 65 yaralı var (01 Ocak 2017 Sözcü Gazetesi).

Bütün bu olaylar karşısında, milletin seçtikleri ve millete karşı sorumlu olanlar, bildik demeçlerle karşımıza çıktılar. “Türkiye yi istikrarsızlaştırmak istiyorlar.” Bu söz doğru ise, sizin göreviniz ülkede istikrar sağlamak, hesap vermek değil mi? Yoksa sosyal medyadan sizi eleştirenleri cezalandırmak mı?


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.