Bu yazı, sermayenin topluma, işçi sınıfına giydirmek istediği yeni anayasa gömleğinin ne ifade ettiğine örnek bir çalışmadır. (*) (Yusuf Zamir’in bu yazısı http://marksistelestiri.net/2016/06/11/demokrasinin-toplumsal-temeli/ sitede yayınlanmıştır

Sömürü, karşılığı ödenmemiş “emeğe” el konulması demektir.

“Karşılığı ödenmemiş artı- emeğin doğrudan üreticilerden çekilip alınmasının özgül ekonomik biçimi, yönetenler ile yönetilenlerin ilişkisini belirler. Bütün toplumsal yapının, onunla birlikte egemenlik ve bağımlılık ilişkisinin siyasal biçiminin, kısacası ona tekabül eden devletin biçiminin en içteki sırrını, gizli temelini açık eden şey daima, üretim koşullarına sahip olanlarla doğrudan üreticiler arasındaki ilişkidir.” (Karl Marks, Kapital)

Kapitalizm öncesi toplumlardaki doğrudan üreticiler, tabiiyet ilişkisiyle egemenlere, köle ilişkisiyle köle sahiplerine, serf ilişkisiyle de feodal beylere kişisel olarak doğrudan bağımlıdırlar. Bu toplumlarda, “karşılığı ödenmemiş artı- emeğin doğrudan üreticilerden çekilip alınmasının özgül ekonomik biçimi, dolaysız- çıplak el koymaya dayalıdır. Bundan ötürü mülk sahiplerinin mülksüzler üzerindeki egemenliği doğrudandır, açık seçiktir, kolayca anlaşılır. Örneğin egemen sınıf üyeleri, hem mülk sahipleri olarak, hem de siyasal iktidar sahipleri olarak doğrudan doğruya devleti oluştururlar.

Meta ilişkileri geliştikçe toplumsal güç yavaş yavaş kişilerin elinden kayıp metada, değerde, parada, piyasada, sermayede yoğunlaşmaya başlar. Meta üretiminin genelleşerek egemen hale geldiği kapitalist toplumlarda insanlar arasındaki ilişkiler artık eskisi gibi kişisel bağımlılık ilişkileri değil, meta, para, değer, piyasa, ücretli emek gibi bağımlılık ilişkileridir. Kapitalist toplumlarda bireylerin hâkimi ve efendisi artık ağa, paşa, bey gibi örfen, siyaseten güçlü mülklü kişiler değil, nesnel toplumsal dolayımlardır.

Kapitalizm öncesi toplumlardaki sömürü, mülk sahiplerinin, mülksüzler üzerindeki kişisel tahakkümüne dolaysız- çıplak el koymaya dayanır. Kapitalist toplumlardaki sömürü ise bireylerin hâkimi ve efendisi olan kişilerden uzak, toplumsal ilişkilerin nesnel zorlamasına dayanır. Kapitalistlerin mülksüzleri sömürmesi meta, değer, para, ücretli emek, sermaye gibi dolaylı ekonomik ilişkilerle gerçekleşir. Kapitalizm öncesi toplumlardaki köle ya da serflerin işgüçleri (emekleri) pazarda serbestçe alınıp satılan bir meta değil, mülk sahiplerinin mülk sahiplerinin tasarrufu altındadır.

Kapitalist toplumlarda ise doğrudan üreticilerin işgücü, meta şeklini almış, emeğin özgür satıcısı olarak işçi kimliği kazanmışlardır. Yani kişisel bağımlılıktan kurtularak “özgür birey” haline gelmişlerdir. İşgüçleri meta, ticari mal olarak para karşılığında alınıp satılabilir oldu. Ne var ki özgür işçiler, mülksüz, yani üretim ve geçim araçlarından yoksun oldukları için, yaşayabilmeleri için işgüçlerini kapitalistlere satmak zorundadırlar. Kapitalist sömürünün ekonomik biçimi, emek satıcısı işçiler ile emek alıcısı kapitalistlerin birbirleriyle yaptıkları ücretli emek sözleşmesine dayanır. Bu sözleşme kendisine yabancılaşmış ve iş ortamında aptallaşmış yalıtık bireylere sanki eşit koşullarda yapılıyormuş gibi görünür. Oysa gerçekte taraflar arasında üretimin maddi koşullarına sahiplik bakımından eşitsizlik vardır.

İşgücü metaının alınıp satıldığı, dolaşım alanındaki eşitlik ve özgürlük illüzyonu (yanılsaması) işyerinde gerçekleşen artı- değer sömürüsünün üzerini mistik (gizemsel, bilgi ve akıldan uzak) sislerle örter. Bu mistik sislerden ötürü içyüzü kolayca anlaşılamayan kapitalist sömürü mekanizması, işçilerle kapitalistler arasındaki sanal eşitlikten kendisine bir toplumsal meşruiyet illüzyonu üretir. Bu durum, meta alışverişine taraf olanlar arasında görünürde eşit yurttaşlar olarak siyaset alanına katılma hakkını tanıyan demokrasiyi doğurur. Demokrasi yurttaşa ait hak ve özgürlükleri, yurttaşlar arasında biçimsel eşitliği kabul eden devlet ve toplum düzenidir.

Son anayasa çalışmasının, demokrat kamuoyu, toplumsal dinamikler olan sendikalar, dernekler ve işçi sınıfı partileri üzerine nasıl bir sis perdesi örtmek istediği şimdi çok daha kolay anlaşılıyor, sanırım.

http://marksistelestiri.net/2016/06/11/demokrasinin-toplumsal-temeli/


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.