Evet, Türkiye’nin bir seferberliğe ihtiyacı var. Ama bu ne seferberliğin, başı sonu nedir, toplum bu görevlere hazır mı, hazır değilse nasıl hazırlanır tartışmak gerekiyor. Bu seferberliği tartışmanın tam da zamanı; ne kadar erken başlarsa o kadar yoğun, derin ve kaliteli ve sahipli olacaktır. Hodri meydan!

Seferberliğin adını şöyle koyabiliriz: bilim seferberliği. Bilim varsa üretim, üretim varsa ahlak, ahlak varsa din olacaktır. Aksi takdirde ne üretim, ne ahlak ne de din olur. Dünyada sadece bilgi dağıtılınca eksilmez; aksine çoğalır; özgürlük olur, barış olur, bağımsızlık olur, adalet olur, eşitlik olur, kalite olur. Çünkü bilgi-bilim eşittir evren…

Seferberliğin ne kadar önemli olduğunu hayatımızın temeli olan ekonominin sorunlarına baktığımız zaman anlayabiliyoruz.

26 Aralık 2016 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Pelin Ünker’in verdiği habere göre “323 bin 750 KOBİ firması icralık olmuş, bu miktar firma bazında geçen ekim ayında 284 bin 645’miş. KOBİ’lerin kullandığı krediler Ekim 2015’te 382 milyar 601 milyon lira iken Ekim 2016 sonu itibariyle 407 milyar 694 milyon liraya çıkmış.  İcralık kredilerin TL bazında tutarı ise 15 milyar 155 milyon liradan 20 milyar 471 milyon liraya çıkmış. KOSGEB desteğine başvuranların sayısı ise 245 bin KOBİ.

Türkiye’deki KOBİ’lerin genel değerlendirmesi ise şöyle: Toplam KOBİ sayısı 3 milyon 837 bin 276 adet. Türkiye işletme sayısının yüzde 99’unu oluşturan KOBİ’ler ekonomide katma değerin yüzde 54’ünü yaratıyor, üretimin yüzde 56’sını, istihdamın yüzde 50’sini, ihracatın yüzde 60’ını gerçekleştiriyor, maaş ve ücretlerin yüzde 53’ünü ödüyor. Bankalardaki ödenmeyen kredilerin toplamı 55 milyar lira ve bunun yüzde 36’sını KOBİ kredileri oluşturuyor.”

2017 yılı asgari ücreti net 1404 lira olarak belirlendi. Buna Hak-İş “hayal kırıklığı”, CHP Genel Başkanı “alsınlar kendileri geçinsinler” ve HDP de “net en az 2350 lira olmalıdır, çünkü yoksulluk sınırı 4bin 700 liradır, bunun yarısı olmalıdır” dedi.

Ben HDP’ye katılıyorum, asgari ücret en az 2 bin 350 lira olmalıdır. Yoksa ekonomi çöker, ekonomi ile birlikte insanlık çöker. Ekonominin ilerlemesinde temel fonksiyon çalışanlara verilen ücrettir. Bugünkü Türkiye’nin çöküntüsünün altındaki neden insanlara verilen değerin yerlerde sürünmesidir.

Tarımdaki çöküntünün de altında tarım ürünlerine verilen fiyatların maliyeti bile karşılamaması, devletin gereken fiyat desteğini, gübre ve mazot desteğini vermemesi ve kurumsallaşamama, kurumsallaşamamanın yarattığı sahipsizlik, güvensizlik duygusu yatmaktadır. Zira GSMH 14 2003-2015 yılları arasında ortalama yüzde 4,7 büyürken tarım yüzde 2,3 büyümüştür.

Türkiye’nin dış ticaret açığı Kasım 2016’ya göre yıllık 50,4 milyar dolar olmuş. Bu ay sonuna göre ithalat 180,2 milyar dolar, ihracat 129,8 milyar dolar. Bu rakamlar son yıllarda hemen hemen aynı ve açık tutarı da ithalata göre yüzde 30 civarında. Yani biz hep üretmeden tüketiyoruz. Sürekli borçlanıyoruz; açıkları hizmet sektörü de karşılayamıyor. Sonuçta tüm ekonomi yabancıların denetimine geçmeye başladı. Ve yabancıların kâr payları ödenirken de borçlanmak zorunda kalıyoruz.

İşte bunun için bir seferberlik gerekiyor: bilim seferberliği, çalışma seferberliği(tüm 25-60 yaş arasındaki yurttaşlar çalışmalı, bunun için ülkedeki insanların çalıştıkları zamanları toplayıp 6 saate bölersek herkese iş var) yaparsak; adalet, barış, özgürlük, eşitlik ve demokrasi sorunları en aza iner.

Yapılacak ilk seferberlik ise kardeşlik…ötekileştirmeden vaz geçme seferberliği…


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.